"Hocam, sadece göbeğimi eritmek istiyorum."
Muhtemelen mesleğim boyunca bana en çok sorulan sorulardan biri bu. Hemen ardından da şu geliyor: "Basenlerim gitsin yeter.", "Kollarım incelsin başka bir şey istemiyorum." ya da "Her gün mekik çekiyorum ama göbeğim neden erimiyor?"
Aslında sizi çok iyi anlıyorum. Aynaya baktığınızda dikkatinizi çeken bölgeye odaklanmanız çok doğal. Hepimiz vücudumuzda değiştirmek istediğimiz bir alan belirliyoruz. Ancak işin bilimsel tarafı, ne yazık ki düşündüğümüz kadar basit işlemiyor.
Şöyle düşünelim...
Evinizdeki kaloriferi çalıştırdığınızda yalnızca salon mu ısınıyor? Hayır. Isı bütün eve yayılıyor. Vücudumuz da yağ yakarken buna benzer bir sistemle çalışıyor. Hareket ettiğinizde ya da egzersiz yaptığınızda enerji ihtiyacınızı sadece çalıştırdığınız bölgedeki yağlardan karşılamıyor. Yağlar, tüm vücuttaki depolardan dolaşıma katılıyor ve ihtiyaç duyulan yerde kullanılıyor.
Yani yüzlerce mekik çekmeniz, sadece karın bölgesindeki yağların eriyeceği anlamına gelmiyor.
Peki o zaman karın egzersizleri boşuna mı?
Kesinlikle hayır.
Karın egzersizleri karın kaslarınızı güçlendirir. Squat yaptığınızda kalça ve bacak kaslarınız gelişir. Kol çalıştığınızda kollarınız daha sıkı hale gelir. Ancak bu egzersizler yağları sihirli bir şekilde o bölgeden uzaklaştırmaz. Yağ oranınız genel olarak azaldığında, alttaki güçlü kaslar daha belirgin hale gelir. İşte insanlar çoğu zaman bunu "bölgesel yağ yakımı" olarak yorumlar.
Bir de şu durum var...
Hiç çevrenizde "Ben önce yüzümden kilo veriyorum." diyen biri oldu mu? Ya da tam tersine, "Ne yaparsam yapayım basenlerim en son inceliyor." diyen?
İkisi de haklı.
Çünkü yağların hangi sırayla azalacağına siz karar veremiyorsunuz. Genetik yapınız, hormonlarınız, yaşınız ve cinsiyetiniz bu süreci büyük ölçüde belirliyor. Kimisinin yüzü önce inceliyor, kimisinin beli, kimisinin ise en inatçı bölgesi kalça veya karın oluyor.
İşte tam da bu yüzden kendinizi başkalarıyla kıyaslamamanız gerekiyor. Her vücudun kilo verme hikâyesi birbirinden farklıdır.
Bir başka yanlış inanış da "Ne kadar çok terlersem o kadar çok yağ yakarım." düşüncesi.
Keşke bu kadar kolay olsaydı...
Terlemek, yağların eridiğini değil; vücudunuzun kendini soğutmaya çalıştığını gösterir. Egzersiz sonrasında tartıda gördüğünüz ani düşüşlerin büyük kısmı su kaybıdır. Su içtiğinizde o kilo zaten yerine gelir. Bu nedenle terleten kemerler, streç filmler ya da benzeri ürünler yağ yakımını hızlandırmaz.
Sosyal medyada zaman zaman "7 günde göbek eritme", "10 dakikada basen inceltme" ya da "Bu hareketle kol yağlarına veda edin." gibi iddialı başlıklar görüyorum.
İtiraf edeyim, kulağa oldukça cazip geliyor.
Ama bilim bize şunu söylüyor: Kalıcı değişim, kısa yollarla değil; düzenli beslenme, hareketli bir yaşam, yeterli uyku ve sabırla geliyor. Belki bu yöntem biraz daha zaman alıyor ama sağlığınızı koruyan ve uzun yıllar devam ettirebileceğiniz tek yol da bu.
Üstelik sadece kilo vermek değil, kas kütlenizi korumak, metabolizmanızı desteklemek ve kendinizi daha enerjik hissetmek de bu sürecin en değerli kazanımları arasında yer alıyor.
Benim size önerim...
Vücudunuzun sadece sizi rahatsız eden bölgesine odaklanmak yerine, ona bir bütün olarak bakmanız. "Sadece göbeğim erisin." ya da "Yalnızca basenlerim incelsin." diye düşünmek yerine, sağlıklı alışkanlıklar kazanmayı hedefleyin. Dengeli beslenin, düzenli hareket edin, kaslarınızı güçlendirin ve kendinize zaman tanıyın. Çünkü vücudunuz değişime direnmek için değil, doğru koşullar sağlandığında değişebilmek için programlanmıştır. Sabırlı olduğunuzda aynadaki değişim de, sağlığınızdaki iyileşme de mutlaka sizi mutlu edecektir. Unutmayın; kalıcı başarı, mucize yöntemlerde değil, sürdürülebilir yaşam alışkanlıklarında saklıdır.