"Doktor Hanım, inanın çok yemiyorum ama yine de kilo veremiyorum."
Bu cümleyi muayenehanemde o kadar sık duyuyorum ki... Belki siz de aynı şeyi söylüyorsunuz. Hatta gün içinde kendinizi sürekli mutfağa giderken yakalıyor, "Daha yeni yemek yemiştim, neden yine acıktım?" diye düşünüyorsunuz.
İşte tam bu noktada size bir soru sormak istiyorum.
Acaba sorun gerçekten ne kadar yediğiniz mi, yoksa vücudunuzun yediklerinizi nasıl kullandığı mı?
Çoğu zaman cevap ikincisi oluyor.
Vücudumuzun kan şekerini düzenleyen en önemli hormonu insülindir. Normalde yediğiniz besinlerden elde edilen şekeri hücrelerin içine taşır ve enerjiye dönüşmesini sağlar. Ancak bazen hücreler insüline eskisi kadar iyi yanıt vermez. Vücut da bu durumu telafi edebilmek için daha fazla insülin üretmeye başlar. İşte buna insülin direnci diyoruz.
"Peki bu bende nasıl anlaşılır?" diye sorabilirsiniz.
Sürekli acıkıyor musunuz? Özellikle tatlı yemeden duramıyor musunuz? Yemeklerden sonra ağırlık çöküyor, gözleriniz kapanıyor mu? Diyet yapmanıza rağmen tartı haftalardır aynı yerde mi duruyor?
Eğer bu soruların birkaçına "Evet." diyorsanız, bunun nedenini araştırmanın zamanı gelmiş olabilir.
Şunu da sık duyuyorum:
“Ama benim şeker hastalığım yok”
Bu doğru olabilir. Ancak insülin direnci, diyabetten çok daha önce başlayan sessiz bir süreçtir. Yani kan şekeriniz normal görünürken bile vücudunuz normalden çok daha fazla insülin üretiyor olabilir. İşte bu yüzden erken dönemde fark edilmesi büyük önem taşır.
Bir başka yanlış inanış da şu:
‘İnsülin direnci sadece kilolu kişilerde olur’
Hayır. Normal kilolu hatta zayıf görünen kişilerde bile insülin direnci gelişebilir. Özellikle karın çevresindeki yağlanma ve düşük kas kütlesi bu riski artırabilir. Kısacası sadece tartıya bakarak metabolik sağlığınızı değerlendirmek doğru değildir.
Peki ne yapmalıyım?
İlk olarak mucize diyetlerin peşinden koşmamalısınız. Çünkü insülin direnci birkaç haftalık bir detoks programıyla düzelmez. Tedavinin temelini; dengeli beslenme, yeterli protein ve lif tüketimi, rafine şekerin azaltılması, düzenli fiziksel aktivite, kaliteli uyku ve stres yönetimi oluşturur. Gerektiğinde hekim kontrolünde ilaç tedavisi de planlanabilir; ancak hiçbir ilaç sağlıklı yaşam alışkanlıklarının yerini tutamaz.
Yazının sonunda size son bir soru bırakmak istiyorum.
Vücudunuz size uzun zamandır bir şeyler anlatmaya çalışıyor olabilir mi?
Belki sürekli acıkmanız, tatlı krizleriniz ya da kilo vermekte zorlanmanız sadece günlük hayatın sıradan bir parçası değildir. Belki de bunlar, metabolizmanızın yardım çağrısıdır.
Unutmayın, insülin direnci erken fark edildiğinde kontrol altına alınabilen bir durumdur. Kendinizi suçlamak yerine vücudunuzun verdiği sinyalleri dinleyin. Çünkü bazen sağlıklı bir yaşamın başlangıcı, doğru soruyu sormakla olur.