Sıcak havalarda sağlığınızı korumanın altın kuralları

Dr. Ayça Kaya

Yazan: Dr. Ayça Kaya

· 3 dk okuma

Sıcak havalarda sağlığınızı korumanın altın kuralları

Havalar ısındığında çevrenizden en sık duyduğunuz tavsiye nedir? 

Muhtemelen 'Bol bol su iç!'

Peki gerçekten sıcaklardan korunmak için tek yapmamız gereken bu mu?

Aslında işin biraz daha derinine indiğimizde cevabın hayır olduğunu görüyoruz. 

Çünkü yaz aylarında sıcaklıklar yükseldikçe vücudumuz da ciddi bir mücadele vermeye başlıyor. Özellikle yaşlılar, çocuklar, kronik hastalığı olan bireyler ve fazla kilolu kişiler bu sıcaklardan daha fazla etkilenebiliyor.

Peki vücudumuz sıcakla nasıl baş etmeye çalışıyor? 

Tabi ki terleyerek. Ancak burada önemli bir nokta var: Terlemek sadece su kaybetmek anlamına gelmiyor. Terle birlikte vücudumuz sodyum, potasyum ve magnezyum gibi hayati mineralleri de kaybediyor. Bu mineraller hücrelerin çalışması, kasların kasılması, sinir sisteminin görevlerini yerine getirmesi ve kalp ritminin korunması için elzem. Eksik olan bu mineraller yerine konulmadığında halsizlik, baş ağrısı, kas krampları, baş dönmesi, konsantrasyon güçlüğü ve performans düşüklüğüne neden olabiliyor.

Bu nedenle tuz kısıtlaması olmayan bireylerde gün içerisinde maden suyu, ayran veya yoğurt gibi mineral içeriği yüksek besinlere yer vermek oldukça önemli. Ancak hipertansiyon, böbrek hastalığı veya kalp yetmezliği gibi özel sağlık durumları bulunan kişilerin sıvı ve mineral tüketimi konusunda doktorlarının önerilerini dikkate almaları gerekir.

Ve gelelim su konusuna, özellikle yaz aylarında susama hissini beklemeden su için

Çünkü vücudumuzun bize verdiği susama hissi aslında vücudun bize gönderdiği geç kalınmış bir alarm. Özellikle ileri yaşlarda susama mekanizması zayıflayabilir ve kişi susadığını fark etmeden ciddi sıvı kaybı yaşayabilir.

Bu nedenle sıcak havalarda susamayı beklemeden düzenli aralıklarla sıvı tüketmek önemli. Her saat başı bir bardak tüketebilirsiniz. İdrar renginin koyulaşması, ağız kuruluğu, halsizlik ve baş ağrısı da yetersiz sıvı alımının önemli işaretleri arasında yer alır.

Peki güneşin en tehlikeli olduğu saatleri biliyor musunuz?

Birçoğumuz yazın gün içinde istediğimiz saatte dışarı çıkabileceğimizi düşünüyoruz. Oysa günün bazı saatleri var ki vücudumuz için adeta ekstra dikkat gerektiriyor. Özellikle 11.00 ile 16.00 saatleri arasında güneş ışınları yeryüzüne daha dik açıyla ulaşıyor. Bu da yalnızca güneş yanığı riskini artırmakla kalmıyor; sıcak çarpması, aşırı sıvı kaybı ve tansiyon problemleri gibi sağlık sorunlarının da daha sık görülmesine neden oluyor.

'Birkaç saat dışarıda kalmaktan ne olur ki?' diye düşünebilirsiniz. 

Ancak sıcak havalarda vücudumuz normalden çok daha fazla çalışmak zorunda kalır. Özellikle kalp ve damar sistemi, vücut ısısını dengelemek için ekstra çaba harcar. Bunun sonucunda tansiyonda ani değişiklikler yaşanabilir, kalbin yükü artabilir ve bazı kişilerde baş dönmesi ya da baygınlık hissi ortaya çıkabilir.

Bu nedenle yüksek tansiyon, kalp hastalığı veya diyabet gibi kronik rahatsızlıkları bulunan bireylerin bu saatlerde mümkün olduğunca dışarı çıkmamaları, gölge alanları tercih etmeleri ve yürüyüş ya da egzersiz gibi fiziksel aktivitelerini sabah erken saatlere veya akşam serinliğine bırakmaları daha sağlıklı. Özellikle çocuklar ve yaşlılar sıcak çarpmasına karşı daha savunmasızdır. Bu nedenle sıcak havalarda araç içinde çocuk veya yaşlı birey bırakılmaması hayati önem taşır.

Unutmayın; yazın sadece ne yediğimiz ve ne kadar su içtiğimiz değil, günün hangi saatlerinde dışarıda olduğumuz da sağlığımız üzerinde büyük bir etkiye sahip.

Ve beslenme…

Yaz aylarında ağır ve yağlı yemekler sindirim sistemine ekstra yük bindirebilir. Bunun yerine sebze ağırlıklı öğünler, mevsim meyveleri, yoğurt, kefir, ayran ve kaliteli protein kaynakları tercih edebilirsiniz. Karpuz, kavun, salatalık, domates ve yeşillikler gibi su içeriği yüksek besinler günlük sıvı alımına destek sağlayabilir. Ancak meyvelerin de doğal şeker içerdiği unutulmamalı ve porsiyon kontrolüne dikkat edilmelidir. Ayrıca aşırı kafein ve alkol tüketimi sıvı kaybını artırabileceği için özellikle sıcak günlerde kontrollü tüketilmelidir.

Bir diğer önemli konu ise kıyafet seçimi. 

'Hocam ne giydiğimiz gerçekten fark eder mi?' diye düşünebilirsiniz. 

Size cevabım: Evet, eder. 

Özellikle açık renkli, ince ve nefes alabilen kumaşlardan yapılmış kıyafetler vücudun serin kalmasına yardımcı olur. Buna karşılık dar ve sentetik kıyafetler vücut ısısının daha fazla yükselmesine neden olabilir.

Dışarı çıkmanız gerekiyorsa geniş kenarlı bir şapka ve güneş gözlüğü kullanmayı da ihmal etmeyin. Basit gibi görünen bu önlemler, güneşin olumsuz etkilerinden korunmada düşündüğünüzden çok daha etkili olabilir.

Kısacası, sıcak havalarda sağlığınızı korumanın yolu sadece serinlemeye çalışmak değil; vücudunuzun ihtiyaçlarını doğru şekilde karşılamak ve onun verdiği sinyalleri zamanında fark etmek.


Diğer yazarlar

Podcast

GDH'i Google'da takip edin

Google'un yeni Tercih Edilen Kaynaklar özelliğiyle veya Google Haberler'den GDH içeriklerini doğrudan akışınıza ekleyin.

Yazı Boyutu

Haberin görünümü bu boyutta görünücek. Göz yorgunluğu olmadan rahat okuma.

Haberi Paylaş

Sayfayı Paylaş

GDH'yi bir arkadaşınıza tavsiye etme ihtimaliniz 0-10 skalasında kaç olur?

Hiç tavsiye etmezdimKesinlikle tavsiye ederim