Aslında yeni parti değil, CHP’yi yeniden bölen parti

Hasan Basri Akdemir

Yazan: Hasan Basri Akdemir

· 3 dk okuma

Aslında yeni parti değil, CHP’yi yeniden bölen parti

Ne aşırı sağ, ne aşırı sol. Atatürkçü yol!

Ortanın Solu ideolojisinin benimsenmesiyle yaşanan yol ayrımı bugünkü gibi bir koltuk kavgası, “Biz iktidara geleceğiz” siyasetsizliği ya da “İmamoğlu’nu Cumhurbaşkanı yapmamız lazım” arzusu gibi değildi. Çok katı ve sert bir ideolojik tartışmaydı. Kurultay’da günler süren tartışmalarda seçilemeseler de “CHP sosyalist değildir ve olmayacaktır” yazdırarak Kurultay Sonuç Bildirisi yayınlatacak kadar etkili bir muhalefet yapan “Sekizler Hareketi” 1967’de Güven Partisi’ni kurdu.

Turhan Feyzioğlu’nun liderliğinde kurulan partinin 47 vekili ve senatörü vardı. Faik Öztrak’ın babası Orhan Öztrak’ın da aralarında bulunduğu güçlü bir kadroyla iddialı bir şekilde böldüler CHP’yi. Partinin bildirisinde “Yolumuz Atatürk’ün gösterdiği yoldur” diyorlardı.

Güven Partisi 1969 seçimlerinde % 6,58 oy aldı ve 15 milletvekili çıkardı. Daha sonra başka katılımlar da oldu. CHP’nin gücünü kırmak dışında bir işe yaramadı.

Bülent Ecevit’in Genel Başkan olmasıyla Ortanın Solu ideolojisine karşı bir hareket de Kemal Satır önderliğinde ortaya çıktı. 58 vekil ve senatörden oluşan “Bağımsız Halkçılar” CHP’yi 5 yıl içinde ikinci kez böldü ve Cumhuriyetçi Parti’yi kurdular.

CHP karşısında daha da büyümek ve CHP’nin yerini alıp, Meclis’te daha büyük olup, gücü eline almak isteyen “Yeni Partiler” birleşti. Güven Partisi ile Cumhuriyetçi Parti, Cumhuriyetçi Güven Partisi oldu. Hatta hükümet ortağı oldular. 73’te kurulan hükümette 6 bakanla devlet yönettiler.

1973 seçimlerinde aldıkları oy ise estirdikleri rüzgara değmedi. Yüzde 5,3 oy alan CGP 13 vekille temsil edildi. Daha ilginci bu parti CHP’nin o çok başarılı seçimiyle aldığı oydan sonra Kıbrıs Harekatı dönemini kapsayan CHP/MSP koalisyonundan sonra kurulan sağ blokla hareket etti ve Birinci Milliyetçi Cephe’de hükümet ortağı oldu. Daha sonra iyice AP’te angaje oldular ve yavaş yavaş siyaset sahnesinden silindiler.

12 Eylül’ün CHP’si SHP

12 Eylül rejimini bir iki yıl içinde muhallebiye çeviren Özal sayesinde üzerlerinden silindir geçmiş olan Sol, siyasetin kirli dünyasından nefret eden kibar adam Erdal İnönü’nün birleştiriciliği ile toparlandı ve Sosyal Demokrat Halkçı Parti iki partinin birleşmesiyle 1985’te kuruldu.

Bu bölümde SHP’den olan bölünmeler söz konusu oldu. Daha kuruluş aşamasında Bülent Ecevit’le temel görüş ayrılıkları yaşadılar ve DSP’yi Ecevit kurdu. Ancak DSP de başında Ecevit olmasına rağmen “6 Oku bölen” olmuştu. Ve Ecevit’in DSP’si 90’lı yılların sonuna kadar pek bir varlık gösteremedi. 

Bir diğer bölünme Deniz Baykal’ın muhalefet hareketinin sonucu olarak yeniden kurulan CHP ile oldu. Ancak adının CHP olması onun “Yeni bir parti” olduğu gerçeğini ve ana gövdeden koptuğu gerçeğini değiştirmedi.

1994 seçimleri büyük bir kırılmaydı. SHP, 89’daki seçimlerde çok büyük bir başarı göstermişti ancak 89’dan sonra SHP, parti içi muhalefetin yıpratıcı kurultayları ve iç kavgalarıyla, İSKİ gibi yolsuzluk dosyalarıyla ve sonucunda Deniz Baykal’ın CHP’yi kurmasıyla bölünmeyle yaralar almıştı. 94 seçimlerine Sol 3 parça girdi. Ve 3 partinin toplam oyu bir önceki yerel seçimde SHP’nin oyunun 11 puan gerisindeydi.

Artık bundan sonra tek çare birleşme diyenler SHP’yi kapatıp, CHP’de birleştiler. Ancak bu sefer de “Ana gövde” sorunları ve ideolojik sallanmalar yaşandı. Asıl CHP’nin sosyal demokrat duruşundan çok daha farklı bir duruş vardı ve 95’te iki parça sol tam ortadan ikiye bölündü ve Ecevit bu arada yükselmiş oldu.

1999 seçimlerinde ise DSP ağır bastı. Kitlesinin ana gövdesi olur olmaz Ecevit’in hastalığı ve vefatıyla bölündü. İsmail Cem ve Hüsamettin Özkan’ın Yeni Türkiye Partisi 2022’de 1,15 oy ile ve 2004’te 0,25 oy ile tarih oldu. 

1999’da ana gövde DSP ve bir bölen CHP’ydi. CHP baraj altı kaldı. 2002 seçimleriyle birlikte CHP’de toplanan sol, DSP’yi Ecevit sonrası güzel bir anı haline getirdi. AK Partili yılların başlamasıyla Ana muhalefet CHP yine bildiğiniz gibiydi ama kitlesinin merkezi olmayı başarmıştı.

Mustafa Sarıgül’ün önce Deniz Baykal’a sonra da Kemal Kılıçdaroğlu’na olan muhalefeti Türkiye Değişim Hareketi’ni doğurdu. Daha sonra bu hareket Türkiye Değişim Partisi halini aldı. Sosyal Medyada yüksek etkileşim almaktan öteye gidemedi ve tekrar CHP’ye döndü Sarıgül.

Muharrem İnce’nin parti içi muhalefeti de Memleket Partisi halini aldı. Süreci bu yazıyı okuyan herkes gün gün hatırlayacaktır. Cumhurbaşkanlığı adaylığından çekilen ama pusulada yer alan Muharrem İnce 0,43 Memleket Partisi ise 0,92 oy aldı. Halbuki 1 ay önce anketlerde yüzde 9 ile 12 arasında görünüyordu. Sonuçta İnce de CHP’ye döndü.

6 okun ana gövdesini bölen Ecevit olmuş kaybetmiş.

Turhan Feyzioğlu olmuş kaybetmiş.

Baykal olmuş kaybetmiş.

İsmail Cem olmuş kaybetmiş.

Sarıgül olmuş kaybetmiş.

İnce olmuş kaybetmiş.

Sadece ana gövde olan kazanmış ve 2002 sonrası yaşayan insanlar 12 Eylül kapatmalarını bilmediği için ana gövdenin CHP dışında herhangi bir parti olduğu zamanları hatırlamıyor.

Bugün Özgür Özel partiyi böldü.

Ekrem İmamoğlu “Ana gövde dışında” sağ seçmeni de kapsayan soldan uzak bir “Yeni Parti” diye bastırıyor. Turhan Feyzioğlu gibi, Deniz Baykal’ın ilk bölüşü gibi bir sonucun ortaya çıkması ihtimalini değerlendiriyorlar mıdır?

Partiyi rüzgarla kurmak normal ama “Ana gövde” olamama ihtimali de yok değil mi? Hele de CHP’den daha merkezde bir parti iddiası çok tehlikeli değil mi? “Devir değişti. Artık o yıllarda değiliz” mi diyorlar? Bakalım…

Diğer yazarlar

Podcast

GDH'i Google'da takip edin

Google'un yeni Tercih Edilen Kaynaklar özelliğiyle veya Google Haberler'den GDH içeriklerini doğrudan akışınıza ekleyin.

Yazı Boyutu

Haberin görünümü bu boyutta görünücek. Göz yorgunluğu olmadan rahat okuma.

Haberi Paylaş

Sayfayı Paylaş

GDH'yi bir arkadaşınıza tavsiye etme ihtimaliniz 0-10 skalasında kaç olur?

Hiç tavsiye etmezdimKesinlikle tavsiye ederim