Genel Merkez ile Özgür Özel’in artık herhangi bir noktada bir şeyler yapma imkanı kalmadı. Kemal Kılıçdaroğlu parti içinde kalmaları için birçok kez hamle yaptı ancak Özgür Özel’in “İsim hazır, logo çalışıyor, bazı arkadaşlar parti içinde kalacak” sözlerinden sonra ipler koptu.
Son MYK’da genel başkan yardımcıları Kemal Bey’e “Parti içinde paralel yapıya müsade edilmez. Bunlar CHP’nın sancağı altında CHP’ye karşı parti kurarak aidiyetlerini kaybetmiş. Gerekeni yapalım” dedi. Kemal Bey’in değerlendirmeleri sonrası da Müslim Sarı’nın sert açıklamaları geldi.
Artık ipler koptu. Yeni parti kuruluyor.
Yeni partide ise önemli gelişmelerin altındaki gerçekleri anlatayım.
1- Hem “Partiye Yeni Parti diyebiliriz” deyip hem de “Yeni Parti değil, yedek parti. Bazı arkadaşlarımız CHP içinde kalacak. Partimizi almaya çalışacak” denmesinin sebebi ne biliyor musunuz?
Gelmiyorlar!
Net bilgi veriyorum. Özel parti içinde kalsa destekçisi vekil 95! Gidince 45!
Gelmiyorlar ve gelmedikleri için Özgür Özel böyle kendiyle çelişen bir söylem üretti.
2- “Ali Mahir Başarır, Veli Ağbaba, Burhanettin Bulut, Umut Akdoğan ve Turan Taşkın Özer yeni partide yer almayacak” haberi. Açıklamaları “Hukuk baskısı altında kalmamak için arkadaşlarımız feragat etti.” Neyse ben gerçeği söyleyeyim.
İmamoğlu
Geçen ay bir kulis haber yapmıştım. “Özgür Özel’in kare asıyla görüştüm” demiştim. Onlar bana, “İmamoğlu değil, lider Özel. Biz onu takip ederiz” demişlerdi. Kare asın tamamı artık yok. Yanlarına “Hukuk baskısı” kılıfı uysun diye Turan Taşkın Özer eklenmiş. “Bizim liderimiz Özel” demenin faturası sürecin dışında kalarak ödenmiş. Eğer hukuk baskısı ise İmamoğlu’na yakın ve bir sürü dosyada adı olan başka isimler de var. Ana onlarla “Tam yol ileri”
Bunlar hep AK Parti’nin oyunu
Kronolojik mi gitsem? Aklıma geleni mi sıralasam? En vahiminden mi başlasam? Ya da en güncelini üste mi çeksem… bilemedim.
“Son birkaç yılda yaşadıklarımız çok vahim” diye bir edebiyat ile başlamayacağım. Çünkü 60’ta da 70’te de 80’de de 90’da da ve daha sonrasında da biz hep vahim olayları yaşadık.
Bu ülkede etnik sebeplerle, dini sebeplerle, mezhebi sebeplerle, ideolojik sebeplerle ve hatta sebepsiz yere, sadece ülke karışsın diye insanlar öldürüldü, darbeler yapıldı, felaketler yaşandı, dolandırıcılıklar oldu, hortumlamalar oldu.
Son birkaç yılda olanları teraziye koyduğumuzda belki de hafif kalırlar fakat geçmişten bir fark var. Eskiden başımıza bu olaylar gelince en fazla “Amerika’nın oyunu” diyerek gücümüzün yetmediği olaylarda suçu oraya atardık. Ama ilk fırsatta başımıza bunları getirenlerden intikam alırdık. Ya sandıkta, ya hukukta, ya da tarihin akışı içerisinde. Şimdiyse iş değişti…
Artık her şey “AK Parti’nin oyunu”
2 tane villa 150 milyon yerine 15 milyon, “AK Parti’nin oyunu”
Özel kalem, kalem kalem Beşiktaş’ı anlatmış, “AK Parti’nin oyunu”
Aziz İhsan faturaları, dekontları diziyor, “AK Parti’nin oyunu”
Ağaç AŞ’de “yüzde 10” denince akan sular duruyor, “AK Parti’nin oyunu”
Baklava kutusu, “AK Parti’nin oyunu”
Havlu, “AK Parti’nin oyunu”
Bahçe duvarı, “AK Parti’nin oyunu”
WhatsApp mesajları, “AK Parti’nin oyunu”
Belediye başkanları geçişleri, “AK Parti’nin oyunu”
Butlan, “AK Parti’nin oyunu”
Kılıçdaroğlu, “AK Parti’nin oyunu”
Ve şimdi de 86 milyon gözyaşı dökerken “sizin” “devlet yok, Ahbap var” diyerek insanları yönlendirdiğiniz Haluk Levent’in milyarlık alengirli işleri çıkıyor. Baktım ki birileri “AK Parti’nin oyunu” diyor.
Gerçi birçok muhaliften “Yok artık ya abartmayın” diye tepki de gördüm. Ama hastalık bu işte, bu! Kitleyi bu hale getirdikten sonra siyaset yapmaya ihtiyacı da kalmıyor. Her şeyi AK Parti’ye yükle ve “kazanıyoruz” diye rüzgâr yap. Dört sene ağasın, paşasın, kralsın. Seçimden sonra altı ay sessizliğe gömül ve sonra aynı hikayeyi tekrar baştan yaz. Kaybedeni hain ilan et, ona da zaten “AK Parti’nin oyunuydu” de ve yeniden “kazanıyoruz.” Gelsin anketler, gitsin sosyal medya kampanyaları, bulsun siyaset derebeyleri yolunu.