Her şey kafaya takmış bir adama bakar

Mehmet Can Subaşı

Yazan: Mehmet Can Subaşı

· 3 dk okuma

Her şey kafaya takmış bir adama bakar

Dün Monza unutulmayacak bir geri dönüşe bir şampiyonun doğuşuna tanıklık etti.

Çünkü dün yalnızca Kimi Antonelli’nin kazandığı bir İtalya Grand Prix’si izlemedik. Bir adamın, hafta sonu boyunca önüne konan bütün engelleri kişisel mesele hâline getirip hepsine tek tek cevap verdiğine şahit olduk.

On dokuzuncu başladın.

Evindesin.

Sırtında İtalya’nın beklentisi var.

Üstelik motor değişiklikleri nedeniyle cezanı almışsın ve daha yarış başlamadan herkese göre tek mantıklı hedefin hasarı sınırlamak.

Kimi Antonelli ise belli ki bu "hasarı sınırlama" fikrini pek ciddiye almamış.

Her şey kafaya takmış bir adama bakar.

Daha ilk bölümde on dokuzunculuktan on ikinciliğe çıkıyor. Sonra Charles Leclerc’in yüksek hızlı kazasıyla kırmızı bayrak geliyor, yarış yeniden başlıyor ve Antonelli bu kez altıncı. On tur sonra üçüncü, birkaç tur sonra ikinci. Sonra George Russell.

Formula 1 İtalya Grand Prix sonucu

Sonrası zaten Monza’nın dün bize verdiği hediyeydi.

Antonelli ile Russell arasında yarış boyunca gidip gelen bir liderlik izledik. Monza’nın uzun düzlüklerinde hava koridoru öyle etkiliydi ki öne geçen adamın avantajı neredeyse anında kayboluyordu. Bir bakıyorsun Kimi önde, bir bakıyorsun George. Mercedes garajı için yarış, bir noktadan sonra strateji savaşından çok iki takım arkadaşının birbirine ne kadar güveneceğini test eden bir sinir savaşı hâline geldi.

Ve sonra o kritik karar geldi.

Sanal Güvenlik Aracı.

Antonelli pite girdi.

Russell dışarıda kaldı.

Bir tarafta taze lastikler, diğer tarafta yarışın büyük bölümünü taşımış sert lastikler.

Bundan sonrası bir anlamda matematikti. Ancak kâğıt üzerinde her şey doğru görünürken pistte işler başka türlü gelişebilir.

Antonelli tam 9 saniyelik farkı on tur içinde bir saniyenin altına indirdi. Sonra atağa kalktı. Bir hata yaptı, çakıllara çıktı. Dört tur kala her şey bitmiş gibi göründü.

Ama işte tam burada dünün hikâyesi ortaya çıktı.

Normal bir sürücü orada geri çekilir.

"Tamam, ikincilik de iyi."

Antonelli geri çekilmedi.

Tekrar geldi.

51.turda liderliği aldı ve Monza’yı kazandı.

Bence yarışın en etkileyici kısmı da tam olarak buydu.

On dokuzunculuktan birinci olmak elbette olağanüstü. Evindeki ilk Monza zaferini kazanmak da öyle. İtalya’nın Monza’da bir İtalyan galibiyeti için tam 60 yıl beklemiş olması ise zaten başlı başına tarih. Antonelli, Ludovico Scarfiotti’den bu yana bunu başaran ilk İtalyan oldu. Üstelik bu galibiyetle sezonun yedinci zaferini aldı ve şampiyonluk liderliğini Russell karşısında 66 puana çıkardı.

Ama istatistiklerden daha ilginç bir şey var.

Kimi Antonelli artık yalnızca hızlı bir genç değil.

Bir hedefi kafasına koyduğunda yarışın tamamını onun etrafında şekillendirebilecek bir sürücüye dönüşüyor.

Bu önemli çünkü Formula 1 tarihinde çok hızlı sürücüler gördük. Tek turda olağanüstü olanlar, yağmurda uçanlar, lastikleri koruyanlar, yarış zekâsıyla öne çıkanlar... Ama şampiyonları genellikle başka bir özellik ayırır:

Kaybetmeye tahammül edememek.

Antonelli’de şu anda bunun küçük küçük işaretleri var.

Russell’ın arkasında kaldığında rahatlamıyor.

Bir kez geçildiğinde yeniden deniyor.

Strateji aleyhine döndüğünde çözüm arıyor.

Çakıllara çıktığında pes etmiyor.

Ve en önemlisi, yarışın kendisine "bugün senin günün değil" dediği her anda sanki bunu kişisel bir hakaret gibi algılıyor.

Öte tarafta George Russell var. Aslında Russell’ın yarışını başarısızlık diye okumak büyük haksızlık olur. Uzun süre liderdi, yarışı kontrol etti ve ikinci bitirdi. Fakat Formula 1’in acımasız tarafı da burada zaten. İkinci olduğunda ne yaptığına değil, neden birinci olamadığına bakılıyor. Üstelik Russell, yarış boyunca kullandığı sert lastikleri son bölümde koruyamadı ve taze lastik avantajını alan takım arkadaşının temposuna karşılık veremedi.

Max Verstappen ise üçüncülükle sessiz ama önemli bir puan daha aldı.

Fakat dünün gerçek kazananı Mercedes, gerçek kaybedeni ise Ferrari’ydi.

Ferrari'nin Monza'da podyum görememesi zaten yeterince kötüydü. Bunun üzerine Charles Leclerc’in yarışın ilk bölümünde yüksek hızlı kazayla yarış dışı kalması geldi. Lewis Hamilton ise ilk turdaki temasın ardından gerilere düştü ve sonunda altıncı olabildi. Tifosinin kendi evlerinde yaşadığı hayal kırıklığını, Antonelli’nin zaferi olmasa düşünmek bile istemiyorum.

Belki de dün Monza'nın en ironik tarafı buydu.

Sizi bilmem ama Antonelli bana 2007-2008 Lewis Hamilton izlenimi vermeye devam ediyor. Hani daha ilk günden “Bu çocukta başka bir şey var” dedirten tiplerden. Hata yapıyor, bazen gereğinden fazla zorluyor ama arabaya her oturduğunda bir şekilde hikâyenin merkezine yerleşiyor.

Diğer yazarlar

Podcast

GDH'i Google'da takip edin

Google'un yeni Tercih Edilen Kaynaklar özelliğiyle veya Google Haberler'den GDH içeriklerini doğrudan akışınıza ekleyin.

Yazı Boyutu

Haberin görünümü bu boyutta görünücek. Göz yorgunluğu olmadan rahat okuma.

Haberi Paylaş

Sayfayı Paylaş

GDH'yi bir arkadaşınıza tavsiye etme ihtimaliniz 0-10 skalasında kaç olur?

Hiç tavsiye etmezdimKesinlikle tavsiye ederim