Cumhuriyet'in ilk yıllarında çıkarılan bu kanun, yalnızca deniz taşımacılığına ilişkin teknik bir düzenleme değildi. Türkiye'nin ekonomik egemenliğini denizlere taşıyan, kapitülasyonların denizcilikteki son izlerini silen ve millî egemenliği karasularında fiilen tesis eden tarihî bir adımdı.
Kabotaj nedir?
Kabotaj, bir devletin kendi limanları arasında yük ve yolcu taşıma, römorkaj, kılavuzluk, balıkçılık ve benzeri denizcilik faaliyetlerini yalnızca kendi bayrağını taşıyan gemilere ve kendi vatandaşlarına tanıdığı haktır.
Uluslararası hukuka göre bu hak, devletlerin egemenlik yetkisinin doğal bir uzantısıdır.
Bugün dünyanın büyük çoğunluğunda kabotaj hakkı, ulusal egemenliğin vazgeçilmez unsurlarından biri olarak kabul edilmektedir.
Osmanlı Devleti bu haktan neden yararlanamıyordu?
Osmanlı Devleti'nin son yüzyıllarında kapitülasyonlar nedeniyle deniz ticaretinde yabancı devletler büyük ayrıcalıklar elde etmişti.
Osmanlı limanları arasındaki taşımacılıkta Fransız, İngiliz, İtalyan ve Yunan gemileri önemli bir üstünlük kurmuştu.
Yalnızca uluslararası ticaret değil, zamanla kıyılar arasındaki iç taşımacılıkta da yabancı şirketler belirleyici hâle gelmişti.
Bu durum, devletin hem ekonomik gelir kaybına uğramasına hem de denizcilik sektörünün gelişememesine neden oluyordu.
Lozan'ın ardından yeni bir dönem
1923 tarihli Lozan Antlaşması ile kapitülasyonlar tamamen kaldırıldı.
Bunun ardından Cumhuriyet yönetimi, ekonomik bağımsızlığı güçlendirecek yeni hukuk düzenlemeleri hazırlamaya başladı.
Bu kapsamda 19 Nisan 1926 tarihli 815 sayılı Türkiye Sahillerinde Nakliyat-ı Bahriye (Kabotaj) ve Limanlarla Kara Suları Dâhilinde İcrayı Sanat ve Ticaret Hakkında Kanun kabul edildi.
Kanun 1 Temmuz 1926'da yürürlüğe girdi.
Kanun ne getirdi?
Kabotaj Kanunu ile Türkiye limanları arasında;
- yük ve yolcu taşımacılığı,
- römorkaj hizmetleri,
- kılavuzluk,
- dalgıçlık,
- liman hizmetleri,
- balıkçılık ve benzeri denizcilik faaliyetleri
yalnızca Türk bayraklı gemiler ve Türk vatandaşları tarafından yapılabilecek faaliyetler hâline geldi.
Böylece Türkiye, kendi karasularındaki ekonomik faaliyetler üzerinde tam egemenlik sağlamış oldu.
Neden bu kadar önemliydi?
Kabotaj Kanunu'nun önemi yalnızca deniz taşımacılığıyla sınırlı değildi.
Cumhuriyet'in kuruluş yıllarında ekonomi büyük ölçüde yabancı şirketlerin kontrolündeydi.
Deniz ticaretinin millîleştirilmesi;
- Türk denizcilik şirketlerinin kurulmasını,
- yeni tersanelerin gelişmesini,
- denizcilik eğitiminin güçlenmesini,
- liman işletmeciliğinin millîleştirilmesini
hızlandırdı.
Ayrıca denizlerdeki ekonomik egemenlik, devletin güvenlik ve savunma kapasitesini de doğrudan etkileyen stratejik bir unsur hâline geldi.
Uluslararası hukuk açısından
Kabotaj hakkı bugün de uluslararası hukukta devletlerin en temel egemenlik yetkilerinden biri kabul edilmektedir.
Amerika Birleşik Devletleri'nin Jones Act, Kanada'nın Coasting Trade Act ve birçok Avrupa ülkesindeki benzer düzenlemeler, iç deniz taşımacılığını büyük ölçüde kendi vatandaşlarına bırakmaktadır.
Dolayısıyla Türkiye'nin 1926'da attığı adım, dönemin uluslararası uygulamalarıyla da uyumluydu.
100 Yıl sonra
Aradan tam bir asır geçti.
Bugün Kabotaj Kanunu, yalnızca bir denizcilik mevzuatı olarak değil; Cumhuriyet'in ekonomik bağımsızlık anlayışının en somut hukuk metinlerinden biri olarak değerlendiriliyor.
1 Temmuz'un Denizcilik ve Kabotaj Bayramı olarak kutlanmasının nedeni de budur.
Çünkü bu tarih, Türkiye'nin yalnızca karada değil, denizlerinde de egemenlik hakkını fiilen kullanmaya başladığı günlerden biridir.