II. Dünya Savaşı’nın Hayalet Gemisi: 602 Gün Boyunca Okyanuslarda Avlandı

Mehmet Dilbaz

Yazan: Mehmet Dilbaz

· 4 dk okuma

II. Dünya Savaşı’nın Hayalet Gemisi: 602 Gün Boyunca Okyanuslarda Avlandı

II. Dünya Savaşı başladığında Almanya, İngiltere'nin deniz ticaretini vurmak için yalnızca denizaltılara ve büyük savaş gemilerine güvenmiyordu. Kriegsmarine'in kullandığı yöntemlerden biri de sıradan ticaret gemilerinin silahlandırılarak “Hilfskreuzer”, yani yardımcı kruvazörlere dönüştürülmesiydi.

Bunların en ünlülerinden biri Atlantis oldu.

Geminin başarısının arkasındaki isim ise Kaptan Bernhard Rogge idi.

Bir yük gemisinden savaş gemisine

Atlantis'in hikâyesi savaş gemisi olarak başlamadı. 1937'de denize indirilen Goldenfels adlı yük gemisi, savaşın başlamasının ardından Alman donanması tarafından yardımcı kruvazöre dönüştürüldü.

Amaç, Atlantik'e çıkan bir Alman savaş gemisinin karşılaşacağı İngiliz takibinden farklı bir yöntemle kurtulmaktı:

Savaş gemisi gibi görünmemek.

Atlantis'in silahlarının önemli bölümü hareketli paneller ve sahte üstyapının arkasına gizlendi. Gemi altı adet 150 mm top, daha küçük çaplı silahlar ve torpido tüpleri taşıyordu. Ayrıca keşif amacıyla kullanılabilecek deniz uçakları da bulunuyordu.

Uzaktan bakıldığında ise karşıdaki geminin gördüğü şey silahlı bir Alman akıncısı değil, sıradan bir ticaret gemisiydi.

Atlantis bununla da yetinmiyordu.

Mürettebat geminin görüntüsünü değiştiriyor; bacalar, direkler, boya düzenleri ve sahte kimlik işaretleri kullanılarak farklı ülkelerin ticaret gemileri taklit ediliyordu.

Atlantis'in en büyük silahı topları değil, aldatmaydı.

602 günlük av

Atlantis, 31 Mart 1940'ta Almanya'dan ayrıldı.

Bernhard Rogge'nin görevi açık denizlere ulaşmak, Müttefik ticaret yollarını vurmak ve mümkün olduğu kadar uzun süre yakalanmadan faaliyet göstermekti.

Bunu beklenenden çok daha uzun süre başardı.

Atlantis Atlantik'ten Hint Okyanusu'na, oradan Pasifik bölgesine uzanan olağanüstü bir rota izledi. Geminin seferi yaklaşık 100.000 deniz milini buldu.

Ve denizde geçirdiği süre:

602 gün.

Bu süre boyunca Atlantis 22 ticaret gemisini batırdı veya ele geçirdi.

Fakat yöntem çoğu zaman doğrudan saldırmak değildi.

Atlantis hedeflerine mümkün olduğunca sıradan bir ticaret gemisi görüntüsü altında yaklaşıyor, uygun mesafeye ulaştığında Alman savaş bayrağını çekerek gizlenmiş silahlarını ortaya çıkarıyordu.

Hedef gemiye durması ve telsiz kullanmaması emrediliyordu.

Eğer teslim olursa gemi aranıyor, mürettebat esir alınıyor ve değerli yük veya istihbarat malzemeleri ele geçiriliyordu.

Direnirse ateş açılıyordu.

Atlantis'in ele geçirdiği büyük sır

Atlantis'in en önemli başarılarından biri doğrudan batırdığı gemilerin tonajıyla ilgili değildi.

11 Kasım 1940'ta Hint Okyanusu'nda İngiliz yük gemisi SS Automedon ile karşılaştı.

Automedon direnince Atlantis ateş açtı ve gemiyi ele geçirdi.

Almanlar gemiyi ararken son derece değerli gizli İngiliz belgeleri buldu. Bunların arasında Uzak Doğu'daki İngiliz savunmasına ilişkin gizli değerlendirmeler de vardı.

Belgeler Almanya üzerinden Japonya'ya ulaştırıldı.

Bu olay Atlantis'in yalnızca ticaret gemilerini avlayan bir korsan gemisi olmadığını, aynı zamanda savaşın istihbarat boyutunda da önemli sonuçlar doğurabildiğini gösteriyordu.

Bernhard Rogge'nin farklı savaşı

Atlantis'in hikâyesini ilginç kılan yalnızca geminin başarısı değildir.

Kaptanı Bernhard Rogge'nin esirlere karşı davranışları da savaş sonrasında dikkat çekti.

Ticaret akıncılarının temel amacı düşman ticaret gemilerini yok etmekti. Ancak Rogge, şartların izin verdiği durumlarda hedef gemilerin mürettebatını tahliye etmeye ve gereksiz can kaybından kaçınmaya çalışıyordu.

Ele geçirilen gemilerden alınan denizciler Atlantis'te savaş esiri olarak tutuluyordu.

Rogge'nin esirlere yönelik muamelesinin görece insancıl olduğu, yalnız Alman kaynaklarında değil, karşı taraftan kişilerin anlatımlarında da yer aldı.

Bu durum ona düşmanları arasında bile sıra dışı bir itibar kazandırdı.

Ancak burada hikâyeyi romantikleştirmemek gerekir: Atlantis yine de Nazi Almanyası adına Müttefik deniz ticaretini hedef alan silahlı bir savaş gemisiydi ve saldırılarında insanlar hayatını kaybetti.

Rogge'yi sıra dışı yapan, yürüttüğü savaşın niteliğinden ziyade savaş esirlerine ve sivillere yönelik tutumuydu.

Avcı avlandı

Atlantis'in olağanüstü yolculuğu sonsuza kadar süremezdi.

1941 sonbaharında İngiliz istihbaratı Alman denizaltılarının ikmal faaliyetlerini takip ediyordu.

22 Kasım 1941'de Atlantis, Güney Atlantik'te Alman denizaltısı U-126'ya ikmal yaparken İngiliz ağır kruvazörü HMS Devonshire tarafından tespit edildi.

Rogge yine gemisinin kimliğini gizlemeye çalıştı.

Fakat bu kez karşısındaki savaş gemisi şüphelenmişti.

Devonshire güvenli mesafesini korudu ve Atlantis'e ateş açtı.

Bir ticaret gemisi kılığına girmiş Atlantis'in 150 mm'lik topları, İngiliz ağır kruvazörünün 203 mm'lik topları karşısında ciddi bir dezavantaja sahipti.

İsabetler alan Atlantis ağır biçimde hasar gördü.

Rogge geminin terk edilmesi emrini verdi.

Ardından Atlantis battı.

602 günlük yolculuk sona ermişti.

Peki mürettebat ne oldu?

Hikâyenin en şaşırtıcı bölümlerinden biri Atlantis battıktan sonra başladı.

Yüzlerce Alman denizci Atlantik'in ortasında filikalarda kalmıştı. Yakındaki U-126 kurtarma çalışmalarına başladı; ancak bir denizaltının yüzlerce kişiyi içine alması mümkün değildi.

Bunun üzerine son derece sıra dışı bir tahliye operasyonu gerçekleştirildi.

Alman ve İtalyan denizaltıları filikaları çekerek Atlantis'in mürettebatını Atlantik boyunca taşıdı. Günler süren yolculuğun ardından hayatta kalanlar Avrupa'ya ulaştırıldı.

Atlantis yok olmuştu fakat mürettebatının büyük bölümü kurtulmuştu.

Rogge'ye ne oldu?

Bernhard Rogge savaştan sağ çıktı.

Burada sık tekrarlanan bir iddiayı biraz düzeltmek gerekiyor. Rogge'nin savaş sonrasında Müttefikler tarafından hiçbir şekilde gözaltına alınmadığını söylemek fazla kesin olur. Ancak savaş suçundan yargılanmadı ve esirlere yönelik davranışları konusunda lehine ifadeler bulunuyordu.

Daha da dikkat çekici olan, kariyerinin Nazi Almanyası'nın yenilgisiyle sona ermemesiydi.

Batı Almanya 1950'lerde yeniden silahlı kuvvetlerini kurduğunda Rogge, yeni kurulan Bundesmarine'ye kabul edildi.

Eski Atlantis komutanı yeniden üniforma giydi ve sonunda kontramiral rütbesine yükseldi.

Bir savaş gemisinin görünmezlik oyunu

Atlantis'in başarısının sırrı teknolojik üstünlük değildi.

Karşısına gerçek bir kruvazör çıktığında bunun sonucu zaten görülmüştü.

Atlantis'in asıl silahı kimliğini değiştirebilmesiydi.

Bir gün Norveçli, başka bir gün Sovyet, Hollandalı veya Japon bir ticaret gemisine benzeyebiliyor; bacası, boyası ve üstyapısındaki ayrıntılar değiştirilerek uzaktan bakan denizcilerin şüphelenmesi engellenmeye çalışılıyordu.

Böylece sıradan bir yük gemisi olarak başlayan Goldenfels, II. Dünya Savaşı'nın en başarılı Alman ticaret akıncılarından birine dönüştü.

602 gün. Yaklaşık 100.000 deniz mili. 22 gemi batırıldı veya ele geçirildi.

Sonunda Atlantis de avladığı gemiler gibi okyanusun dibine gitti.

Fakat kaptanı Bernhard Rogge'nin adı, yalnızca batırdığı gemilerle değil, giderek acımasızlaşan bir savaşın ortasında esirlerine yönelik tutumuyla da denizcilik tarihine geçti.

Diğer yazarlar

Podcast

GDH'i Google'da takip edin

Google'un yeni Tercih Edilen Kaynaklar özelliğiyle veya Google Haberler'den GDH içeriklerini doğrudan akışınıza ekleyin.

Yazı Boyutu

Haberin görünümü bu boyutta görünücek. Göz yorgunluğu olmadan rahat okuma.

Haberi Paylaş

Sayfayı Paylaş

GDH'yi bir arkadaşınıza tavsiye etme ihtimaliniz 0-10 skalasında kaç olur?

Hiç tavsiye etmezdimKesinlikle tavsiye ederim