Kemal Kılıçdaroğlu ve Özgür Özel NATO üzerinden tartışıyor

Murat Yılmaz

Yazan: Murat Yılmaz

· 4 dk okuma

Kemal Kılıçdaroğlu ve Özgür Özel NATO üzerinden tartışıyor

Kemal Kılıçdaroğlu ile Özgür Özel-Ekrem İmamoğlu hiziplerinin CHP içinde yürüttükleri mücadelenin zeminlerinden biri de dış politika ve bilhassa Türkiye-Batı ilişkileri oldu. Bu konuyu daha önceki bir yazımızda "Hangi Batı Kavgası" başlığıyla ele almıştık. Tartışma derinleşerek devam ediyor…

Kemal Kılıçdaroğlu’nun Türkiye’nin eski Osmanlı coğrafyasında etkin olması gerektiğini söylemesi, Özgür Özel tarafından mübalağalı bir şekilde Mustafa Kemal’in "Yurtta sulh, cihanda sulh" politikasına aykırı bulundu. Özgür Özel, "tedbirli mutlak butlan" kararından sonra dahi rahatça uyurken, Kılıçdaroğlu’nun Osmanlı sözlerinden sonra uykularının kaçtığını söyledi. Kılıçdaroğlu’nun bu sözlerini ABD’nin Türkiye Büyükelçisi Tom Barrack’ın Ortadoğu’da monarşileri öven sözleriyle ilişkilendiren Özel, bu şekilde Kılıçdaroğlu’nu cumhuriyetçilikten uzaklaşarak Osmanlı İmparatorluğu’na dönüşü savunmakla ima eden açıklamalarıyla şaşkınlık yarattı.

Kemal Kılıçdaroğlu da Sözcü TV’deki programda sözlerini, solun önemli isimlerinden ve Bülent Ecevit’in DSP hükümetinde Dışişleri Bakanlığı yapan İsmail Cem’in kitabına atıf yaparak savundu. Anlaşıldığı kadarıyla Kılıçdaroğlu ve Özel hizipleri arasındaki temel tartışma konularından biri dış politika ve Batı ile ilişkiler meselesi olacak.

Tartışmanın yeni zemini

Daha önce Kemal Kılıçdaroğlu’nun Teori dergisindeki yazısıyla Özgür Özel’in Newsweek dergisindeki yazılarıyla ayrışan iki isim, bu kez Özgür Özel’in The Financial Times’taki yazısı ve Kemal Kılıçdaroğlu’nun dış politika konulu sözlü açıklamasıyla ayrıştı.

Özgür Özel’in The Financial Times’taki yazısının başlığı, "Erdoğan'ın demokrasiye yönelik saldırısı, Türkiye'nin müttefikleri için bir tehdittir" (https://www.ft.com/content/f89e648a-a06b-4ae1-9fb0-12d30e00cd6d). Yazının başlığı, içeriğini de özetliyor. Özel, tam NATO Zirvesi öncesi Erdoğan hükümetini NATO’ya şikâyet ediyor, yarın Rusyacı veya Çinci olabileceğini iddia ediyor. Özel, Türkiye’deki tepkilerin Türkiye sınırları içinde kalmayacak şekilde Türkiye’yi yıkarak Batı’ya göç gibi gelişmelerle Batı’yı tehdit edebileceğini öne sürerek Batı’yı Erdoğan’a karşı "uyarıyor".

“Müttefiklerimiz baskıyı istikrarla karıştırmamalıdır. Demokratik rekabetten, kamuoyu nezdinde meşruiyetten veya hukukun üstünlüğünden yoksun bir Türkiye, öngörülebilir veya güvenilir bir ortak değildir. Dış politikası, iç hayatta kalma aracı haline gelir. Erdoğan bugün Washington'a, yarın Moskova'ya, ertesi gün Pekin'e yönelebilir; bunların hepsi yalnızca kendi konumunu güvence altına almak içindir. Tek bir adamın iktidarının devamı, Türkiye'nin ulusal çıkarlarının önüne geçirilmektedir. Daha acil bir tehlike de söz konusu. Vatandaşların seçimler yoluyla değişimin mümkün olduğuna inanmasını engelleyen bir rejim, umutsuzluk ve öfke yaratır. Ekonomik kötü yönetim ve derinleşen yoksullukla birleştiğinde, bu durum sosyal ve siyasi bir karışıklık riskini artırır. Böyle bir patlama Türkiye sınırları içinde kalmaz. Avrupa'nın güvenliğini, kritik enerji yollarını, Orta Doğu'yu ve NATO'nun güney kanadını etkiler.”

NATO tartışması

Özgür Özel, NATO Zirvesi'ni ve Batı’nın seçilmiş Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşmesini Erdoğan’ı meşrulaştırmak olarak tanımlarken, Batı’nın bu şekilde nihai hesaplaşmayı daha tehlikeli hâle getireceğini söylüyor. Özgür Özel’in "nihai hesaplaşma" ve "daha tehlikeli" ifadelerinin neyi ima ettiği ve çağrıştırdığı tehditler önümüzdeki günlerde tartışılacaktır.

“NATO Zirvesi'nde Erdoğan kendisini vazgeçilmez olarak sunacak. Ancak hiçbir ülkenin stratejik değeri demokrasisinin yıkılmasıyla artmaz. Türkiye'nin müttefiklerinin, Erdoğan'ın yönetiminin kendi çıkarlarına yönelik oluşturduğu riski net bir şekilde görmeleri gerekiyor. Kısa vadeli jeopolitik çıkarlar uğruna otoriter hükümetlere meşruiyet kazandırmak tarihi bir hatadır. Nadiren istikrar sağlar. Çoğu zaman, nihai hesaplaşmayı daha tehlikeli hâle getirir.”

Kılıçdaroğlu’nun yaklaşımı

Kemal Kılıçdaroğlu ise dış politika konusunda yaptığı özel açıklamayla Özgür Özel’den yine ayrıştı. Kılıçdaroğlu, hükümeti Batı’ya şikâyet etmek yerine Batı ittifakı karşısında edilgen olmayan ve "cumhuriyetçi stratejik özerklik" anlayışını devam ettiren bir politikaya çağırdı. Kılıçdaroğlu, dış politika anlayışının temelinde ideolojiler değil, millî çıkarlar olduğunu vurgulayarak Özgür Özel’in ideolojik vurgulu dış politika anlayışından ayrıştığını ortaya koymuş oluyor.

“Dünya değişiyor. Güç merkezleri değişiyor. Uluslararası dengeler değişiyor. Teknoloji, enerji, ticaret ve güvenlik anlayışı yeniden şekilleniyor. Böylesine tarihî bir dönüşüm yaşanırken şu soruyu kendimize sormak zorundayız… Türkiye bu yeni dünya düzeninin neresinde olacaktır? Cumhuriyet Halk Partisi’nin yanıtı açıktır: Türkiye, hiçbir küresel rekabetin edilgen unsuru olmayacaktır. Hiçbir gücün ileri karakolu olmayacaktır. Hiçbir ülkenin stratejik taşeronu olmayacaktır. Türkiye, kendi tarihinden, devlet geleneğinden ve millet iradesinden aldığı güçle kendi yolunu çizecektir. Çünkü bizim dış politika anlayışımızın merkezinde ideolojiler değil, millî çıkarlar vardır. Hamasi söylemler değil, devlet aklı vardır. Günübirlik hesaplar değil, Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılını inşa edecek uzun vadeli stratejik vizyon vardır.”

Kılıçdaroğlu, Türk dış politikasının temelinin bağımsızlık olduğunu ve hiçbir gücün stratejik taşeronu olmadığını söylüyor.

“Türkiye Avrupa güvenliğinin parçasıdır; fakat Avrupa’nın çevresinde bekletilecek bir ülke değildir. Türkiye ABD ile kurumsal müttefiklik ilişkisi yürütür; fakat hiçbir büyük gücün stratejik taşeronu olmaz. Türkiye Rusya’yla da Çin’le de konuşur; fakat hiçbir gücün yörüngesine girmez. Bize göre bu vizyonun adı bellidir: bağımsız, kurumsal ve üretken bölgesel bir güç Türkiye. Türkiye bağımsızdır; çünkü otomatik hizalanmaz.”

NATO güvenliği ve Türkiye

Kılıçdaroğlu, NATO’nun güvenlik anlayışının Baltıklar ve Doğu Avrupa ile sınırlı olamayacağını, Türkiye’nin çevresindeki meselelerin de bu güvenlik anlayışına dâhil edilmesi gerektiğinin altını çiziyor.

“NATO güvenliği yalnızca Baltıklar ve Doğu Avrupa’dan ibaret değildir. Türkiye açısından Suriye, Irak, İran, Doğu Akdeniz, Kafkasya, terör örgütleri, göç, enerji hatları, gıda güvenliği, su güvenliği ve devlet dışı silahlı aktörler de bu güvenlik mimarisinin parçalarıdır. Ancak bu toplantıda Türkiye bu başlıkları asla ve asla dar bir şikâyet diliyle anlatmamalıdır. ‘Bize destek verin’ diyen edilgen bir üslup yerine, NATO’nun stratejik bütünlüğünü hatırlatan kurucu bir dil kullanmak zorundadır.”

Kılıçdaroğlu, ittifakın ortak akıl, ortak güvenlik ve eşit egemenliğe dayanması gerektiğini, bunun stratejik bağımlılık anlamına gelmediğini ifade ediyor.

“Burada ittifak kavramını da doğru tanımlamak gerekir. Türkiye’nin ABD ve NATO ile ittifak ilişkisi vardır. Ancak bu ittifak, bir ülkenin bütün stratejik tasarımlarına kayıtsız şartsız eklemlenmek değildir. İttifak; ortak akıl, ortak güvenlik, karşılıklı saygı ve eşit egemenlik temelinde yürür. Çünkü şunu çok iyi biliyoruz… Bir müttefikin yanlış bölge politikalarına, rejim mühendisliklerine veya başka ülkelerin iç yapılarını parçalayacak projelerine destek vermek ittifak değil, stratejik bağımlılıktır.”

Çizgi değişikliği

Kılıçdaroğlu dış politikadaki çizgi değişikliğini şu ifadelerle berraklaştırıyor:

“Biz Türkiye’nin NATO içindeki yerini de, Avrupa ile ilişkilerini de, ABD ile müttefiklik hukukunu da, Rusya ve Çin’le kurulacak dengeli ilişkileri de Cumhuriyet’in bağımsızlık çizgisi içinde ele alır ve sürdürürüz. Ne Türkiye’yi yalnızlaştırırız ne de cumhuriyetçi stratejik özerklik anlayışına gölge düşürürüz. Türkiye’yi ne maceraya sürükleriz ne de başkalarının planlarında pasif unsur hâline getiririz. Türkiye’yi kendi tarihine, kendi kurumlarına, kendi millet iradesine ve kendi üretim kapasitesine dayanan saygın bir bölgesel güç hâline getiririz. Türkiye masadadır. Ama Türkiye masada kendisine yer açıldığı için değil; tarihsel hakkı, stratejik ağırlığı ve Cumhuriyet’in bağımsızlık iradesiyle bu masadadır.”

Görüldüğü gibi dış politika, Batı ve Türkiye’nin çevresiyle ilişkiler meselesinde Kemal Kılıçdaroğlu ile Özgür Özel arasındaki açı farkı giderek artıyor ve bir kopuşa doğru gidiyor…

Diğer yazarlar

Podcast

GDH'i Google'da takip edin

Google'un yeni Tercih Edilen Kaynaklar özelliğiyle veya Google Haberler'den GDH içeriklerini doğrudan akışınıza ekleyin.

Yazı Boyutu

Haberin görünümü bu boyutta görünücek. Göz yorgunluğu olmadan rahat okuma.

Haberi Paylaş

Sayfayı Paylaş

GDH'yi bir arkadaşınıza tavsiye etme ihtimaliniz 0-10 skalasında kaç olur?

Hiç tavsiye etmezdimKesinlikle tavsiye ederim