Dijital Kolezyum: İnsansı robotların dövüşü ve efendinin ilkel hazzı

Şafak Altun

Yazan: Şafak Altun

· 3 dk okuma

Dijital Kolezyum: İnsansı robotların dövüşü ve efendinin ilkel hazzı
Tarihin ilk insansı robot dövüşü gerçekleşti: Kafası koptuı ama maça devam etti / Global Times

Teknoloji dünyası, tarihin ilk insansı robot müsabakasını büyük bir coşku ve "gelecek geldi" illüzyonuyla duyurdu. Dev ekranlarda birbirine metal yumruklar indiren, mekanik gövdeleri çarpışan o insansı silüetleri izlerken çoğumuz büyülenmiş gibiydik. Küresel medya bu anı yapay zekanın ve mühendisliğin zirvesi olarak kutsadı.

Ancak bu parıltılı ekranın arkasına geçip tarihin, felsefenin ve psikolojinin kılcal damarlarına sızdığımızda karşımıza çıkan manzara bir devrim değil, korkunç bir ilkelliğe geri dönüştür. Mühendisler laboratuvarlarda geleceği inşa ettiğini sanadursun, insanlık o ringin etrafında toplanarak aslında binlerce yıllık vahşi bir mirası selamlıyordu.

Tarihsel tekerrür: Roma’nın arenalarından Silikon Vadisi’ne

Tarih bize insanın eğlence anlayışının binlerce yıldır neredeyse hiç değişmediğini gösterir. Antik Roma'da halkı manipüle etmek ve kitlelerin öfkesini dindirmek için uygulanan ünlü bir formül vardı: "Panem et circenses" yani Ekmek ve Sirk.

O dönemde Kolezyum’un ortasına sürülen gladyatörler, egemen sınıfın ve halkın seyir zevki için birbirlerini vahşice katlederlerdi. Seyirci, kumların üzerine akan kanı izlerken kendi sıradan hayatının acizliğini unutur, kimin yaşayıp kimin öleceğine karar veren o "ölümcül başparmak" hareketinde tanrısal bir güç hissederdi.

Bugün insansı robotların arenaya çıkarılması, Roma’nın köle gladyatörlerinin modern ve mekanik birer kopyasından başka bir şey değildir. Değişen tek şey, arenalardaki kumların yerini alan ring podyumları ve gladyatörlerin etten kemikten değil, titanyum ve karbon fiberden yapılmış olmasıdır. İnsanlık, köle dövüştürme vahşetini "teknolojik spor" adı altında yeniden meşrulaştırmıştır.


Psikolojik röntgen: Kan yerine yağ akarken duyulan sadizm

Peki, insan neden iki makinenin birbirini parçalamasını izlemekten bu kadar büyük bir haz alır? Psikoloji bu durumu insanın içindeki "güç kompleksi" ve "güvenli sadizm" ile açıklar.

  • Katarsis ve Zararsız Yıkım: İnsan canlısı, doğası gereği şiddete ve yıkıma eğilimlidir. Ancak modern toplum ve ahlak yasaları bu dürtüyü baskılar. İnsansı robotların dövüşü, insana hiçbir suçluluk duymadan bu şiddet arzusunu tatmin etme (katarsis) şansı sunar. Ringde akan şey kırmızı kan değil, hidrolik yağdır; bu da vicdanımızı rahatlatır.
  • Efendi-Köle Dinamiği: İnsansı (humanoid) robotlar bize benzer. İki bacağı, iki kolu ve bir başı vardır. Psikolojik olarak onlara baktığımızda "insan" formunu görürüz. Kendimize benzettiğimiz bir varlığın bizim komutlarımızla birbirini yok etmesini izlemek, egomuza tarihin hiçbir döneminde tadılmamış bir "mutlak efendilik" hazzı yaşatır. Makineler parçalandıkça, insan kendi ölümlülüğünü ve acizliğini perdeler.

Felsefi ve etik eşik: Robot hakları ve insanın ahlaki sınavı

Makinelerin acı hissetmiyor oluşu, onlara uygulanan veya onlar üzerinden sergilenen şiddeti ahlaken masum kılar mı? İşte felsefenin ve etiğin en büyük çıkmazı burasıdır.

Büyük filozof Immanuel Kant, hayvanlara yönelik zalimce davranışları eleştirirken der ki: "Hayvanlara acımasızca davranan bir insan, diğer insanlarla olan ilişkilerinde de katılaşır. Hayvanlara yönelik görevlerimiz, aslında insanoğlunun kendisine karşı olan ahlaki ödevleridir."

Aynı mantığı bugün robot etiğine uyarlamak zorundayız:

Bir robotun acı çekmiyor olması, onun üzerinde sergilenen vahşeti izlerken ahlaki olarak yozlaşmadığımız anlamına gelmez. Sorun robotun ne hissettiği değil, bu vahşeti izleyen insanın ruhunda neyin tetiklendiğidir.

Eğer bugün insansı robotları sadece "metal yığınları" diyerek arenalarda kırıp dökmekten zevk alıyorsak, yarın yapay zeka bilinç kazandığında ya da hak talepleri doğduğunda (Robot Hakları) nasıl bir etik duruş sergileyeceğiz? Geleceğin kölelik düzenini bugünden kendi ellerimizle, eğlenerek mi kuruyoruz?

Sonuç: Kusursuz Makineler, Kusurlu İnsanlar

Thomas Curran’ın işaret ettiği o modern kusursuzluk takıntısı, makinelerimizi mükemmelleştirirken insani duygularımızı mekanikleştiriyor. Kendi kusurlarından kaçan insanlık, sıfır hatayla hareket eden insansı robotlar üretiyor ve sonra o kusursuzluğu yine kendi ilkel vahşetiyle cezalandırmak için arenalara sürüyor.

Ringde birbirini yumruklayan robotlar, insanlığın teknolojik olarak ne kadar geliştiğinin kanıtı olabilir; ancak o maçı büyük bir iştahla seyreden tribünler, ahlaki ve psikolojik olarak ne kadar geride kaldığımızın en çıplak vesikasıdır. Unutmayalım ki, arenalarda dövüşen robotlar robot kalmaya devam edecek; ama onları izlerken vahşileşen insanoğlu, insanlığını kaybetme riskiyle yüz yüze kalacaktır.

Diğer yazarlar

Podcast

GDH'i Google'da takip edin

Google'un yeni Tercih Edilen Kaynaklar özelliğiyle veya Google Haberler'den GDH içeriklerini doğrudan akışınıza ekleyin.

Yazı Boyutu

Haberin görünümü bu boyutta görünücek. Göz yorgunluğu olmadan rahat okuma.

Haberi Paylaş

Sayfayı Paylaş

GDH'yi bir arkadaşınıza tavsiye etme ihtimaliniz 0-10 skalasında kaç olur?

Hiç tavsiye etmezdimKesinlikle tavsiye ederim