Yoksa insan doğasını yanlış mı öğrendik?

Yüzyıldır okuduğumuz psikoloji kitapları, zihin haritaları ve "insan doğası" üzerine yapılan genellemeler büyük bir yanılsamadan ibaret olabilir mi? Aslında insanlık hakkında bildiğimiz her şeyi, dünya nüfusunun sadece %12’sini oluşturan "sıra dışı" bir gruptan öğrendik.

Şafak Altun

Yazan: Şafak Altun

· 5 dk okuma

Yoksa insan doğasını yanlış mı öğrendik?
"insan doğası" üzerine yapılan genellemeler büyük bir yanılsamadan ibaret olabilir mi

Bir psikoloji deneyine katıldığınızı hayal edin. Önünüze konan iki çizgiden hangisinin daha uzun olduğunu seçmeniz, birine borç verirken ne kadar adil olacağınız, bir ahlaki ikilemi nasıl çözeceğiniz ya da kendinizi tek bir kelimeyle nasıl tanımlayacağınız soruluyor. Bilim insanları bu sorulara verdiğiniz yanıtları alıyor ve altına gururla şu başlığı atıyor:

"İnsan Doğasının Evrensel Kanunları."

Oysa ortada devasa bir hile var.

2010 yılında Joseph Henrich, Steven Heine ve Ara Norenzayan tarafından yayımlanan "The WEIRDest people in the world?" (Dünyanın En Garip İnsanları mı?) başlıklı makale, davranış bilimlerinin ve psikolojinin üzerine kurulduğu o devasa şatoyu temelinden sarstı.

Yazarlar, insan psikolojisi üzerine yapılan araştırmaların % 80’inden fazlasının, dünya nüfusunun yalnızca % 12’sini temsil eden dar bir gruptan seçildiğini kanıtladı. Bu gruba akılda kalıcı bir kısaltma verdiler: WEIRD (Western, Educated, Industrialized, Rich, Democratic — Batılı, Eğitimli, Sanayileşmiş, Zengin, Demokratik).

Daha da vahim olanı şuydu: Araştırmalardaki deneklerin ezici bir çoğunluğu, Batı üniversitelerinde okuyan 19-22 yaş arası beyaz psikoloji öğrencilerinden oluşuyordu. İnsanlık tarihi ve küresel çeşitlilik düşünüldüğünde, bilim dünyası insanlığın en "aykırı" ve uç örneğini "ortalama insan" kabul etmişti.

Algımız, ahlakımız ve hafızamız bile evrensel değil

Henrich ve ekibinin araştırması (ve sonrasında yapılan yüzlerce disiplinler arası çalışma), Batı merkezli bilimin "herkes için geçerli" sandığı zihinsel süreçlerin, küresel ölçekte nasıl büyük farklılıklar gösterdiğini sarsıcı örneklerle kanıtlar:

Görsel İllüzyon Tuzağı: Müller-Lyer İllüzyonu

Uçlarında ok işaretleri olan eşit uzunluktaki iki çizgiyi içeren Müller-Lyer illüzyonu’nu çoğumuz biliriz. Batılı bir üniversite öğrencisine bu çizgiler gösterildiğinde, okların yönü nedeniyle çizgilerden birini kararlı bir şekilde % 20 daha uzun görür. Davranış bilimciler onlarca yıl boyunca bu durumun "insan beyninin doğuştan gelen optik bir algı sınırı" olduğunu savundu.

Oysa aynı test, Kalahari Çölü'ndeki San avcı-toplayıcılarına veya Amazon'daki yerli kabilelere uygulandığında şok edici bir sonuç elde edildi: Bu insanlar illüzyona kanmıyordu! Çizgilerin eşit olduğunu anında söylüyorlardı.

  • Peki neden? Çünkü WEIRD toplumlarında büyüyen çocuklar, 90 derecelik dik açılardan, binalardan, düz koridorlardan ve marangoz elinden çıkmış kutu gibi odalardan oluşan bir dünyada yetişir. Beyinleri derinliği açısal yönelimle ölçmeyi öğrenir. Binaların olmadığı doğada büyüyen bir insan için ise bu illüzyon hiçbir anlam ifade etmez. İnsan beyninin görsel algısı bile doğuştan evrensel değil, mimari ve kültürle şekillenen bir süreçtir.
Müller-Lyer İllüzyonu:
<--------->  (WEIRD insanı bunu daha kısa görür)
>---------<  (WEIRD insanı bunu daha uzun görür)
* Doğada büyüyen topluluklar ise ikisinin eşit olduğunu anında fark eder.

Adalet ve intikam: Ultimatom Oyunu

Ekonomi ve psikolojinin gözdesi olan Ultimatom Oyunu’nda A oyuncusuna 100 dolar verilir ve bunu B oyuncusuyla paylaşması istenir. A bir teklif yapar (örneğin 30 dolar). Eğer B teklifi kabul ederse parayı paylaşırlar; B teklifi reddederse ikisi de beş kuruş alamaz.

Batılı (WEIRD) toplumlarda B oyuncusu, adil olmadığını düşündüğü 30 doları sırf A oyuncusunu cezalandırmak için gözünü kırpmadan reddeder ("Bana adil davranmıyorsan, ikimizin de cebi boş kalsın"). Batı odaklı bilim, insanın doğası gereği "cezalandırıcı bir adalet duygusuna" sahip olduğunu ilan etti.

Ancak oyun Amazon’daki Machiguenga kabilesine götürüldüğünde tablo tamamen değişti. Machiguenga insanları A’nın önerdiği 15-20 doları hiç düşünmeden kabul ediyor, teklifi reddetmeyi "akılsızlık" olarak görüyordu. Onlar için bedava gelen her miktar kazançtı ve kimse tanımadığı birini sırf "bireysel eşitlik ilkesi" adına cezalandırmak için cebindeki paradan olmak istemiyordu.

Batılı, eğitimli, sanayileşmiş, zengin ve demokratik bir toplumda yetişmişseniz "tuhaf" olabilirsiniz

Düşünce biçimi: Analitik mi, bütüncül mü?

Önünüze üç nesne konduğunu düşünün: İnek, Çim ve Tavuk. Hangilerini aynı gruba koyarsınız?

  • WEIRD zihni (Analitik): İnek ve Tavuk'u seçer. Çünkü her ikisi de "Hayvan" kategorisindedir. Nesneleri kurallara, sınıflara ve soyut tanımlara göre kategorize eder.
  • Non-WEIRD zihni (Bütüncül): İnek ve Çim'i seçer. Çünkü inek çim yer. Nesnelerin ne olduğundan ziyade, birbirleriyle olan ilişkisine, bağlamına ve ekosistemine odaklanır.

Mekânsal yönelim: Solumda mı, kuzeyim de mi?

Bir Batılıya sandalyesindeki bardağın nerede olduğunu sorarsanız size "Solumda" der. Yani yönü tamamen kendi bedenini merkeze alarak (Ego-merkezli / Göreli) tanımlar. Arkasını döndüğünde bardak artık "Sağında" kalır.

Avustralya’daki Aborjin topluluğu Guugu Yimithirr dilinde ise "sağ" ve "sol" kelimeleri yoktur. Bir çocuk bile eşyaların yerini mutlak coğrafi yönlerle anlatır: "Ayağının üzerindeki kuzeydoğu karıncasına bak" ya da "Gözlüğünü batıya koydun." Bu insanlar kapalı bir odaya sokulup etraflarında döndürülseler bile pusula kullanmadan kuzeyin neresi olduğunu milimetrik olarak bilirler. Çünkü onların zihni, dünyayı bedenlerine göre değil, evrensel koordinatlara göre haritalandırır.

Hataların bebebi: Temel yükleme hatası

Bir iş arkadaşınız toplantıya geç kaldığında ne düşünürsünüz? Aklınıza gelen ilk şey muhtemelen "Sorumsuz ve disiplinsiz biri" olduğudur. Yani davranışı doğrudan o kişinin içsel karakterine bağlarsınız. Psikolojide buna "Temel Yükleme Hatası" denir.

Oysa Doğu Asya veya geleneksel topluluklarda yürütülen deneyler, bu hatanın evrensel olmadığını kanıtladı. Doğu zihni bir başarısızlık veya gecikme gördüğünde, kişiden önce çevresel koşullara bakar: "Trafik mi tıkandı? Ailesinde bir acil durum mu oldu?" Batı zihni insanı yaşadığı ortamdan kopuk "izole bir aktör" olarak görürken, diğer kültürler insanı içinde bulunduğu şartların bir parçası olarak değerlendirir.

Felsefi ve sosyolojik boyut: "Ben Fırtınası” ya da "Biz Dengesi”

Bu araştırma, felsefi düzeyde Batı’nın Aydınlanma Çağı’ndan beri dünyaya ihraç ettiği "Atomize Birey" modelinin de sorgulanmasıdır.

René Descartes’ın "Düşünüyorum, öyleyse varım" ilkesiyle temelleri atılan Batı bireyciliği; insanı kendi kendine yeten, çevresinden ve toplumundan bağımsız, rasyonel bir aktör olarak kurguladı. Oysa Doğu felsefelerinde, Afrika’nın Ubuntu ("Biz olduğumuz için ben varım") anlayışında ya da geleneksel toplumlarda insan; ilişkiler ağının içinde var olan, benliğini ancak ötekilerle kurabilen bir varlıktır.

Tarihçi ve antropolog Clifford Geertz’in belirttiği gibi:

"İnsanın çevreye, topluma ve geçmişe bağlarından koparılmış tekil bir zihin olarak tanımlanması; insanlık tarihinin geneline bakıldığında oldukça tuhaf ve aşırı bir fikirdir."

Sonuç: Bilimde ve hayatta bir "Mütevazılık" çağrısı

Joseph Henrich ve arkadaşlarının bu tarihi çalışması, bize kibri bir kenara bırakmayı öğütlüyor. Modern dünya; kendi kültürel koşullanmalarını, başarı kriterlerini, adalet hissini, ahlak kodlarını ve hatta psikolojik normlarını "tüm insanlığın ortak doğası" sanma yanılgısından kurtulmalıdır.

Tıpkı bugün Yapay Zekaların eğitildiği verilerdeki taraflılık (bias) gibi, insanlık bilimi de uzun süredir "WEIRD verilerle" eğitildiği için dünyanın geri kalanını anlamakta, teşhis koymakta ve empati kurmakta zorlanıyor.

Aynaya veya bir başkasına baktığımızda unutmamamız gereken şey şudur: Kendi zihnimizin doğrusu, insanlığın tek doğrusu değildir. Gerçek bir evrensellik aranacaksa, bu ancak o % 12'lik steril akademik laboratuvarlardan çıkıp, dünyanın geri kalan % 88'inin sesine, renklerine, pürüzlerine ve kültürüne kulak vermekle mümkün olacaktır.

Diğer yazarlar

Podcast

gdh'i Google'da takip edin

Google'un yeni Tercih Edilen Kaynaklar özelliğiyle veya Google Haberler'den gdh içeriklerini doğrudan akışınıza ekleyin.

Yazı Boyutu

Haberin görünümü bu boyutta görünücek. Göz yorgunluğu olmadan rahat okuma.

Haberi Paylaş

Sayfayı Paylaş

gdh'yi bir arkadaşınıza tavsiye etme ihtimaliniz 0-10 skalasında kaç olur?

Hiç tavsiye etmezdimKesinlikle tavsiye ederim