Makinelerin kusursuz kazancı: İnsana vergi, robota muafiyet nereye kadar?

Şafak Altun

Yazan: Şafak Altun

· 3 dk okuma

Makinelerin kusursuz kazancı: İnsana vergi, robota muafiyet nereye kadar?
Sahi robotlardan neden vergi alınmıyor?

Gelecek, tahmin ettiğimizden çok daha tuhaf ve ironik bir şekilde geldi. Bugün, küresel işe alım ajanslarının koridorlarında fısıldanan en çarpıcı trendlerden biri şu: İş başvurularında artık "yazım hatalı" metinler ve imla kusurları barındıran CV'ler makbul sayılıyor. Neden mi? Çünkü bir metinde kusur varsa, o başvuruyu yapay zekanın değil, gerçek bir "insanın" yazdığına ancak o zaman ikna olabiliyoruz. İnsanın ayırt edici özelliği artık hatasızlığı değil, kusurları haline geldi.

İşte tam bu kırılma noktasında, İngiltere’nin en büyük istihdam uzmanlarından biri olan James Reed (Reed Group CEO'su), BBC aracılığıyla küresel ekonominin kalbine pimi çekilmiş bir bomba bıraktı: "İnsanları destekleyin, robotları vergilendirin!" Bu çağrı, Silikon Vadisi’nin parıltılı yazılımlarının arkasına saklanan o devasa mali adaletsizliği yeniden gündeme taşıdı.

Şu an robotlardan vergi alınıyor mu?

Kısa ve net cevap: Hayır. Dünyanın hiçbir yerinde robotlar, yapay zeka yazılımları ya da sohbet botları "çalışan" statüsünde vergilendirilmiyor.

Mevcut sistem kapitalizmin en büyük paradokslarından birini yaşatıyor. James Reed’in verdiği örnekle düşünelim: Bir kafede boş bardaklarını toplaması için genç bir insanı işe aldığınızda, devlet o gencin ücreti üzerinden gelir vergisi ve sigorta primi kesiyor. Yani "insan" çalıştırmanın devlete bir mali bedeli var. Ancak aynı işi (ya da müşteri hizmetlerini, yazılım kodlamasını, grafik tasarımını) bir robota veya yapay zeka algoritmasına devrettiğinizde, şirketler bu ağır istihdam vergilerinden tamamen muaf oluyor. Üstelik bu yapay zeka sistemleri çalışırken devasa miktarda enerji tüketip iklim krizini tetiklerken bile maliye politikalarının konforlu alanında yüzmeye devam ediyorlar.

Kürsü savaşları: Alınsın diyenler ve karşı çıkanlar neyi savunuyor?

Robot Vergisini Savunanlar:

  • "Vergi Zenginliği Takip Eder": Tarih boyunca devletler vergiyi paranın biriktiği yere koymuştur. Gelecekte zenginliği insanlar değil robotlar üretecekse, vergi tabanı kaçınılmaz olarak makinelere kaymalıdır. Aksi takdirde devletlerin vergi gelirleri çöker.
  • Sosyal Güvence Fonu: Makineler yüzünden işsiz kalan, lojistik sektörü çöktüğü için dışarıda kalan kamyon şoförleri veya büro çalışanları için bir "Evrensel Temel Gelir" fonu oluşturulmalı, bu fonun kaynağı da robot vergisi olmalıdır.
  • Adil Rekabet: İnsan emeğinin üzerindeki vergi yükü azaltılarak, robotlar karşısında tamamen savunmasız kalması engellenmelidir.

Robot Vergisine Karşı Çıkanlar:

  • İnovasyon düşmanlığı: Robotları vergilendirmek, şirketleri yeni teknolojileri benimsemekten caydırır. Teknolojik gelişmeyi ve Ar-Ge çalışmalarını cezalandırmak, ekonomik büyümeyi baltalar.
  • Tanım krizleri: Bir robotun sınırı neresidir? Fabrikadaki kollu mekanizma mı robottur, yoksa bilgisayarınızdaki gelişmiş bir Excel makrosu mu? Neyi, nasıl vergilendireceksiniz?

Felsefi temel: Aristoteles’in mekikleri ve kırılan toplumsal sözleşme

Aslında bu tartışma felsefe tarihi için yeni değil. Antik Yunan’ın büyük düşünürü Aristoteles, Politika adlı eserinde köleliği meşrulaştırırken kehanet gibi bir cümle kurmuştu:

"Eğer her araç kendi işini emir almadan yapabilseydi; mekikler kendi kendine dokusaydı, efendilerin hizmetçilere, tebaanın kölelere ihtiyacı kalmazdı."

Aristoteles bunu bir özgürleşme ütopyası olarak görüyordu. Makineler çalışacak, insanlar felsefe ve sanat yapacaktı. Ancak 2026 dünyasındaki tehlike, makinelerin insanı kölelikten kurtarması değil; onu mülksüzleştirerek sistemin dışına fırlatmasıdır. Jean-Jacques Rousseau’nun "Toplumsal Sözleşme"si, devletin vatandaşını koruması ve vatandaştan vergi alması üzerine kuruluydu. Sermayedar, insanı sistemden çıkarıp vergiyi de ödemediğinde o sözleşme tamamen yırtılıp atılıyor.

Konforun özgürlüğü değil, bağımlılığı büyüttüğü bir dünya.

Sosyal psikoloji ve popüler kültür: "Wall-E" Sendromu

Sosyal psikoloji bize insanın sadece para için değil, bir "kimlik" ve "anlam" bulmak için çalıştığını söyler. Sigmund Freud’un dediği gibi, "İnsanı hayata bağlayan iki şey vardır: Çalışmak ve sevmek." James Reed’in BBC mülakatında kurduğu şu cümle tam bir sosyal psikoloji uyarısıdır: "Yapay zekanın zirveye ulaştığı bir dünyada, hepimizin sonsuza dek yaşayacağı ve yapacak hiçbir şeyimizin olmayacağı bir durumla karşılaşmaktan endişe duyuyorum."

Bu endişenin popüler kültürdeki en net izdüşümü Pixar’ın Wall-E (2008) animasyonudur. Filmde dünyayı tüketen insanoğlu, uzay gemisinde dev ekranların karşısında, altlarındaki uçan koltuklarda sadece tüketen, tüm işleri robotlara devrettiği için obezleşmiş ve varoluşsal bir uyuşukluğa gömülmüş asalaklar olarak tasvir edilir. Robot vergisi, sadece mali bir hamle değil; insanı o "Wall-E" distopyasından, yani amaçsızlık felcinden koruyacak psikolojik bir barikattır.

Sonuç: Robotun arkasındaki sermayeyi görmek

Netice itibarıyla, robotlardan vergi istemek rasyonalitenin gereğidir. Fakat burada sosyal psikolojideki "Günah Keçisi" tuzağına düşmemek gerekir. Öfkemizi ve vergimizi fiziksel metal yığınlarına ya da chat bot kodlarına yönlendirirken, o makinelerin ve algoritmaların arkasında oturan, vergiden kaçınan devasa tekno-sermayeyi gözden kaçırmamalıyız.

Vergilendirilmesi gereken şey yapay zekanın "ruhu" değil, onun yarattığı o muazzam, adaletsiz artı-değerdir. Aksi takdirde, bardağı toplayan çocuktan kesilen vergiyle dünyayı kurtarmaya çalışan absürt bir komedinin figüranları olmaya devam edeceğiz.

Diğer yazarlar

Podcast

GDH'i Google'da takip edin

Google'un yeni Tercih Edilen Kaynaklar özelliğiyle veya Google Haberler'den GDH içeriklerini doğrudan akışınıza ekleyin.

Yazı Boyutu

Haberin görünümü bu boyutta görünücek. Göz yorgunluğu olmadan rahat okuma.

Haberi Paylaş

Sayfayı Paylaş

GDH'yi bir arkadaşınıza tavsiye etme ihtimaliniz 0-10 skalasında kaç olur?

Hiç tavsiye etmezdimKesinlikle tavsiye ederim