- Meme kanseri vakalarının yaklaşık yüzde 85'inin kalıtsal olmadığına dikkat çeken uzmanlar ailede hastalık öyküsü bulunmasa dahi düzenli taramaların aksatılmaması gerektiğini bildirdi.
- Standart mamografi taramasının 40 yaşında başladığı belirtilirken doku yoğunluğu ve yüksek risk taşıyan kişilerde kişiye özel takip programlarının 30'lu yaşlardan itibaren devreye alınabileceği kaydedildi.
- Dünyada her 8 kadından birinin risk altında olduğu ve her 100 kadına karşılık bir erkekte de görülebildiği hatırlatılarak erken tanının tedavi başarısındaki kritik rolü vurgulandı.
Kadınlarda en sık görülen kanser türlerinden biri olan meme kanserinde erken teşhis, tedavi başarısını artıran en önemli faktörler arasında yer alıyor. Ancak ailede meme kanseri öyküsünün bulunmaması, hastalığa yakalanma riskinin olmadığı anlamına gelmiyor. Uzmanlar, meme kanserlerinin yaklaşık yüzde 85'inin kalıtsal genetik geçişle ilişkili olmadığını belirterek düzenli taramaların ihmal edilmemesi gerektiğini vurguluyor.
Medipol Bahçelievler Üniversite Hastanesi Radyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ayşegül Akdoğan Gemici ve Meme Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Sina Ferahman, meme kanserinde erken tanı, risk faktörleri ve kişiye özel tarama yöntemlerine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.
Ailede meme kanseri olmasa da risk devam ediyor
Meme kanserinin yalnızca genetik yatkınlığı bulunan kişilerde ortaya çıkmadığını belirten Doç. Dr. Sina Ferahman, aile öyküsü olmayan kadınların da risk altında olduğuna dikkat çekti.
Ferahman, “Ailenizde yoğun bir meme kanseri öyküsü varsa sizin de riskiniz artabilir. Fakat unutulmamalıdır ki meme kanserlerinin yaklaşık yüzde 85’i kalıtsal genetik geçişle ilişkili değildir. Yani ailenizde meme kanseri öyküsü olmasa da siz meme kanserine yakalanabilirsiniz.” dedi.
Uzman isim, özellikle birden fazla aile bireyinde meme kanseri görülmesinin risk değerlendirmesinde önemli olduğunu ancak tarama kararının yalnızca aile geçmişine göre verilmemesi gerektiğini belirtti.
Meme kanseri taramasına kaç yaşında başlanmalı?
Meme kanserinin erken evrede tespit edilmesinde mamografinin önemli bir yere sahip olduğunu belirten Prof. Dr. Ayşegül Akdoğan Gemici, tarama programlarının kişisel risk faktörlerine göre oluşturulması gerektiğini söyledi. Standart taramanın 40 yaşında mamografiyle başladığını ifade eden Gemici, yüksek risk grubundaki kişilerde daha erken yaşlarda farklı görüntüleme yöntemlerinin değerlendirilebildiğini aktardı.
Prof. Dr. Gemici, “Günümüzde meme kanseri taraması kişiselleştirilmiş bir hal alıyor. Hastalarımızın yalnızca ‘Mamografiye kaç yaşında başlamalıyım?’ diye sorması yerine ‘Benim meme kanseri riskim nedir, nasıl bir kişisel tarama programına girmeliyim?’ diye düşünmesi daha doğru olur.” ifadelerini kullandı.
Meme kanseri riskini belirleyen faktörler neler?
Meme kanseri taramasında yaşın tek başına yeterli bir ölçüt olmadığını vurgulayan Gemici, kişinin sağlık geçmişinin de değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.
Risk değerlendirmesinde öne çıkan faktörler şöyle:
- Ailede meme kanseri öyküsü bulunması
- Kişinin daha önce meme kanseri geçirmiş olması
- Geçmişte meme biyopsisi yapılmış olması
- Meme dokusunun yoğunluğu
- Yaş ve kişisel risk durumu
Gemici, “Bizim öncelikle kişinin riskini hesaplamamız, ardından bu riske göre tarama yöntemini seçmemiz gerekiyor. Aile öyküsü, kişinin kendi meme kanseri öyküsü, daha önce meme biyopsisi yapılıp yapılmadığı ve meme dokusunun yoğunluğu bu değerlendirmede önem taşıyor. Bu faktörler birlikte değerlendirilerek kişiye uygun tarama programı oluşturuluyor.” şeklinde konuştu.
Yüksek risk grubunda erken tarama önem taşıyor
Prof. Dr. Gemici, bazı yüksek riskli kişilerde 30'lu yaşlardan itibaren mamografi ve meme ultrasonu gibi görüntüleme yöntemlerinden yararlanılabildiğini belirtti. Taramanın hangi yaşta başlayacağına ve hangi yöntemin kullanılacağına ise kişinin risk değerlendirmesine göre karar verilmesi gerektiğini vurguladı.
Erkeklerde de meme kanseri görülebiliyor
Meme kanserinin yalnızca kadınları ilgilendiren bir hastalık olmadığını belirten Doç. Dr. Sina Ferahman, erkeklerde de meme kanseri gelişebildiğini hatırlattı. Ferahman, hastalığın bireyin yanı sıra ailesini de etkileyen bir süreç olduğunu belirterek şunları söyledi:
“Her 8 kadından birinin meme kanserine yakalanma riski olduğunu her gün duyuyoruz. Daha çarpıcı bir ifadeyle, her 14 saniyede bir kadın yeni meme kanseri tanısı alıyor. Bu, yalnızca kadınları ilgilendiren bir hastalık değil. Çünkü kadın tek başına bir birey değil; eşi, kardeşi, babası ve ailesi de bu süreci birlikte yaşıyor. Ayrıca erkeklerde de meme kanseri görülebiliyor. Her 100 kadına karşılık bir erkekte meme kanseri görüldüğü ifade ediliyor. Bu nedenle meme kanseri hem kadınların hem de erkeklerin ortak sorunu.”
Uzmanlar, meme kanserinde erken tanı şansını artırmak için kişisel riskin değerlendirilmesi ve uygun tarama programlarının aksatılmaması gerektiğini vurguladı.