- Libya’nın doğusundaki Temsilciler Meclisi, Türkiye ile 2019’da imzalanan deniz yetki alanları mutabakatını 20 Ekim’de oybirliğiyle onayladı.
- Yunan iktidarından Dimitris Kalogeropulos gelişmeyi “hapı yuttuk” sözleriyle, Dimitris Keridis ise “siyasi yenilgi” olarak değerlendirdi.
- Yunanistan, anlaşmaya karşı BM nezdinde girişimde bulundu. Mısır’la mevcut deniz sınırı anlaşmasını doğuya genişletme görüşmelerini başlatma kararı aldı.
- Anlaşma, Türkiye ile Libya arasında Doğu Akdeniz’de deniz yetki alanlarını belirliyor. Yunanistan, mutabakatın kendi deniz yetki alanlarını ihlal ettiğini savunurken Ankara anlaşmayı iki ülkenin hak ve çıkarlarına uygun görüyor.
Yunanistan’ın Kathimerini gazetesi, Libya Temsilciler Meclisinin Türkiye ile deniz yetki alanları anlaşmasını onaylamasının ardından iktidardaki Yeni Demokrasi Partisi içinde yaşanan tartışmalara dikkat çekti.
Gazetenin “Yenilip yutulmaz yenilgi” başlıklı haberine göre, iktidar partisi milletvekili Dimitris Kalogeropulos, Libya’nın kararını değerlendirirken “hapı yuttuk” anlamına gelen bir ifade kullandı.
Partinin bir diğer milletvekili Dimitris Keridis ise gelişmeyi “siyasi yenilgi” olarak nitelendirdi.
Başbakan Kiryakos Miçotakis’in çevresinde asıl rahatsızlık yaratanın Keridis’in açıklamaları olduğu belirtildi. Uluslararası ilişkiler profesörü de olan Keridis’in aynı zamanda Yeni Demokrasi Partisi’nin parlamento sözcülüğünü yürütmesi, sözlerinin sıradan bir milletvekili değerlendirmesinden daha fazla siyasi ağırlık taşımasına neden oldu.
Kathimerini, Başbakanlık çevrelerinin Keridis’in açıklamalarında daha dikkatli olmasını beklediğini yazdı. Tartışma, Libya’daki gelişmenin yalnızca Yunanistan’ın dış politika gündeminde değil, hükümetin kendi siyasi çevrelerinde de sorgulanmaya başladığını ortaya koydu.
Libya altı yıl sonra Türkiye ile anlaşmaya onay verdi
Libya Temsilciler Meclisi, 20 Ekim’de Türkiye ile 27 Kasım 2019’da imzalanan Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılması Mutabakatı’nı oybirliğiyle onayladı. Meclis ayrıca 2020’de Türkiye ile yapılan anlaşmaları reddeden ve Ankara ile siyasi ilişkilerin kesilmesini öngören kararlarını da yürürlükten kaldırdı.
Karar, Libya’nın doğusundaki siyasi yapının yıllardır karşı çıktığı bir anlaşmaya desteğini değiştirmesi bakımından önem taşıyor. Türkiye, mutabakatı 2019’da Libya’nın batısında bulunan ve Birleşmiş Milletler tarafından tanınan Ulusal Mutabakat Hükümeti ile imzalamıştı. Ülkenin doğusundaki Temsilciler Meclisi ise o dönemde anlaşmayı tanımamıştı.
Son kararla birlikte Türkiye-Libya mutabakatı, Libya’nın batısındaki yönetimin yanı sıra doğudaki parlamentodan da siyasi destek aldı. Bu durum, Ankara’nın Libya’nın farklı siyasi ve askerî aktörleriyle geliştirdiği ilişkilerin Doğu Akdeniz’deki deniz yetki alanları meselesine yansıması olarak değerlendiriliyor.
Atina, BM ve AB üzerinden baskı kurmaya çalışıyor
Yunanistan, Libya Temsilciler Meclisinin kararına sert tepki gösterdi. Atina yönetimi, Türkiye-Libya mutabakatının uluslararası deniz hukukuna aykırı olduğunu ve bölgedeki diğer ülkelerin egemenlik haklarını ihlal ettiğini savunuyor.
Yunanistan, itirazlarını Birleşmiş Milletler’e de taşıdı. Atina’nın BM Daimi Temsilcisi Aglaia Balta, Dışişleri Bakanı Yorgos Gerapetritis’in talimatıyla BM Genel Sekreteri António Guterres’e bir mektup gönderdi.
Mektupta, mutabakatın geçersiz olduğu ve üçüncü ülkeler bakımından hukuki sonuç doğuramayacağı yönündeki Yunanistan’ın tutumu yinelendi.
Atina ayrıca Avrupa Birliği ve üye ülkelerin konuya ilişkin ortak bir tutum sergilemesini istiyor. AB tarafı da daha önceki açıklamalarında Türkiye-Libya mutabakatının üçüncü ülkelerin egemenlik haklarını etkilediği yönündeki itirazlarını dile getirmişti.
Türkiye ise anlaşmanın uluslararası hukuka ve hakkaniyet ilkelerine uygun olduğunu savunuyor. Ankara’ya göre mutabakat, iki ülkenin Doğu Akdeniz’deki deniz yetki alanlarına ilişkin haklarını ve ekonomik çıkarlarını koruyor.
Yunanistan ve Mısır’dan karşı hamle
Libya kararının ardından Atina, Mısır’la deniz sınırlarına ilişkin iş birliğini geliştirme yönünde adım attı. Yunanistan Dışişleri Bakanı Yorgos Gerapetritis ile Mısır Dışişleri Bakanı Badr Abdelatty arasında yapılan görüşmede, iki ülkenin mevcut deniz yetki alanları anlaşmasını doğuya doğru genişletme konusunu ele alma kararı aldığı bildirildi.
Yunanistan ile Mısır, 2020’de Doğu Akdeniz’de münhasır ekonomik bölgelerinin bir bölümünü belirleyen bir anlaşma imzalamıştı. Yeni görüşmelerin, özellikle 28. meridyenin doğusundaki deniz alanlarını ve Türkiye’nin hak iddia ettiği bölgeleri ilgilendirmesi bekleniyor.
Atina ve Kahire’nin bu adımı, Türkiye-Libya mutabakatına karşı diplomatik ve hukuki pozisyonlarını güçlendirme arayışının bir parçası olarak görülüyor. Bununla birlikte, iki ülkenin görüşmeleri henüz yeni bir deniz sınırı anlaşmasının imzalandığı anlamına gelmiyor.
Doğu Akdeniz’deki rekabetin yeni aşaması
Türkiye-Libya mutabakatı, Doğu Akdeniz’de deniz yetki alanlarının belirlenmesi, enerji kaynaklarının aranması ve gelecekteki altyapı projeleri açısından stratejik önem taşıyor.
Bölgedeki anlaşmazlık yalnızca Türkiye ile Yunanistan arasındaki ikili ilişkilerle sınırlı kalmıyor, Mısır, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ve Avrupa Birliği de tartışmanın tarafları arasında bulunuyor.
Yunanistan, Girit ve diğer Yunan adalarının deniz yetki alanlarının belirlenmesinde dikkate alınması gerektiğini savunuyor. Türkiye ise adaların deniz yetki alanlarına etkisinin coğrafi koşullar ve hakkaniyet ilkeleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği görüşünde.
Libya’nın doğusundaki Temsilciler Meclisinin anlaşmayı onaylaması, bu tartışmada Ankara açısından önemli bir siyasi gelişme oldu. Ancak kararın bölgedeki bütün ülkeler tarafından kabul edildiği veya deniz sınırları üzerindeki anlaşmazlıkları sona erdirdiği söylenemez.
Atina’daki tartışmanın önemi de burada ortaya çıkıyor: Libya’nın kararı, Yunanistan’ın yıllardır sürdürdüğü diplomatik itirazları yeniden gündeme taşırken, Miçotakis hükümetinin Doğu Akdeniz politikasının sonuçlarının iktidar partisi içinde de sorgulanmasına yol açtı.