- Chris Sidoti, Gazze’de sivillerin öldürülmeye devam etmesi nedeniyle Ekim 2025’teki anlaşmanın “ateşkes” olarak tanımlanamayacağını söyledi.
- Sidoti, İsrail ordusunun Gazze’nin yüzde 67 ila 70’ini kontrol ettiğini ve Filistinlilerin giderek daha küçük bir alana sıkıştırıldığını belirtti.
- Gazze’ye insani yardım girişinin arttığını ancak yiyecek, su, tıbbi malzeme ve barınma ihtiyacını karşılamaya hâlâ yetmediğini ifade etti.
- BM personelinin Gazze’de öldürülmesini, BM’nin kuruluşundan bu yana eşi görülmemiş ölçekte bir durum ve “en büyük rezalet” olarak değerlendirdi.
BM Bağımsız Uluslararası Soruşturma Komisyonu Üyesi Chris Sidoti, Gazze’de Ekim 2025’te varılan ateşkes anlaşmasına rağmen saldırıların sürdüğünü belirtti.
Gazze’de yaklaşık 2 milyon Filistinlinin giderek daha küçük bir alana sıkıştırıldığını söyleyen Sidoti, “Her gün çocuklar öldürülmeye devam ediyor. Dolayısıyla buna ateşkes demek tuhaf” değerlendirmesinde bulundu.
Sidoti, Ekim 2025 öncesine kıyasla çatışmaların azaldığını ancak bunun gerçek anlamda bir ateşkes olmadığı görüşünü dile getirerek, yaşananları “ateşin azalması” olarak nitelendirdi.
“Gazze’nin yüzde 67 ila 70’i arasında işgal altında”
İsrail ordusunun Gazze’deki işgalini sürdürdüğünü belirten Sidoti, Ekim 2025’te Gazze’nin yaklaşık yüzde 50’sinin işgal altında olduğunu, bu oranın daha sonra yüzde 60’a ve son dönemde yüzde 67 ila 70 arasına çıktığını söyledi.
Sidoti, Gazze’de Filistinliler açısından çözüm, barış ve adaletin görülmediğini belirterek, 2 milyon insanın giderek daha küçük bir bölgede yaşamaya zorlandığını ifade etti.
“İnsani yardım hala tamamen yetersiz”
Gazze’ye giren insani yardım miktarının ateşkes anlaşmasının ruhuyla bağdaşmadığını savunan Sidoti, yiyecek, su ve tıbbi malzeme konusunda önceki döneme göre iyileşme olduğunu ancak yardımın bölgedeki gerçek ihtiyaçları karşılamaktan hâlâ uzak olduğunu söyledi.
Çadır, barınak ve yeniden inşa için gerekli malzemelerin “askeri amaçlarla kullanılabileceği” gerekçesiyle engellenmesine de tepki gösteren Sidoti, bu uygulamaların Gazze’deki yaşam koşullarını daha da ağırlaştırdığını belirtti.
Sidoti ayrıca, Gazze’de çocukların kullandığı uçurtmaların son dönemde askeri amaçlarla kullanıldığına ilişkin kanıt bulunmadığını söyledi. Kanıt sunulmadığı sürece bu tür yasakların güvenlik gerekçesiyle açıklanamayacağını savunan Sidoti, İsrail askerlerinin çocuk oyuncaklarıyla alay ettiği ve oyuncakları tahrip ettiği görüntüler gördüklerini de ifade etti.
“BM personelinin öldürülmesi en büyük rezalet”
İsrail’in UNRWA ve diğer BM kuruluşlarına yönelik uygulamalarının uluslararası hukuku ihlal ettiğini savunan Sidoti, İsrail’in BM kuruluşlarıyla işbirliği yapma yükümlülüğü bulunduğunu hatırlattı.
İsrail’in BM Ayrıcalık ve Muafiyetlerine Dair Sözleşme’ye de taraf olduğunu belirten Sidoti, UNRWA’ya ait mülklerin ele geçirilmesinin bu sözleşmeyle korunan BM mülklerine yönelik bir ihlal olduğunu söyledi.
Sidoti, durumu İsrail’in New York veya Cenevre’deki diplomatik misyonlarına yönelik varsayımsal bir baskınla karşılaştırarak, İsrail’in böyle bir durumda diplomatik dokunulmazlığın ihlal edildiğini savunacağını ifade etti.
BM personelinin Gazze’de öldürülmesini ise daha ağır bir durum olarak değerlendiren Sidoti, son üç yılda benzeri görülmemiş sayıda BM çalışanının hayatını kaybettiğini söyledi. “BM'nin 80 yıl önce kurulmasından bu yana dünyanın hiçbir yerinde bu kadar çok BM personelinin öldürüldüğü bir olay yaşanmadı” diyen Sidoti, bunu UNRWA mülklerinin ele geçirilmesinden de daha büyük bir ihlal olarak nitelendirdi.