Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Newsweek'e verdiği röportajda bölgesel ve küresel gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Erdoğan, Türkiye'nin dış politikasının temel önceliklerinin bölgesel istikrarı korumak, çatışmaların yayılmasını önlemek ve diplomatik kanalları açık tutmak olduğunu ifade etti.
Erdoğan'dan İsrail'deki Türkiye söylemine tepki
Erdoğan, İsrail'de Türkiye'nin yeni bir tehdit kaynağı olarak sunulmasına yönelik söylemin hatalı olduğunu belirterek bunun İsrail'deki iç siyasi süreç ve seçim atmosferiyle bağlantılı olduğunu değerlendirdiklerini söyledi.
Türkiye'nin İsrail halkıyla veya herhangi bir toplumla husumeti olmadığını vurgulayan Erdoğan, itirazlarının uluslararası hukuka aykırı gördükleri politikalar ve bölgede istikrarsızlığı derinleştiren adımlara yönelik olduğunu ifade etti.
Erdoğan, çatışmaların bölgenin güvenliği, ekonomisi ve istikrarını doğrudan etkilediğini belirterek, bu dönemlerde diplomasinin alanının daraltılması yerine genişletilmesinin uluslararası toplumun ortak sorumluluğu olduğunu söyledi.
BM'de reform çağrısı
Birleşmiş Milletler'in dünyadaki güç dengelerindeki değişimin gerisinde kalmaması gerektiğini belirten Erdoğan, Güvenlik Konseyi'nin daha temsili, etkin ve hesap verebilir bir yapıya kavuşturulması gerektiğini söyledi.
Erdoğan, Genel Kurul'un iradesinin karar alma süreçlerine daha güçlü şekilde yansıdığı ve sorumluluğun daha adil paylaşıldığı bir uluslararası sistem için reformun artık ertelenemeyeceğini ifade etti.
İran-ABD geriliminde diplomasi vurgusu
Erdoğan, ABD'nin NATO'daki müttefik, İran'ın ise Türkiye'nin komşusu olduğunu belirterek iki ülke arasındaki gerilim konusunda diplomasiye azami ölçüde fırsat verilmesi gerektiğini söyledi.
İranlı muhataplarla temas kanallarının açık olduğunu belirten Erdoğan, Türkiye'nin ihtilaf yaşayan taraflarla konuşabilmesinin önemli bir imkan olduğunu kaydetti.
Hürmüz Boğazı'ndaki gerilimin enerji arzı ve küresel ticareti doğrudan etkilediğini belirten Erdoğan, önceliğin çatışmanın yayılmasını önlemek, ticaret yollarının güvenliğini korumak ve tarafları yeniden müzakere masasına döndürmek olduğunu ifade etti.
"Mekke Ortak Savunma Anlaşması herhangi bir ülkeye karşı kurulmadı"
Erdoğan, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın İran, İsrail veya başka bir üçüncü ülkeye karşı kurulmuş bir ittifak olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi.
Anlaşmanın daha güvenli, barışçıl ve müreffeh bir geleceğin inşası için ortak sorumluluğun ifadesi olduğunu belirten Erdoğan, anlaşmanın Birleşmiş Milletler Şartı'nın 51. maddesindeki meşru müdafaa hakkına dayandığını ifade etti.
Erdoğan, üç ülkeden herhangi birine yönelik silahlı saldırının tüm taraflara yapılmış sayılacağını belirterek verilecek karşılığın saldırıya uğrayan ülkenin çağrısı ve ihtiyaçları temelinde belirlenebileceğini söyledi.
Bu kapsamda istihbarat, lojistik veya mühimmat desteğinin yanı sıra tehdidin boyutuna göre daha ileri askeri desteğin de gündeme gelebileceğini belirten Erdoğan, her olay için bugünden otomatik bir askeri senaryo oluşturmanın doğru olmayacağını kaydetti.
Türkiye-ABD ilişkileri
Türkiye ile ABD arasında uzun yıllara dayanan çok boyutlu müttefiklik ilişkileri bulunduğunu belirten Erdoğan, savunma sanayisi, ticaret ve bölgesel güvenlik alanlarında işbirliği potansiyelinin bulunduğunu söyledi.
Erdoğan, Türkiye'nin komşularıyla ilişkilerini, müttefiklik yükümlülüklerini, bölgesel sorumluluklarını ve milli menfaatlerini dengeli şekilde gözeterek hareket edeceğini ifade etti.
Türkiye-ABD ilişkilerinin üçüncü bir ülke üzerinden tarif edilmemesi gerektiğini belirten Erdoğan, Washington yönetimiyle doğrudan iletişim kurduklarını vurguladı.
Erdoğan'dan Suriye mesajı
Erdoğan, Suriye'nin egemenliğinin, toprak bütünlüğünün ve milli birliğinin korunmasını istediklerini belirtti.
Suriye'nin yeniden ayağa kalkmasının, devlet kurumlarının güçlenmesinin ve terörle mücadele kapasitesinin artırılmasının bütün bölgenin çıkarına olduğunu ifade eden Erdoğan, İsrail'in Suriye'ye yönelik saldırılarının ülkenin egemenliğine zarar verdiğini ve bölgesel istikrarın tesisini güçleştirdiğini söyledi.
PKK'nın silah bırakma süreci
PKK'nın fesih ve silah bırakma yönünde aldığı kararları önemli bir eşik olarak değerlendiren Erdoğan, asıl önemli olanın kararların sahada eksiksiz uygulanması olduğunu belirtti.
Erdoğan, örgütün bütün unsurlarıyla silah bırakması, illegal yapının tasfiye edilmesi ve sürecin devletin ilgili kurumlarınca tespit ve teyit edilmesi gerektiğini ifade etti.
Suriye'deki silahlı unsurların merkezi devlet yapısı altında bütünleşmesinin de ülkenin egemenliği, toprak bütünlüğü ve toplumsal birliği açısından gerekli olduğunu belirten Erdoğan, sürecin eşit vatandaşlık temelinde ilerlemesini desteklediklerini söyledi.
İran'daki gelişmeler sırasında PKK/PJAK'ın ortaya çıkan şartlardan faydalanma girişimlerini de takip ettiklerini belirten Erdoğan, İran'ın iç meselelerinin dış müdahalelerden uzak biçimde İran halkı tarafından çözülmesi gerektiğini ifade etti.
"Kürtler bizim kardeşlerimiz"
Erdoğan, Kürtlerin Türkiye'nin kardeşleri olduğunu belirterek Türkler, Kürtler ve Arapların birbirleriyle iç içe yaşadığını söyledi.
Kürtlerin huzur, güvenlik ve refahının terör örgütlerinin veya dış güçlerin hesaplarından ayrı tutulması gerektiğini belirten Erdoğan, Türkiye'nin ölçüsünün etnik kimlik değil, terör, şiddet ve milli güvenliğe yönelik tehdit olduğunu ifade etti.
Rusya-Ukrayna Savaşı ve Karadeniz
Erdoğan, İstanbul görüşmeleri, Karadeniz Tahıl Girişimi ve esir takaslarının Türkiye'nin Rusya ve Ukrayna ile doğrudan temas kurabilmesinin somut sonuçları olduğunu belirtti.
Türkiye'nin NATO'nun güçlü bir müttefiki olduğunu, aynı zamanda Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Ukrayna yönetimiyle doğrudan temas kurabildiğini söyleyen Erdoğan, arabuluculuk için ihtilafın her iki tarafıyla konuşabilmenin gerekli olduğunu ifade etti.
Karadeniz'de sivil deniz taşımacılığının, ticaret yollarının ve enerji altyapısının savaşın dışında tutulması gerektiğini belirten Erdoğan, ticari deniz taşımacılığının güvenliğini kalıcı biçimde sağlayacak bir mekanizmaya ihtiyaç olduğunu söyledi.
Türkiye çok taraflı diplomasiye ağırlık veriyor
Erdoğan, Türkiye'nin NATO'daki konumunu güçlendirirken Türk Devletleri Teşkilatı'ndaki işbirliğini derinleştirdiğini, İslam İşbirliği Teşkilatı'nda aktif sorumluluk üstlendiğini ve Şanghay İşbirliği Örgütü ile ilişkilerini geliştirdiğini belirtti.
G20, D-8 ve diğer çok taraflı platformlarda Türkiye'nin etkinliğini artırdığını ifade eden Erdoğan, ASEAN ile ilişkilerin "Diyalog Ortaklığı" seviyesine yükseltilmesini de bu yaklaşımın örneklerinden biri olarak gösterdi.
Orta Koridor ve Kalkınma Yolu vurgusu
Türkiye'nin Asya ile Avrupa'yı birbirine bağlayan Hazar Geçişli Doğu-Batı Orta Koridor'un küresel lojistik ve ticarette daha büyük rol üstlenmesini önemsediğini belirten Erdoğan, TRIPP gibi girişimleri desteklediklerini söyledi.
Basra Körfezi'ni Türkiye üzerinden Avrupa'ya bağlayacak Kalkınma Yolu Projesi'nin Irak'la birlikte hayata geçirildiğini belirten Erdoğan, Suriye, Ürdün ve Suudi Arabistan'a yönelik yeni demir yolu ve kara yolu bağlantısallığı vizyonunun da bulunduğunu ifade etti.
Erdoğan, Türkiye'nin Doğu ile Batı arasındaki konumunun çok boyutlu dış politika yürütmesini gerekli kıldığını belirterek, milli menfaatler, bölgesel istikrar ve küresel barışı birlikte gözeten bir anlayışla hareket ettiklerini söyledi.