- Demokratik Kongo’da 26 Ağustos itibarıyla 5 bin 794 doğrulanmış Ebola vakası tespit edildi.
- Doğrulanmış vakalar arasında ölüm oranı yaklaşık yüzde 48 seviyesine ulaştı.
- Salgın, 6 eyalette toplam 60 sağlık bölgesini etkiliyor. Son olarak Kuzey Kivu’daki Biena ve Manguredjipa bölgelerinde de vakalar bildirildi.
- Sağlık çalışanlarına Ervebo aşısı uygulanmaya başlanırken, mevcut salgına neden olan Bundibugyo virüsüne karşı bu aşının etkinliği henüz kesinleşmiş değil.
Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nde Mayıs 2026’da başlayan Ebola salgını, ülkenin doğusunda giderek daha geniş bir alana yayılıyor.
Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre 26 Ağustos itibarıyla 5 bin 794 doğrulanmış vaka ve 2 bin 786 doğrulanmış ölüm kaydedildi. Salgın, ülkenin 6 eyaletindeki 60 sağlık bölgesine ulaştı.
DSÖ ve uluslararası sağlık kuruluşları, mevcut salgının Ebola'nın şimdiye kadarki en hızlı yayılan salgını olduğunu belirtiyor.
Salgının özellikle Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nin doğusundaki çatışmalardan etkilenen bölgelerde ilerlemesi, sağlık ekiplerinin hastalara ulaşmasını ve temaslıların takip edilmesini zorlaştırıyor.
Kuzey Kivu’da iki yeni bölge
Salgının yayılımındaki son genişleme Kuzey Kivu eyaletinde yaşandı.
Biena ve Manguredjipa sağlık bölgelerinde de Ebola vakalarının görülmesiyle salgından etkilenen sağlık bölgesi sayısı 60'a yükseldi. Kuzey Kivu'da hastalığa yakalananlar arasındaki ölüm oranının ülke genelindeki yaklaşık yüzde 48'lik orandan daha yüksek olduğu bildiriliyor.
Yetkililer, özellikle sağlık hizmetlerine erişimin sınırlı olduğu ve güvenlik sorunlarının yaşandığı bölgelerde salgının kontrol altına alınmasının daha zor olduğunu belirtiyor.
Salgının merkezinde Ituri bulunuyor
Ituri eyaleti salgından en ağır etkilenen bölgelerin başında geliyor.
Çatışmalar ve nüfus hareketliliğinin yoğun olduğu eyalette sağlık sisteminin kapasitesi üzerindeki baskı artarken, insanların kalabalık yerleşimlerde yaşaması ve sağlık merkezlerine erişimde yaşanan sorunlar virüsün kontrolünü güçleştiriyor.
DSÖ, Demokratik Kongo Cumhuriyeti'ndeki salgının aynı zamanda ciddi bir insani kriz ortamında yaşandığına dikkat çekiyor. Güvenlik sorunları, yerinden edilme ve sağlık çalışanlarının karşı karşıya olduğu riskler, salgına müdahaleyi zorlaştıran temel unsurlar arasında bulunuyor.
Mevcut salgına Bundibugyo virüsü neden oluyor
Salgının önemli özelliklerinden biri, bu kez Bundibugyo virüsünün hastalığa neden olması.
Bu tür, Ebola virüsünün diğer bazı türlerinden farklı özellikler taşıyor. DSÖ'ye göre Bundibugyo virüsüne karşı şu anda onaylanmış bir aşı veya spesifik tedavi bulunmuyor. Bununla birlikte çeşitli aşı ve tedavi adaylarının etkinliği araştırılıyor.
Bu durum, salgına müdahaleyi daha da karmaşık hale getiriyor.
Sağlık çalışanlarına aşı uygulanıyor
Demokratik Kongo Cumhuriyeti'ndeki salgının kontrol altına alınması amacıyla aşılama kampanyası da başlatıldı.
27 Ağustos'ta özellikle Ebola hastalarıyla doğrudan temas eden sağlık çalışanlarına ve ön saflarda görev yapan personele Ervebo aşısı uygulanmaya başlandı.
Ancak Ervebo'nun önemli bir sınırlaması bulunuyor.
Aşı, Zaire ebolavirüsüne karşı geliştirilmiş ve onaylanmış durumda. Mevcut salgına ise Bundibugyo virüsü neden oluyor. Dolayısıyla Ervebo'nun Bundibugyo virüsüne karşı insanlarda ne ölçüde koruma sağladığı henüz kesin olarak bilinmiyor.
Bu nedenle aşılama çalışmaları aynı zamanda bilimsel veri elde edilmesini sağlayacak şekilde yürütülüyor.
70 bin doz aşı planlanıyor
Uluslararası sağlık kuruluşlarının desteğiyle Demokratik Kongo'ya yaklaşık 70 bin doz Ervebo gönderilmesine izin verildi.
Bu dozların önemli bölümünün sağlık çalışanları ve diğer ön saflardaki personel için kullanılması, bir bölümünün ise aşının Bundibugyo virüsüne karşı etkinliğini değerlendirmeye yönelik araştırmalarda değerlendirilmesi planlanıyor.
Sağlık çalışanlarının korunması, salgınla mücadelede kritik önem taşıyor. Çünkü hastalarla yakın temas halinde çalışan personel, bulaş açısından en yüksek risk altındaki gruplardan biri.
Hastanelerde yatak sıkıntısı yaşanıyor
Salgının büyümesi sağlık sistemindeki mevcut kapasite sorunlarını da ağırlaştırıyor.
Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF), doğu Demokratik Kongo'da Ebola hastalarının tedavisi için yeni bir merkez açtı. Kuruluş, salgının kontrol altına alınmasındaki temel sorunlardan birinin hastane yatağı ve tıbbi altyapı yetersizliği olduğunu açıkladı.
Özellikle uzak ve güvenlik sorunlarının yaşandığı bölgelerde hastaların sağlık merkezlerine zamanında ulaştırılması büyük sorun oluşturuyor.
Çatışmalar mücadeleyi zorlaştırıyor
Demokratik Kongo Cumhuriyeti'ndeki doğusu uzun süredir silahlı grupların faaliyetleri ve çatışmalar nedeniyle istikrarsız durumda.
Bu ortamda sağlık ekiplerinin hareket kabiliyeti azalırken, hastaların tedavi merkezlerine ulaştırılması ve temaslı kişilerin belirlenmesi de zorlaşıyor.
Yerinden edilen insanların farklı bölgelere hareket etmesi ise virüsün yeni bölgelere taşınması riskini artırıyor. DSÖ, salgının görüldüğü bölgelerdeki güvenlik sorunları, nüfus hareketliliği ve ticaret akışlarının müdahaleyi karmaşıklaştırdığına dikkat çekiyor.
Bölge ülkeleri de risk altında
Salgının Demokratik Kongo Cumhuriyeti'ndeki doğusunda genişlemesi, komşu ülkeler açısından da risk oluşturuyor.
Özellikle Uganda, Güney Sudan ve Orta Afrika Cumhuriyeti sınır hareketliliği nedeniyle yakından takip ediliyor.
Uganda'daki Bundibugyo virüsü salgını ise Temmuz sonunda sona ermişti. DSÖ, Uganda'da yeni vaka görülmemesinin ardından salgının sona erdiğini açıklarken, Demokratik Kongo'daki aktif bulaşın devam ettiğini bildirdi.
Bu durum, sınır bölgelerinde gözetim ve erken teşhisin önemini artırıyor.
Uluslararası yardım çağrısı
Salgının büyümesi uluslararası yardım çağrılarını da beraberinde getirdi.
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, Ebola salgınına ilişkin küresel desteğin artırılması çağrısında bulunurken, salgınla mücadelede finansman açığı bulunduğuna dikkat çekti.
Uluslararası kuruluşlar; tıbbi malzeme, koruyucu ekipman, sağlık çalışanlarının güvenliği, laboratuvar kapasitesi, hastaların tedavisi ve temaslı takibi için daha fazla kaynak gerektiğini belirtiyor.
Salgın küresel risk yaratıyor mu?
DSÖ, Demokratik Kongo Cumhuriyeti'ndeki salgının ciddi boyutuna rağmen küresel yayılma riskini mevcut koşullarda düşük değerlendiriyor.
Bununla birlikte ülke içindeki yoğun nüfus hareketliliği ve sınır geçişleri nedeniyle bölgesel yayılma riski yakından izleniyor. DSÖ, özellikle sınır bölgelerinde gözetim ve hazırlık çalışmalarının güçlendirilmesini istiyor.
ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (CDC) de Demokratik Kongo'daki salgını yakından takip ediyor ve mevcut salgının önceki Ebola salgınlarına kıyasla çok daha hızlı yayıldığını belirtiyor.
Ebola salgınında kritik eşik
Demokratik Kongo Cumhuriyeti'ndeki mevcut salgın, 5 bin 794 vaka ve 2 bin 786 ölümle ülkenin en ağır Ebola krizlerinden biri haline geldi.
Salgının 60 sağlık bölgesine yayılması, Bundibugyo virüsüne karşı onaylanmış özel bir aşının bulunmaması, sağlık altyapısındaki yetersizlikler ve doğudaki güvenlik sorunları mücadeleyi zorlaştırıyor.
Aşılama çalışmalarının başlaması ve yeni tedavi merkezlerinin kurulması salgının kontrol altına alınması açısından önemli adımlar olsa da, sağlık kuruluşları erken teşhis, temaslı takibi, sağlık çalışanlarının korunması ve uluslararası finansmanın artırılmasının belirleyici olacağı görüşünde.