- “Türkçülüğün Esasları”, “Kızıl Elma” ve “Türkleşmek, İslamlaşmak, Muasırlaşmak”, Gökalp’in başlıca eserleri arasında bulunuyor.
- Yeni Lisan hareketi çevresindeki tartışmalara katılan yazar, Türkçenin sadeleşmesini savundu.
- Hayatını konu alan “Göğe Yazılmış Bir Alp” oyunu, bu yıl Balkanlar’da izleyiciyle buluştu.
Türk düşünce ve edebiyat tarihinde dil, kültür ve toplum üzerine çalışmalarıyla yer edinen Ziya Gökalp, 25 Ekim 1924’teki vefatının 102. yıl dönümünde anılıyor. Şiir ve düşünce yazılarını birlikte sürdüren Gökalp, Osmanlı’nın son döneminden Cumhuriyet’in kuruluşuna uzanan süreçte kültürel kimlik ve modernleşme tartışmalarına katıldı.
Diyarbakır’da başlayan eğitim ve yazı hayatı
Asıl adı Mehmet Ziya olan Gökalp, 23 Mart 1876’da Diyarbakır’da doğdu. Babası Mehmet Tevfik Efendi, memuriyetinin yanı sıra Diyarbekir Gazetesi’nin yayın sorumluluğunu üstleniyordu.
İlk öğreniminin ardından askeri rüştiyeye devam eden Gökalp, amcası Hacı Hüseyin Hasib Efendi’den felsefe ve Şark ilimleri dersleri aldı; Arapça ve Farsçasını geliştirdi. Eğitimini sürdürmek için gittiği İstanbul’da Mülkiye Baytar Mekteb-i Alisi’ne kaydoldu.
Öğrencilik yıllarında siyasi faaliyetlere katıldı. Yazıları ve faaliyetleri nedeniyle tutuklanan Gökalp’in eğitimi kesintiye uğradı. Diyarbakır’a döndüğü dönemde siyasi ve kültürel yazılar kaleme almaya devam etti.
Türkçenin sadeleşmesi ve millî edebiyat
İkinci Meşrutiyet’in ardından Selanik’te bulunduğu yıllarda Genç Kalemler başta olmak üzere çeşitli yayınlarda yazıları yayımlandı. Ömer Seyfettin ve Ali Canip Yöntem’in de yer aldığı Yeni Lisan hareketi çevresinde, Türkçenin sadeleşmesi ve millî edebiyat anlayışının gelişmesi üzerine fikirlerini ortaya koydu. 1912’de İstanbul’a taşınan Gökalp, Ergani Madeni mebusu seçildi. Darülfünun’da sosyoloji dersleri verdi.
İlk şiir kitabı “Kızıl Elma” 1914’te yayımlandı. Türk Yurdu dergisindeki yazıları, 1918’de “Türkleşmek, İslamlaşmak, Muasırlaşmak” adıyla kitaplaştırıldı. Aynı yıl “Yeni Hayat” da okurla buluştu.
Kültür, medeniyet ve halk edebiyatı
Gökalp’in düşüncesinde kültür ile medeniyet arasındaki ayrım önemli bir yer tuttu. Millî kültürün korunup geliştirilmesini savunurken Batı medeniyetinden yararlanma düşüncesini de ele aldı. Dilin, eğitimin ve ortak kültürel değerlerin toplum hayatındaki rolü üzerine çalıştı.
Birinci Dünya Savaşı’nın ardından tutuklanarak Malta’ya sürgüne gönderildi. 1921’de Türkiye’ye döndükten sonra Diyarbakır’da çıkardığı Küçük Mecmua’da folklor, halk edebiyatı ve Türk kültürü üzerine yazılara yer verdi.
1923’te Diyarbakır milletvekili seçilen Gökalp, aynı yıl “Türkçülüğün Esasları”, “Türk Töresi” ve “Altın Işık” eserlerini yayımladı. Sağlık sorunları nedeniyle tedavi gördüğü İstanbul’daki Fransız Hastanesinde 25 Ekim 1924’te hayatını kaybetti. Sultan Mahmut Türbesi’nin bulunduğu hazireye defnedildi.