Proje 1997 yılında sıra dışı bir fikirle başladı: 13. yüzyılda yaşayan ustalar bir kale inşa etseydi bunu nasıl yapardı? Bunun cevabını teoride değil, gerçek ölçekte deneyerek bulmaya karar verdiler. Guédelon, herhangi bir eski kalenin kalıntıları üzerine de yapılmıyor; tamamen sıfırdan inşa ediliyor ve mimarisi 12-13. yüzyıl Fransız kale geleneğine dayanıyor.
Şantiyede modern inşaat teknolojisi yok
Guédelon'u sıra dışı yapan, yalnızca Orta Çağ görünümünde bir kale yapılması değil. İnşa sürecinin kendisi deneysel arkeoloji çalışması.
Taş ustaları, marangozlar, demirciler, kiremitçiler ve diğer zanaatkârlar mümkün olduğunca dönemin malzemelerini ve çalışma yöntemlerini kullanıyor. Taş sahadaki ocaktan çıkarılıyor; ahşap çevredeki ormandan sağlanıyor, taşlar elle biçimlendiriliyor ve ağır yüklerin kaldırılmasında insanların içinde yürüdüğü büyük ahşap çarklı vinçlerden yararlanılıyor.
Bu nedenle modern bir inşaatın birkaç yılda tamamlayabileceği yapı, Guédelon'da on yıllardır adım adım yükseliyor.
2002'de ilk kaburgalı tonoz yapıldı. 2004'te konut bölümü yükselmeye başladı. 2008'de çatı iskeletleri yerleştirildi. 2014'te şapelin inşasına geçildi. 2018'de ilk kule çatısına kavuştu. 2020'lerde ise kapı kuleleri ve diğer bölümlerde çalışmalar sürdü. 2026 yılında dahi şantiyede yeni marangozluk ve yapı çalışmaları devam ediyor.
Amaç kale yapmak değil, Orta Çağ'ı anlamak
Guédelon aslında dev bir tarih laboratuvarı.
Çünkü tarihî belgeler bize bir Orta Çağ yapısının nasıl göründüğünü anlatabiliyor; fakat ustaların karşılaştıkları günlük sorunların tamamını göstermiyor.
Bir tonoz gerçekten hangi yöntemle kuruluyordu?
Tonlarca ağırlığındaki taş insan gücüyle nasıl yukarı çıkarılıyordu?
Kereste hangi aletlerle hazırlanıyordu?
Bunların bazılarını anlamanın en iyi yolu, aynı işi aynı yöntemlerle yeniden yapmak.
Bu nedenle Guédelon kendisini bilimsel, tarihî ve pedagojik bir çalışma olmasının yanı sıra “kalıcı ve yaşayan bir deneysel arkeoloji şantiyesi” olarak tanımlıyor.
Üstelik çalışma yalnızca araştırmacılara kapalı bir laboratuvar değil. Ziyaretçiler şantiyeye girerek taşçıların, marangozların ve demircilerin çalışmalarını izleyebiliyor; belirli programlarla insanlar birkaç günlüğüne yapım çalışmalarına dahi katılabiliyor.
Ortaya çıkan sonuç ise oldukça etkileyici:
1997'de ormanın içinde yalnızca bir şantiye vardı. Bugün aynı yerde, gerçekten Orta Çağ'da yapılmışçasına yükselen bir 13. yüzyıl kalesi bulunuyor.
Ve Guédelon hâlâ tamamlanmış değil.
Belki de projenin en güzel tarafı tam olarak bu:
21. yüzyılın ortasında insanlar bir kaleyi ziyaret etmiyor; bir Orta Çağ kalesinin nasıl doğduğuna canlı canlı şahit oluyor.