Paris neden yeniden barikatlarda? 1968’in hayalinden 2026’nın öfkesine

1968’de Fransız gençliği dünyayı değiştirmek istiyordu. 2026’da ise gençler, içinde yaşayacakları dünyanın ellerinden kayıp gittiğini düşünüyor. Öğretmensiz sınıflar, bakımsız okullar, hayat pahalılığı ve siyasete duyulan güvensizlik… Paris sokaklarındaki öfke, yalnızca Fransa’nın değil, geleceğinden kuşku duyan bir kuşağın hikâyesi.

Şafak Altun

Yazan: Şafak Altun

· 4 dk okuma

Paris neden yeniden barikatlarda? 1968’in hayalinden 2026’nın öfkesine

Paris’te bir kez daha barikatlar kuruluyor. Liselerin girişleri kapatılıyor, öğrenciler sokaklara çıkıyor, polisle göstericiler karşı karşıya geliyor.

Dışarıdan bakıldığında tanıdık bir Fransız manzarası…

Ama bu kez mesele yalnızca Fransa’nın meşhur protesto kültürü değil. Asıl soru şu: Bir ülkenin gençleri, geleceklerini değiştirmek için neden önce sokaklara çıkmaları gerektiğine inanıyor?

BBC Avrupa Editörü Katya Adler’in aktardığına göre Fransa’da haftalardır süren öğrenci eylemlerinin arkasında eğitim sistemindeki sorunlar, siyasi güvensizlik ve gençlerin seslerini duyurma isteği bulunuyor. Öğretmen eksikliği, kalabalık sınıflar ve bakımsız okul binaları, öfkenin somut nedenleri arasında.

Ancak bu tabloyu yalnızca okulların sorunlarıyla açıklamak da mümkün değil. Fransa, ekonomik baskıların ve siyasi kutuplaşmanın iç içe geçtiği bir dönemden geçiyor. Gençler ise kendilerini, kararları alınan ama görüşleri yeterince dikkate alınmayan bir kuşağın parçası olarak görüyor.

1968’de dünya değişsin istiyorlardı

Mayıs 1968’e gidelim.

Fransa ekonomik büyümenin ve savaş sonrası refah döneminin içindeydi. Fakat bu, toplumun bütün kesimlerinin mevcut düzenden memnun olduğu anlamına gelmiyordu. Üniversitelerdeki katı hiyerarşi, muhafazakâr toplumsal kurallar ve çalışma hayatındaki eşitsizlikler giderek daha fazla sorgulanıyordu.

Önce öğrenciler harekete geçti. Ardından işçiler de eylemlere katıldı. Ülke, milyonlarca işçinin dahil olduğu büyük bir genel grevle sarsıldı.

Duvarlara yazılan sloganlar, yalnızca hükümete duyulan öfkeyi değil, başka türlü bir hayat kurma arzusunu da anlatıyordu.

“Kaldırım taşlarının altında kumsal var!”

“Gerçekçi olun, imkânsızı isteyin!”

Bu sözlerde bir gelecek inancı vardı. Gençler yalnızca daha iyi koşullar istemiyor, hayatın nasıl yaşanması gerektiğini de tartışıyordu.

1968 hareketi Fransa’da iktidarı devirmedi. Fakat eğitimden kültüre, çalışma ilişkilerinden toplumsal değerlere uzanan geniş bir tartışmanın önünü açtı.

2026: Hayal kurmak bile zorlaşınca…

Bugünün gençleri ise farklı bir dünyada yaşıyor.

Onlar için mesele yalnızca özgürlük alanlarını genişletmek değil; düzgün eğitim alabilmek, nitelikli kamu hizmetlerine ulaşabilmek ve geleceğe güvenle bakabilmek.

Bir sınıfta yeterli öğretmen yoksa, okul binası bakımsızsa, öğrenciler haftalarca sorunlarına çözüm bekliyorsa demokrasi tartışması soyut olmaktan çıkar. Gençler, kendilerine anlatılan eşitlik ve fırsat adaletinin günlük hayatta karşılığını görmek ister.

Üstelik Fransa’da kamu hizmetleri ve sosyal devlet, toplumun beklentilerinde önemli bir yere sahip. Vatandaşlar yüksek vergi ve sosyal katkıların karşılığında nitelikli hizmet bekliyor. Bu beklenti karşılanmadığında ekonomik sıkıntı, siyasi güvensizliğe dönüşebiliyor.

İşte 1968 ile 2026 arasındaki temel fark burada.

1968’in gençleri mevcut düzenin yerine başka bir dünya koymayı hayal ediyordu. Bugünün gençleri ise önce kendilerine vaat edilen dünyanın hâlâ var olup olmadığını sorguluyor.

Bir kuşak dünyayı değiştirmek istiyordu. Diğeri, dünyanın kendisini dışarıda bırakmamasını istiyor.

Fransa’nın sokakları neden önemli?

Fransa’da sokak eylemlerinin tarihsel bir ağırlığı var. 1789 Fransız Devrimi’nden 1871 Paris Komünü’ne, 1968’den 2018’de başlayan Sarı Yelekliler hareketine kadar toplumsal itiraz, ülkenin siyasi tarihinde önemli bir rol oynadı.

Ancak Fransız demokrasisini yalnızca sokakla açıklamak yanlış olur. Sandık, parlamento, sendikalar, mahkemeler ve sivil toplum da siyasi mücadelenin parçaları.

Yine de Fransa’nın deneyimi önemli bir gerçeği hatırlatıyor: İnsanlar kendilerini temsil edilmemiş hissettiklerinde, demokratik kurumlara duydukları güven zayıfladığında sokaklar yeniden bir siyaset alanına dönüşebiliyor.

Üstelik bugünkü eylemler, gelecek yıl yapılması beklenen cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde siyasi tartışmaların da parçası hâline geliyor. İktidar, öğrenci hareketinin siyasi amaçlarla yönlendirildiğini savunurken muhalifler gençlerin taleplerinin görmezden gelinemeyeceğini söylüyor. Bu iddiaları birbirinden ayırmak gerekiyor: Bir protestonun siyasi sonuç doğurması başka, protestocuların tamamının belirli bir siyasi aktör tarafından yönlendirilmesi başka.

Şiddet olayları da barışçıl gösterilerin meşruiyetiyle karıştırılmamalı. Kamu binalarına saldırılar ve yağma nasıl kabul edilemezse, gençlerin eğitim ve gelecek konusundaki taleplerini yalnızca güvenlik meselesine indirgemek de sorunu çözmüyor.

Asıl mesele: Gençlere nasıl bir gelecek bırakıyoruz?

Paris’teki barikatlar bize yalnızca Fransızları anlatmıyor.

Bugün dünyanın pek çok ülkesinde gençler benzer sorular soruyor: İyi bir eğitim, güvenli bir iş ve insanca bir yaşam neden giderek daha zor ulaşılır hedefler hâline geliyor? Teknoloji ilerlerken neden herkes geleceğe daha fazla güven duyamıyor? Ekonomiler büyürken bu büyümenin nimetleri neden toplumun bütün kesimlerine eşit yansımıyor?

1968’in romantizmiyle 2026’nın kaygılarını bire bir aynı görmek mümkün değil. Fakat iki dönemi birbirine bağlayan bir damar var: Kendileri adına karar verilen bir dünyada yaşamak istemeyen insanlar.

Bir ülkenin gerçek başarısı, sokakları ne kadar sessiz tuttuğuyla ölçülemez. Asıl ölçü, insanların sorunlarını şiddete başvurmadan dile getirebildiği, taleplerinin duyulduğu ve çözüm için kurumlarına güvenebildiği bir düzen kurabilmesidir.

Çünkü bir toplumun gençleri yalnızca bugünden şikâyet ediyorsa sorun vardır. Ama artık yarına inanmadıkları için sokağa çıkıyorsa, sorun çok daha derindir.

Barikatların ardındaki asıl soru şu: Gençler geleceği değiştirmek için mi mücadele ediyor, yoksa gelecekten geriye kalanları korumak için mi?

Şafak Altun’dan diğer yazılar

Podcast

gdh'i Google'da takip edin

gdh'i Google'da Tercih Edilen Kaynaklar'a ekleyin veya Google Haberler'de takip edin.

Yapay Zekâ Özeti

Paris neden yeniden barikatlarda? 1968’in hayalinden 2026’nın öfkesine

Bu özet yapay zekâ tarafından oluşturulmuştur. Doğruluk için haberin tamamını okuyunuz.

Yazı Boyutu

Haberin görünümü bu boyutta görünücek. Göz yorgunluğu olmadan rahat okuma.

Haberi Paylaş

Sayfayı Paylaş

gdh'yi bir arkadaşınıza tavsiye etme ihtimaliniz 0-10 skalasında kaç olur?

Hiç tavsiye etmezdimKesinlikle tavsiye ederim