- İzlanda’da AB üyelik müzakerelerinin yeniden başlatılması referandumda reddedildi.
- Sayılan ilk 188 bin 500 oya göre “hayır” yüzde 52,5, “evet” yüzde 47,5 oldu.
- Üyelik süreci 2009’da başlamış, 2013’te askıya alınmıştı.
- Balıkçılık hakları, egemenlik ve ekonomik çıkarlar referandumun en önemli tartışma başlıkları arasında yer aldı.
İzlanda, AB’ye tam üyelik başvurusunu 2009’da yaptı ve üyelik müzakerelerine başladı. Ancak 2013’te AB karşıtı bir hükümetin iktidara gelmesinin ardından süreç askıya alındı.
2024 seçimlerinin ardından Sosyal Demokrat İttifakı liderliğinde kurulan koalisyon hükümeti, üyelik sürecinin yeniden başlatılıp başlatılmayacağına halkın karar vermesi için referandum düzenledi.
Balıkçıların oyları belirleyici oldu
Referandum doğrudan “İzlanda AB’ye katılsın mı?” sorusunu içermiyordu. Oylamada seçmenlere, AB üyelik müzakerelerinin yeniden başlatılıp başlatılmaması soruldu; dolayısıyla “hayır” sonucu üyelik başvurusunun kendisini değil, müzakere sürecinin yeniden açılmasını engelliyor.
Kampanyada özellikle balıkçılık hakları ve ulusal egemenlik öne çıktı. AB’nin ortak balıkçılık politikası kapsamında avlanma kotalarının belirlenmesinin, İzlanda’nın kendi deniz kaynakları üzerindeki kontrolünü sınırlayabileceği endişesi “hayır” kampanyasının temel argümanları arasında yer aldı.
Çıkan sonuç hükümete darbe vurdu
Başbakan Kristrún Frostadóttir’in liderliğindeki hükümet, AB ile yeniden müzakere masasına oturmanın ekonomik ve güvenlik açısından ülkeye avantaj sağlayacağını savunuyordu. Ancak referandum sonucu hükümetin bu hedefine destek çıkmadı ve İzlanda’nın AB üyeliği tartışması yeniden belirsiz bir döneme girdi.