- TBMM'de kabul edilen yeni düzenlemeyle, 15-18 yaş grubunda ağır suç işleyen çocuklara yönelik yaptırımlar yeniden şekillendi.
- Psikolog Aybige Üstüner, cezaların artırılmasının tek başına çocuk suçlarını önlemeye yetmeyeceğini belirtti.
- Uzman isim, çocukların suça sürüklenmesini önlemek için aile desteği, psikolojik müdahale ve koruyucu sosyal politikaların birlikte yürütülmesi gerektiğini vurguladı.
Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde (TBMM) kabul edilen yeni düzenlemeyle, 15-18 yaş grubunda ağır suç işleyen çocuklara yönelik yaptırımlar yeniden şekillendi. Düzenleme kamuoyunda "cezaların artırılması çocuk suçlarını azaltır mı?" sorusunu gündeme taşırken, Psikolog Aybige Üstüner, yalnızca cezaların ağırlaştırılmasının kalıcı çözüm sağlamayacağını belirtti.
Üstüner'e göre çocukların suça sürüklenmesini önlemek için psikolojik destekten aile eğitimine, okuldan sosyal çevreye kadar birçok unsurun birlikte ele alınması gerekiyor.
"Ceza tek başına her çocuk için caydırıcı olmayabilir"
15-18 yaş grubuna yönelik yaptırımların artırılmasının tek başına yeterli olmayacağını belirten Psikolog Aybige Üstüner, şu değerlendirmede bulundu:
"Ceza, tek başına her çocuk için güçlü bir caydırıcı olmayabilir. Özellikle dürtü kontrolü zayıf, travma yaşamış veya riskli çevrede büyüyen gençler, davranışlarının uzun vadeli sonuçlarını değerlendirmekte zorlanabilir. Psikolojik destek, erken müdahale, aile eğitimi ve koruyucu çalışmalar olmadan yalnızca cezaların artırılması kalıcı bir çözüm sağlamayacaktır."
Çocuk suçlarında yalnızca aile değil, toplum da sorumlu
Bir çocuğun ağır bir suça karışmasının tek bir nedene bağlanamayacağını vurgulayan Üstüner, aile kadar okulun ve toplumun da önemli sorumluluk taşıdığına dikkat çekti.
"Bir çocuğun suça sürüklenmesi çoğunlukla tek bir nedene bağlanamaz. Ailenin tutumu, okulun desteği, sosyal çevre, ekonomik koşullar ve toplumun sunduğu imkânlar birlikte değerlendirilmelidir. Bu nedenle önleme süreci de yalnızca aileye değil, tüm kurumların iş birliğine dayanmalıdır."
"Asıl korku ceza değil, çocuğu kaybetmek olmalı"
Yeni düzenlemenin ebeveynlerin sorumluluğunu da artırdığına işaret eden Üstüner, ailelerin hukuki yaptırımlardan çok çocuklarının geleceğine odaklanması gerektiğini söyledi.
"Asıl endişe, cezadan çok çocuğun hayatını yanlış seçimlerle şekillendirmesi olmalıdır. Suça sürüklenen bir çocuk, yalnızca hukuki sonuçlarla değil; eğitim, sosyal ilişkiler ve ruh sağlığı açısından da uzun süre etkilenebilir. Bu yüzden erken fark etmek ve zamanında destek almak en önemli koruyucu adımdır."
Anne-babalara en önemli tavsiye: Güven ilişkisini güçlendirin
Çocukların riskli davranışlardan uzak kalmasında aile içi iletişimin belirleyici olduğunun altını çizen Psikolog Aybige Üstüner, ebeveynlere şu tavsiyelerde bulundu:
"Çocuğunuzla güçlü ve güvene dayalı bir ilişki kurmayı hiçbir başarı hedefinin önüne koymayın. Onu gerçekten dinleyin, duygularını önemseyin ve hayatındaki değişimleri küçük diye geçiştirmeyin. Kendini evinde anlaşılmış hisseden ve ihtiyaç duyduğunda ailesine ulaşabileceğini bilen çocuklar, riskli davranışlara karşı çok daha güçlü bir koruyucu zemine sahip olur."
Uzmanlar, çocuk suçlarının önlenmesinde cezai yaptırımlar kadar erken psikolojik destek, güçlü aile bağları ve koruyucu sosyal politikaların da önemli rol oynadığına dikkat çekiyor.