- TÜSEB, tek tüp kanla 15 kanser türünün kalıtsal riskini önceden saptayan yerli genetik testin prototipini tamamladı.
- Kişiye özel tedavi haritası çıkaran 690 genetik bölgeli tümör analiz kitinin 2027'nin ilk yarısında devreye girmesi hedefleniyor.
- Doku biyopsisi ihtiyacını asgariye indiren yerli likit biyopsiyle kanser takibi ve nüks riski doğrudan kandan izlenebilecek.
Türkiye'de kanserin erken tespiti, kalıtsal risklerin belirlenmesi ve kişiye özel tedavi seçeneklerinin geliştirilmesi amacıyla yürütülen yeni projeler kamuoyuyla paylaşıldı. 12. Türk Tıp Dünyası Kurultayı'nda tanıtılan çalışmalar arasında, henüz kanser tanısı almamış kişilerin genetik yatkınlığını değerlendirmeyi hedefleyen yerli test öne çıktı. Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) bünyesindeki Türkiye Kanser Enstitüsü (TKE) tarafından geliştirilen testin özellikle ailesinde kanser öyküsü bulunan kişiler için kullanılması planlanıyor.
Sabah gazetesinden Gül Kireklo'nun aktardığına göre, kurultayda TKE Başkanı Prof. Dr. Burak Civelek ile araştırmacılar Doç. Dr. Demet Akdeniz Ödemiş ve Doç. Dr. Ebru Özgür, kanser alanındaki yeni teknolojilere ilişkin bilgi verdi.
Tek tüp kanla kanser riski değerlendirilebilecek
Türkiye Kanser Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Burak Civelek, geliştirilen genetik testin ailesinde kanser geçmişi bulunan kişilerin kalıtsal risklerini belirlemeyi amaçladığını söyledi. Civelek, projenin yerli üreticilerle yürütüldüğünü belirterek şu ifadeleri kullandı:
"Tüm kanserlerin yaklaşık yüzde 10'u ailesel genetik geçişlidir. Sizin birinci derecede veya ikinci derecede akrabanızda gelişen kanser, acaba genetik olarak sizde de var mı? Siz de bu kansere ilerleyen dönemlerde yakalanabilir misiniz? Bunu, bizim tamamen Türk üreticilerle geliştirdiğimiz genetik testle sadece bir tüp kan vererek ortaya koyuyoruz. Bu kit aynı zamanda kanserle ilgili önlem alınması için yol gösteren bir kit."
Genetik testin, kanserin kendisini teşhis etmekten ziyade hastalığa yönelik kalıtsal yatkınlığın değerlendirilmesinde kullanılması hedefleniyor.
15 farklı kanser türünde risk analizi hedefleniyor
Projenin araştırmacılarından Doç. Dr. Demet Akdeniz Ödemiş, geliştirilen testin farklı kanser türlerine ilişkin risk değerlendirmesi yapabilecek şekilde tasarlandığını belirtti.
Ödemiş, "Meme, akciğer, prostat, pankreas, kalın bağırsak ve mide gibi 15 farklı kanser türünde riskleri tahmin edebilme potansiyeline sahip. Ürünlerimiz, piyasaya sürülüp bundan sonra özellikle ailesinde kanser öyküsü olan kişilerde kullanılabilecek." ifadelerini kullandı.
Testin prototip aşamasının tamamlandığını açıklayan Ödemiş, çalışmanın amacını şu sözlerle anlattı:
"Daha bireyde kanser yokken yaşamının ilerleyen dönemlerinde kanser gelişme riskini ortaya koyup, bu kişinin daha sık doktor kontrolüyle, önleyici tedbirlerle daha kanser gelişmeden kanserin çaresini bulmuş olacağız. Prototipi tamamlandı."
Yerli kanser testi hangi hastanelerde kullanılacak?
Genetik testin sağlık kuruluşlarında kullanıma sunulması için Sağlık Bakanlığı ile yapılacak protokoller bekleniyor. Ödemiş, erişim planına ilişkin açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
"Sağlık Bakanlığı'mızla yapacağımız protokoller sonrası öncelikle şehir hastaneleri olmak üzere eğitim araştırma hastanelerinde veya üniversite hastanelerinde çok yakın bir zamanda halkımız bu kite ulaşabilecek."
Testin hastanelerde kullanılmaya başlanacağı kesin tarih ise henüz açıklanmadı.
690 genetik bölge incelenerek tümör haritası çıkarılacak
Kurultayda tanıtılan bir diğer çalışma, kanser tanısı almış hastalarda tümörün genetik özelliklerini incelemeyi amaçlıyor. Doç. Dr. Demet Akdeniz Ödemiş, geliştirilen kit sayesinde tümörün genetik yapısındaki 690 farklı bölgenin analiz edilmesinin hedeflendiğini belirtti.
Ödemiş, çalışmaya ilişkin şu bilgileri verdi:
"Biz bu kitle kanserin genetik yapısında 690 farklı genetik bölgeye bakarak kapsamlı bir tümör haritası çıkarıyoruz. Bu kapsamlı tümör haritasıyla kişiye hangi tedaviden daha fazla fayda göreceği, immünoterapilerden, akıllı ilaçlardan veya kemoterapilerden fayda görüp göremeyeceği, bunların hangi sırayla kullanılması gerektiği ile ilgili geniş bir bilgi sunuyoruz. 2027 yılının ilk yarısında halkımızın hizmetine yine şehir hastaneleri başta olmak üzere bakanlığımızın belirlediği hastanelerde sunulacak."
Bu çalışmanın, tümörün moleküler özelliklerine göre tedavi seçeneklerinin değerlendirilmesine katkı sağlaması amaçlanıyor.
Likit biyopsiyle kanserin kan örneğinden takibi amaçlanıyor
Türkiye Kanser Enstitüsünün üzerinde çalıştığı bir diğer teknoloji ise likit biyopsi. Doç. Dr. Ebru Özgür, geliştirilen yöntemde kanda dolaşan tümör hücrelerinin ayrıştırılarak incelendiğini anlattı.
Özgür, "Kanser tanısı koyarken günümüzdeki bütün teknolojilerde maalesef hastalardan biyopsi alınıyor. Biz bu yeni projemizde kanda dolaşan tümör hücrelerini izole ediyoruz. Neden izole ediyoruz? İzole edip, aslında solit yani doku biyopsi ile ulaşabileceğimiz bilgiye biz basit bir kan testiyle ulaşabiliyoruz." dedi.
Çalışmayla hastaların tedavi sürecindeki değişimlerinin daha kolay izlenmesi ve gerektiğinde yeni değerlendirmelerin yapılması hedefleniyor.

Kanserin tekrarlama riski kan testiyle izlenebilecek mi?
Likit biyopsi teknolojisinin kanserin takibinde önemli bir kullanım alanına sahip olabileceğini belirten Özgür, projenin hastalara tekrarlayan doku biyopsileri yapılması ihtiyacını azaltmayı amaçladığını söyledi. Özgür, "Böylece her defasında hastaya doku biyopsisi yapmak yerine kan testiyle hastanın daha yakından takip edilmesini sağlıyoruz. Dünyada sayılı çalışmalardan biri. Hastalık tekrar nüks eder mi? Hastaya daha erken müdahale edebilir miyiz? Bunlara yönelik bir teknoloji." ifadelerini kullandı.
Yeni teknolojinin görüntüleme yöntemlerine duyulan ihtiyacı da azaltabileceğini öne süren Özgür, "PET gibi radyasyon yayan sistemlerin de çok daha az kullanılmasını sağlayacak. Sadece kan testiyle biz kanseri takip edebileceğiz ve buradaki hücrelerin değişimini gözlemleyeceğiz." dedi.
Meme, akciğer ve kalın bağırsak kanserine odaklanılıyor
Likit biyopsi çalışmasında özellikle meme, akciğer ve kalın bağırsak kanserleri üzerinde duruluyor.
Doç. Dr. Ebru Özgür, araştırmanın hedefini şu sözlerle açıkladı:
"Böylece daha etkili tedaviler verebileceğiz hastalara. Özellikle meme, akciğer, kalın bağırsak gibi toplumda en sık görülen 3 kanserde bu kanserlerin tüm hücresini izole edip bunlarla ilgili daha detaylı bilgiler elde etme şansımız var."
Türkiye Kanser Enstitüsünün geliştirdiği projelerin, klinik değerlendirme ve gerekli uygulama süreçlerinin tamamlanmasının ardından kanser riskinin belirlenmesi, tedavi planlaması ve hastalık takibinde kullanılması hedefleniyor.