- Uzmanlar, YKS tercihinde başarı sırası kadar kontenjan değişikliklerinin de dikkate alınması gerektiğini belirtti.
- Özellikle eşit ağırlık ve TYT adaylarını etkileyebilecek düzenlemelere karşı dikkatli olunması istendi.
- Açık öğretim kontenjanlarındaki değişikliğin örgün öğretim yerleştirmelerini de etkileyebileceği ifade edildi.
YKS tercih döneminde adayların yalnızca puan ve başarı sırasına odaklanmaması gerektiğini belirten Eğitimci Psikolog Nazik Özçelik, bu yıl yapılan kontenjan düzenlemelerinin tercih sonuçlarını puan türlerine göre farklı şekillerde etkileyebileceğini söyledi.
Kontenjan değişiklikleri tercih listesini değiştirebilir
Eğitimci Psikolog Nazik Özçelik, tercih yapacak adayların sayısal verileri doğru yorumlamasının önemine dikkat çekerek şu değerlendirmelerde bulundu:
"Evet, bu yıl toplamda 46 bin 970 kontenjan azalması oldu. Ama her alanda değil. Bu sayı; sayısal, eşit ağırlık, sözel, dil ve TYT puanlarıyla öğrenci alan bölümlere farklı oranlarda yansıdı.
Sayısal alanda tercih yapacak öğrenciler için sağlık bölümlerinde azalma varken, mühendislik bölümlerinde artış oldu. Bu da bu puan türündeki olumsuz etkiyi azalttı diyebiliriz. Sözel ve dil puan türünde de benzer bir durumdan söz edebiliriz. Kontenjan artış ve azalmalarının dengede olması, bu puan türlerinde geçen yıla göre büyük oynamalar yaşanmayacağını öngörebileceğimiz anlamına geliyor.”
“Tercih listelerini hazırlarken bu değişiklikler dikkate alınmalı”
Özellikle eşit ağırlık puan türünde tercih yapacak adayların daha dikkatli hareket etmesi gerektiğini vurgulayan Özçelik, hukuk başta olmak üzere bazı bölümlerdeki kontenjan azalmasının tercih listesini doğrudan etkileyebileceğini ifade etti.
Özçelik şu değerlendirmeyi yaptı:
“Eşit ağırlık ve TYT puan türlerinde ise durum biraz farklı. Eşit ağırlık bölümlerinde öğrenciler tarafından en çok tercih edilen hukuk, psikoloji ve sınıf öğretmenliği gibi bölümlerde kontenjan azalmaları var. Ayrıca hukuk barajı 100 bin başarı sırası barajına yükseltildi. Bu nedenle eşit ağırlık tercihinde bulunacak öğrencilerin daha dikkatli davranması ve tercih listelerini hazırlarken bu değişiklikleri mutlaka dikkate alması gerekiyor.
TYT puan türünde ise en önemli değişiklik açık öğretim programlarındaki kontenjan azalması oldu. Bu azalma özellikle geçen yıl 1 milyon ve üzeri sıralamalarla öğrenci alan bölümlerde sıralamaların yükselebileceğini gösteriyor. TYT tercihi yapacak öğrencilerin de bu durumu özellikle göz önünde bulundurması gerekiyor."
"Açık öğretimdeki değişiklik örgün eğitimi de etkiliyor"
Açık öğretim programlarında yapılan kontenjan düzenlemesinin yalnızca bu programları değil, örgün öğretimdeki yerleştirme sürecini de dolaylı olarak etkilediğini belirten Özçelik, mevcut sistemin bazı kontenjanların fiilen boş kalmasına yol açabildiğini söyledi.
Uzman isim şunları söyledi:
"Evet, haklısınız. Geçmişte açık öğretim bölümleri kılavuzda yer alıyordu fakat kontenjansızdı. Dolayısıyla bu bölümleri seçecek aday ile örgün öğretimi seçecek aday birbirinden ayrılıyordu.
Şimdi ise ikinci üniversite uygulaması var. Tercih yapan aday, açık öğretime yerleşemeyeceğini öngördüğünde sıralamasına uygun bir örgün öğretim programını tercih ediyor. Okula kaydını yaptırıyor, ardından ikinci üniversite imkânını kullanarak açık öğretimde eğitim alıyor. İlk kayıt yaptırdığı örgün programa ise devam etmeyip orada bir kontenjanı fiilen işgal etmiş oluyor.”
İkinci üniversite sistemi "gizli boş kontenjan" oluşturuyor
İkinci üniversite uygulamasının örgün öğretim kontenjanlarının etkin kullanılmasını zorlaştırabildiğini belirten Özçelik, "gizli boş kontenjan" sorununa dikkat çekerek mevcut sistemin yeniden değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Özçelik açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
“Bu durumda o bölümü gerçekten okumak isteyen başka bir öğrenci, kontenjan doluluğu nedeniyle yerleşemeyebiliyor. Aslında gizli bir boş kontenjan oluşuyor. Bu nedenle şu sorunun da tartışılması gerektiğini düşünüyorum: İkinci üniversite kapsamında açıktan okunabilecek programlar zaten varken, bu bölümler geçmişte olduğu gibi tamamen sınavsız tercih edilebilir hâle getirilse ve örgün öğretim kontenjanları gereksiz yere dolmasa daha doğru olmaz mı?"
