15 Temmuz 1099...
Tarih, o günü Kudüs'ün Haçlılar tarafından ele geçirildiği gün olarak kaydeder.
Ancak bu tarih yalnızca bir fetih günü değildir.
Aynı zamanda Orta Çağ'ın en büyük katliamlarından birinin yaşandığı gündür.
Yaklaşık beş hafta süren kuşatmanın ardından I. Haçlı Seferi'ne katılan ordular Kudüs surlarını aşarak şehre girdi.
Şehir düştükten sonra yaşananlar ise yüzyıllar boyunca hem Doğu'da hem Batı'da unutulmadı.
"Tanrı Bunu İstiyor"
1095 yılında Papa II. Urbanus'un Clermont Konsili'nde yaptığı konuşmanın ardından binlerce şövalye ve asker, "Deus Vult" (Tanrı bunu istiyor) sloganıyla Kudüs'e doğru yola çıktı.
Resmî gerekçe, Hristiyan hacılarının güvenliğini sağlamak ve Kudüs'ü Müslümanların elinden almaktı.
Ancak sefer boyunca sadece Müslümanlar değil, Yahudiler ve Doğu Hristiyanlarının bir kısmı da saldırılara uğradı.
Dört yıl süren zorlu yürüyüşün ardından Haçlı ordusu Kudüs önlerine ulaştı.
Şehrin Düşüşü
15 Temmuz sabahı kuşatma kuleleri surlara yanaştırıldı.
Norman şövalyesi Godfrey de Bouillon'un birlikleri surlardan içeri girmeyi başardı.
Kısa süre içinde kapılar açıldı.
Haçlı ordusu Kudüs'e girdi.
İşte asıl trajedi de bundan sonra başladı.
Kudüs Sokaklarında Katliam
Dönemin Latin kronikleri bile şehirde büyük bir katliam yaşandığını inkâr etmez.
Haçlı tarihçisi Raymond d'Aguilers, Mescid-i Aksa çevresinde cesetlerin üst üste yığıldığını anlatır.
Fulcher of Chartres, şehirde günlerce süren öldürmeleri aktarır.
Müslüman tarihçiler ise kadın, çocuk ve yaşlıların da öldürüldüğünü yazar.
Yahudi cemaatinin önemli bir bölümü sinagoglara sığındı.
Ancak kaynaklara göre sinagoglardan bazıları içeridekilerle birlikte ateşe verildi.
Orta Çağ kaynaklarında geçen "kan diz boyuna ulaştı" ifadeleri günümüz tarihçileri tarafından mecaz ve abartılı anlatım olarak değerlendirilse de, şehirde büyük çaplı bir katliam yaşandığı konusunda tarihçiler arasında geniş bir görüş birliği bulunmaktadır.
Kudüs Krallığı Kuruldu
Katliamın ardından Kudüs'te bir Haçlı devleti kuruldu.
Godfrey de Bouillon kral unvanını kabul etmeyerek kendisini "Kutsal Kabir'in Koruyucusu" ilan etti.
Ancak kurduğu devlet yaklaşık doksan yıl boyunca bölgede Haçlı hâkimiyetinin merkezi oldu.
Müslüman Dünyasının Cevabı
Kudüs'ün düşmesi, İslam dünyasında büyük bir infiale yol açtı.
İlk yıllarda siyasi parçalanmışlık nedeniyle ortak bir cevap verilemedi.
Ancak zamanla Musul Atabegi İmadeddin Zengi, ardından Nureddin Mahmud Zengi ve nihayet Selahaddin Eyyûbî güçlü bir direniş hareketi oluşturdu.
1187 yılında Hıttin Muharebesi'nde Haçlı ordusunu mağlup eden Selahaddin Eyyûbî, aynı yıl Kudüs'ü yeniden fethetti.
İki Farklı Fetih Anlayışı
1099'da Haçlılar şehre girdiklerinde geniş çaplı katliamlar yaşandı.
1187'de Selahaddin Eyyûbî Kudüs'ü geri aldığında ise fidye ödeyebilen sivillerin şehirden ayrılmasına izin verildi; pek çok kişi serbest bırakıldı ve kutsal mekânlar korundu.
Bu iki olay, Orta Çağ savaşlarının en çok karşılaştırılan örneklerinden biri olarak tarih kitaplarında yer almaktadır.
Tarihin Unutulmayan Sayfalarından Biri
15 Temmuz 1099, yalnızca Kudüs'ün el değiştirdiği gün değildir.
Aynı zamanda din adına yürütülen savaşların, fanatizmin ve sivillerin hedef alındığı en trajik olaylardan biri olarak tarihe geçmiştir.
Aradan yaklaşık bin yıl geçmiş olsa da, Kudüs'ün o gün yaşadığı acılar hem Doğu'nun hem de Batı'nın tarih hafızasında yaşamaya devam etmektedir.