Bugün Ankara, NATO liderlerini ağırlıyor.
Dünyanın en güçlü askerî ittifakının geleceği Türkiye'de konuşuluyor.
Oysa bundan tam 89 yıl önce, Türkiye bu kez Batı'nın değil, Orta Doğu'nun güvenliği için öncü bir adım atmıştı.
Henüz II. Dünya Savaşı başlamamıştı.
Avrupa yeniden silahlanıyor, İtalya Habeşistan'ı işgal ediyor, Almanya hızla güçleniyor, dünya yeni bir savaşın ayak seslerini duyuyordu.
İşte tam bu dönemde Türkiye, komşularıyla birlikte bölgesel bir barış ittifakı kurdu.
Adı...
Sadabat Paktı'ydı.
Atatürk'ün "Yurtta Sulh, Cihanda Sulh" Politikası
1930'lu yıllarda Türkiye'nin dış politikası tek bir ilke üzerine kuruluydu:
Yurtta sulh, cihanda sulh.
Cumhuriyet henüz gençti.
Yeni bir savaşa girecek ne ekonomik gücü ne de insan kaynağı vardı.
Bu nedenle Atatürk yönetimi, sınırlarını güvence altına alacak bölgesel dostluklar kurmaya büyük önem verdi.
1934'te Balkan Antantı kurulmuştu.
Üç yıl sonra ise gözler doğuya çevrildi.
Sadabat Sarayı'nda Tarih Yazıldı
8 Temmuz 1937'de İran'ın başkenti Tahran'daki Sadabat Sarayında dört ülke bir araya geldi.
Türkiye...
İran...
Irak...
Afganistan...
İmzalanan anlaşmayla taraflar birbirlerinin toprak bütünlüğüne saygı göstermeyi, sınırlarını ihlal etmemeyi ve aralarındaki sorunları barış yoluyla çözmeyi taahhüt etti.
Asıl amaç ise bölgeyi dış müdahalelerden ve yeni çatışmalardan uzak tutmaktı.
Türkiye Neden Öncü Oldu?
1930'lu yıllarda Türkiye, bölgenin en istikrarlı devletlerinden biriydi.
Atatürk'ün yürüttüğü dengeli diplomasi sayesinde hem Batı ile hem de doğu komşularıyla ilişkilerini geliştirmişti.
Sadabat Paktı da bu politikanın doğal bir sonucuydu.
Türkiye, herhangi bir ülkeye karşı askerî blok kurmuyor; tam tersine komşular arasında güven tesis etmeye çalışıyordu.
Pakt Ne Sağladı?
Sadabat Paktı bir askerî ittifak değildi.
NATO gibi ortak savunma maddeleri içermiyordu.
Daha çok saldırmazlık, dostluk ve iş birliği anlaşması niteliğindeydi.
Taraf ülkeler sınır güvenliği konusunda bilgi paylaşacak, birbirlerinin iç işlerine karışmayacak ve anlaşmazlıkları diplomasi yoluyla çözmeye çalışacaktı.
O dönem için bu oldukça ileri bir adımdı.
Neden Uzun Ömürlü Olamadı?
Ne yazık ki dünya çok kısa süre sonra yeniden savaşın içine sürüklendi.
1939'da II. Dünya Savaşı başladı.
1941'de İngiltere ve Sovyetler Birliği İran'ı işgal etti.
Irak'ta darbe yaşandı.
Afganistan tarafsız kaldı.
Bölgesel dengeler tamamen değişince Sadabat Paktı da fiilen etkisini kaybetti.
Ancak geride önemli bir miras bıraktı.
Ankara'dan Sadabat'a Uzanan Diplomasi
Bugün Türkiye, NATO'nun en önemli üyelerinden biri olarak küresel güvenlik masasında yer alıyor.
89 yıl önce ise aynı Türkiye, Orta Doğu'da barışı korumak amacıyla bölgesel bir diplomasi masası kurmuştu.
Biri küresel güvenlik mimarisinin parçası...
Diğeri bölgesel barışın öncüsü...
Aradan geçen neredeyse bir asra rağmen değişmeyen gerçek şu:
Türkiye'nin jeopolitik ağırlığı yalnızca bulunduğu coğrafyadan değil, kriz dönemlerinde diplomasi üretebilme kapasitesinden de kaynaklanıyor.