Yılbaşından bu yana Rusya’nın rafinerileri, enerji tesisleri ve Kırım’a ulaşan lojistik hatları üzerinde baskısını artıran Ukrayna ordusu, 25 Haziran’da Devlet Başkanı Zelensky tarafından verilen talimatla 40 gün aralıksız devam edecek daha şiddetli bir saldırı dalgası başlattı. Ukrayna ordusu ve istihbarat servisinin Kırım için başlattığı tam saha pres yarımadanın sınırlarını aşmış durumda. Fatih Sultan Mehmet 1475 yılında Kırım’ı fethederek, dönemin başat iki ekonomik gücünden biri olan Cenevizlilerin elinden Asya-Avrupa ticaret yolunu almış, bir sonraki hedefi olan Roma ve Venedik’in fetihleri için gereken finansman kaynağına ulaşmıştı. Rusya’nın bir imparatorluğa dönüşme sürecinde de Kırım kritik rol oynadı. Büyük Petro’nun ardıllarının denizcilik ülkesi olarak küresel ticarette İngiltere’ye rakip olabilmeleri için sıcak denizlere inmeleri gerekiyordu. Bu hedef için ele geçirilmesi gereken yerlerden biri Kırım’dı ve bu hedefe 1783 yılında ulaştılar. 1856 yılında Kırım bir kez daha küresel mücadelenin merkezi oldu. Osmanlı İmparatorluğu galip tarafta yer almasına rağmen Karadeniz’de dengenin Rusya aleyhine bozulmasına izin verilmedi. Kırım Birinci Dünya Savaşı’nda da Osmanlı İmparatorluğu’nun mücadeleye giriş kapısı oldu. Ardından 1918 yılının Nisan ve Kasım aylarını kapsayan bir Alman işgal süreci yaşandı. Kırım Alman işgali tecrübesini İkinci Dünya Savaşı’nda da tekrar etti. Sovyetler Birliği döneminde de yarımada tartışma konusu olmaya devam etti. Stalin’in ölümünden sonra Kırım Ukrayna yönetim bölgesine devredildi. Ancak 2014 yılında NATO’nun Rusya sınırlarına dayanma hamlesine karşılık olarak Rusya Federasyonu, Ukrayna’da Rusça konuşan nüfusun çoğunlukta olduğu bölgelere ve Kırım’a yönelik bir hibrit işgal operasyonu gerçekleştirdi. 2015 yılında ise 1954’te alınan kararın anayasaya aykırı olduğunu ilan ederek Kırım’ın ilhakı kararını açıkladılar. Türkiye başta olmak üzere uluslararası toplum tarafından tanınmayan bu girişim bugün de 2022 yılında ikinci perdesi açılan Rusya-Ukrayna Savaşı’nın ağırlık merkezini oluşturuyor.
Ukrayna Kırım’ı geri almanın eşiğinde mi?
Ukrayna’nın yılbaşından itibaren her tipteki dronları ile mesafe rekorları kıran saldırıları yalnızca Rus petro-kimya sanayini işlemez hale getirmekle kalmadı. Kırım ve Zaporijye cephelerine asker, mühimmat, akaryakıt ve gıda sevkini de en düşük seviyeye geriletti. Rus basınının son 3 aydır enerji sektörünün bu saldırılardan etkilenmediği yönündeki propagandasına da Devlet Başkanı Vladimir Putin geçen hafta sonu itibarıyla noktayı koydu. Rusya liderinin geçen haftasonu farklı basın kuruluşlarına verdiği demeçler, ülkenin 20 bölgesinde benzin ve motorinin karne ile satıldığına dair gerçeklerin artık örtülemeyecek boyuta geldiğini ispatladı. Yaklaşık 1 yıldan uzun süredir benzin ihracatını yasaklayan Rusya, 1 Haziran itibarıyla uçak yakıtı ihracatına da yasak getirmişti. Dahası 9 Mayıs’ta Kızıl Meydan’da düzenlenen İkinci Dünya Savaşı Zafer Günü kutlamalarında ilk defa zırhlı araçların, mobil füze rampalarının yürütülmediğine şahit olundu. Putin’in açıklamalarına göre şimdi sırada motorin ihracatının da durdurulması var. Aksi takdirde Rus tarım sektörü de krizin halkalarına eklenmek üzere. Enerji şirketlerinin yöneticileriyle Moskova’da yaptığı toplantıda Putin’in şu sözleri sarf etmiş olması savaşın gidişatı açısından önemli: "Daha önce oluşturulan yakıt stokları iç piyasaya sunuldu ancak stokları kullanmaya başlamamıza rağmen sürücüler ve işletmeler açısından sorunlar devam ediyor. Ne yazık ki akaryakıt istasyonlarında kuyruklar var, ihtiyaç duyulan benzin türü her zaman bulunamıyor."
Rusya yolun sonuna geldi mi?
Putin bu sözleri sarf edene kadar Rus basını ham petrol ihracatının rekor seviyelere ulaşmasıyla övünüyordu. Tabi en önemli gerçeği satır aralarına gizleyerek: Rusya’nın Çin Halk Cumhuriyeti haricinde petrol müşterisinin kalmadığı gerçeği. NATO coğrafi koşullar icabı Moskova ile Pekin arasındaki petrol ticaretine müdahale edecek konumda değil. Ancak Atlantik Okyanusu, Baltık Denizi, Akdeniz ve Karadeniz’de artık “Rus Hayalet Filosu” için çalışan gemiler özgürce hareket edemiyor. Ya NATO ülkelerinin silahlı kuvvetleri bu gemilere baskınlar düzenleyip ele geçiriyor ya da kaynağı belirsiz dronların saldırılarına hedef oluyorlar. Rusya’nın bu operasyonlara karşı tankerleri silahlandırdığına dair haberler gelmekte. Batılı istihbarat servislerine göre 2026 bütçesinin yarısını şimdiden savaş için harcamış olan Rusya yolun sonuna gelmiş durumda. Putin’in 24 Haziran Çarşamba günü “2022 İstanbul Mutabakatı şartları çerçevesinde masaya oturabiliriz” açıklamasını bu şartlara bağlı olarak değerlendirmek lazım. Ne var ki dron saldırılarının yarattığı etkinin sonuçlarını gören Ukrayna ile savaşı uzatmaktan yana olan müttefikleri yalnızca Kırım ve Donbas’ı geri almakla yetinmek istemiyorlar. Gelişmekte olan ekonomik krizin Putin tarafından tasarlanan yönetim modelini yıkacak noktaya gelmesini arzu ediyorlar. Kırım’ın Ukrayna tarafından geri alınması halinde Putin’in halk desteğini kaybedeceği bu hesaba dahil edilmiş olmalı.
Monaco’da olan Monaco’da kalmaz
Olağan şüpheli Ukrayna istihbarat servisi bu amaç uğruna çizgiyi aşan bir eylem de gerçekleştirdi. Casuslar savaşında dokunulmaz alan kabul edilen Monaco Prensliği topraklarında, Rus işgali altındaki Kırım’da yatırım yapmaya devam eden Ukrayna kökenli oligark Vadim Yermolayev 29 Haziran Pazartesi akşamı bombalı saldırıya hedef oldu. Yermolayev saldırıdan yaralı olarak kurtuldu. Muhtemelen eşi olan kadın iki bacağını kaybederken, 13 yaşındaki bir çocuk da ağır yaralandı. Yermolayev 2019 yılında Ukrayna vatandaşlığından çıkarılmış ve Kiev yönetiminin yaptırımlarına hedef olmuştu. Ukrayna vatandaşlığını kaybeden Yermolayev Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nden vatandaşlık alarak Rusya ile ticari ilişkilerini de sürdürdü. Monaco’da saldırı düzenlenmesine yeşil ışık yakanlar yalnızca Rusya’ya değil, Fransa’ya da bir uyarı atışı yapmış bulunuyorlar. İkinci Soğuk Savaş’ın bu ilginç hikayesinin gelecek bölümlerini merakla bekleyeceğiz.