NATO’nun 7-8 Temmuz’daki zirvesi Ankara’da toplandı… ABD dışında Kanada ve Avrupalı müttefiklerin askeri rolünün ve savunma harcamalarının artması istikametinde beklenen kararlar alındı.
Avrupa’nın ABD’nin nükleer caydırıcılık desteği altında konvansiyonel güçlerini artırması ve ABD’nin çekilmesiyle oluşan boşluğu doldurması bekleniyor. ABD Başkanı Trump, zirve öncesi Avrupalı müttefiklerini eleştirmeye devam etti.
NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ve müttefikler ise Trump’ı yatıştırmaya, savunma harcamalarını artırma çalışmalarını anlatmaya ve Trump’n isteklerini NATO sonuç bildirgesine aktarmaya çalıştılar.
ABD dışındaki NATO ülkelerinin savunma harcamalarını GSYİH’nın %5’ine kadar artırılacak olması ABD dışındaki NATO ülkelerine ciddi bir finansal maliyet ortaya çıkarıyor.
Bu finansal maliyetin nasıl karşılanacağı bu ülkelerin siyaset ve ekonomi dünyası üzerinde ciddi bir baskı üretiyor. Çünkü bu kaynak, ülkenin başka alanlara ayrılmış kaynaklarının kısılması anlamına geliyor.
Bu da Pax Americana döneminde sosyal refah devleti uygulamalarına ve yatırımlara alışmış ülkelerde ciddi reaksiyoner cephelerin ve seçmenlerin oluşmasına yol açıyor. Avrupa’da bir çok ülkede bunun örneklerini seçimlerde görmek mümkün. Merkez siyaset çöküyor ve radikal siyasi partiler ve popülist liderler yükselebiliyor.
“Riskleri düşünmek ve planlamak gerekiyor”
Bu bakımdan savunma harcamalarının artışının beraberinde getireceği siyasi ve ekonomik riskleri düşünmek ve planlamak gerekiyor. Bu finansal yükü bütçeye, planlanmış yatırımların iptaline ve kısa vadeye yaymak yerine, orta ve uzun döneme yayacak şekilde finans sektörü çerçevesinde bir çözüm üretmek bu bakımdan mantıklı. Bu finans mantığı ile çözüm arayışı kredi ve banka sistemini gündeme getiriyor.
Nitekim Kanada Başbakanı Marc Carney ve Lüksemburg Başbakanı Luc Frieden’ın NATO Bankası kurulması teklifini daha önce ele almıştık. 7-8 Temmuz Ankara zirvesinde bahsettiğimiz bu NATO Bankası Türkiye’nin de katılımıyla 9 ülke tarafından kurulacağı ilan edildi.
Bu dokuz ülke şunlar: Kanada, Arnavutluk, Belçika, Yunanistan, Letonya, Lüksemburg, Romanya, Türkiye ve Ukrayna. NATO Bankası olarak bilinen savunma, güvenlik ve dayanıklılık bankasının (DSRB) 2027 yılında faaliyete geçmesi bekleniyor. Bankanın merkezi Kanada, Avrupa üs noktası ise Lüksemburg olacak.
Büyük ülkeler bu fikre neden katılmıyor?
Bankanın kuruluş sürecindeki iyimser senaryoyu şöyle yorumluyor: “Başarılı olması halinde DSRB, Batılı hükümetlerin savunmayı nasıl finanse ettiğini baştan şekillendirebilir ve tıpkı Avrupa Yatırım Bankası’nın kıta genelinde altyapı projelerini ya da Dünya Bankası’nın gelişmekte olan ülkeleri finanse etmesinde olduğu gibi, yıllık savunma bütçelerinin tamamlayıcısı haline gelebilir. JPMorgan, Deutsche Bank, Commerzbank ve ING’nin yanı sıra Kanada’nın en büyük bankaları da şimdiden projeye destek veren başlıca kreditörler arasında yer alıyor.”
Bankanın kuruluş kararı bu 9 ülke tarafından alındı ama Britanya, Almanya ve Fransa gibi büyük Avrupa ülkelerinin kuruluş sürecine katılmaması dikkat çekici. Avrupalı büyük ülkelerin bankanın kuruluşuna katılmaması sürece zarar verir mi? Büyük ülkeler bankanın kuruluş sürecine neden katılmıyor?