Yeni Anayasa yeniden gündemde mi?

Türkiye’nin anayasal devlet olmak mücadelesi, iki yüzyılı aşan modernleşme hareketlerinin hem sebepleri hem de sonuçları arasında yer alan bir tedahül ilişkisidir. Önümüzdeki yasama yılında yeni anayasa meselesi daha çok konuşulacak gibi…

Murat Yılmaz

Yazan: Murat Yılmaz

· 5 dk okuma

Yeni Anayasa yeniden gündemde mi?

Türkiye’nin anayasal devlet olmak mücadelesi, iki yüzyılı aşan modernleşme hareketlerinin hem sebepleri hem de sonuçları arasında yer alan bir tedahül ilişkisidir. Bu bakımdan Türkiye’nin son iki yüzyılını anayasa tarihi üzerinden de okumak mümkündür bir ölçüde… TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş yeni ve sivil anayasa bahsinde şunları söyledi. "Artık siyasi iklimin olgunlaştığını, Türkiye'nin yeni bir anayasa yapmaya muktedir olduğunu, sivil bir anayasa yapmaya muktedir olduğunu düşünüyorum. Bunun için de üzerimize ne düşüyorsa bu sorumluluğu yerine getireceğiz…." Önümüzdeki yasama yılında yeni anayasa meselesi daha çok konuşulacak gibi…

“Yeni Anayasaya Talebi” Türk demokrasisinin başarısına dayanıyor

İki yüzyıllık modernleşme ve anayasal devlet olma mücadelesinin 2026 yılı itibarıyla ana hatlarıyla başarıya ulaşmış olduğu söylenebilir. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yeni ve sivil anayasa çağrısı, Türkiye’nin modernleşme ve anayasal devlet olma mücadelesinin kazandığı başarı ivmesi ve bunun getirdiği siyasi olgunluk ve özgüvene dayanıyor. Seçim döneminde bütün siyasi partiler, yeni, sivil ve katılımcı bir anayasa vaat etmiş durumdalar. Bu durum sadece bu seçim durumuna has değildir, geriye doğru birçok seçimde yeni anayasa vaadini, TBMM’de bir çok yeni anayasa çalışmasını ve sadece 1982 anayasası için 23 defa anayasa değişikliğini görmek mümkündür. Bu haliyle artık modernleşme ve anayasal devlet olma talebi, merkezi aktörlerin çevreyi kontrol etme ve dönüştürme çerçevesinin dışına taşarak milli hakimiyet/egemenlik nehrinde kendi yatağını ve milli aktörlerini bulmuş, millileşmiş ve yerlileşmiş bir dinamiğe kavuşmuştur.

Anayasa bayrağının elitlerden milletin eline geçmesi

Türkiye’nin Osmanlı Türk modernleşmesinden bu yana elde ettiği tecrübe, kurumlar ve devlet kapasitesi bugünün Türkiye’sinde milletin, sivil toplumun, siyasetin ve ekonomik aktörlerin demokratik mücadele, milli şuur ve problem çözme kapasitesiyle bir araya gelecek bir siyasi olgunluğa ulaşmıştır. Bu siyasi olgunluk dünyadaki ve Türkiye’deki olağanüstü mücadele ve insani maliyetlerin bir sonucudur. Osmanlı İmparatorluğunun 19. yüzyılda modernleşmeye çalışırken emperyalizmle mücadele yaşadığı büyük kayıplar, Birinci ve İkinci Dünya Savaşı arasında dünyadaki aşırılıklar çağından Türkiye’nin payına düşen maliyetler, tek parti döneminin aşırılıkları, darbeler ve vesayet döneminin tahribatları tarihteki yerlerini almıştır. Türk demokrasisinin tarihi, Ahmet Hamdi Tanpınar’ın “Milletlerin birikmiş kudretleri, nesillerin hatasının üzerinden atlar geçer” ifadesinin hayat bulmuş halidir. Türk milletinin devlet ve hukuk şuuruyla sergilediği demokratik sabır ve seçilmiş siyasetçilerin basiretleriyle bu birikmiş tarihi ve siyasi meseleler aşabilmeleri bu bakımdan kayda değer bir başarıdır. Türk modernleşmesi ve anayasal devlet olma mücadelesi, geçmişteki usul hatalarının bizzat millet eliyle düzeltilerek başarıya ulaştırılmasının hikayesidir. İşte yeni ve sivil anayasa talebi, milletin bu siyasi başarı ve olgunluğunun siyasi hukuka işlenmesi arzusunun ifadesidir.

Türkiye‘de demokrasinin, milli egemenliğin ve siyasetin bilhassa 27 Mayıs 1960 darbesiyle içine düştüğü durum, gerçekten utanılacak bir medeniyet kaybını ve reşit olmama durumunu temsil etmektedir. Türk milleti ve Türk siyaseti o günden bu yana bu durumdan çıkmak reşit ve medeni olduğunu yurt ve dünyada göstermek için mücadele etmektedir.

“Anayasayı Değiştirmek” idamlık suçtan siyasi bir faaliyete nasıl dönüştü?

Darbelerle ve darbe anayasalarıyla bu uzun erimli mücadele, ancak AK Parti’nin 3 Kasım 2002 ‘deki tek başına iktidarıyla başlayan uzun ve tedrici demokratikleşme dönemini müteakiben 12 Eylül 2010 referandumundaki anayasa değişikliği, 15 Temmuz 2016 darbe teşebbüsünün milletle beraber seçilmiş siyasi irade tarafından akamete uğratılması ve sonrasında gerçekleşen anayasa değişiklikleriyle başarıya ulaşabildi…

Vesayet bürokrasisinin ve elitlerinin millete ve milli egemenliğe karşı savunduğu kale surlarına dönüşen anayasal vesayet kurumları ve yargı kurumlarının anayasal desteklerini ve arkasındaki güçleri kaybetmesiyle Türkiye siyaseti ve anayasal sistematiği normale avdet etmeye başladı. Bu yeni “norm”a içerideki anti-demokratik güçler, onların siyaset, iş dünyası ve medyadaki işbirlikçileri ve yurt dışındaki destekçileri dirense de sonuç değişmedi. Artık Türkiye’yi seçimlerden çıkan çoğunluk yönetiyor. Bu 27 Mayıs 1960 darbesiyle başlayan darbe ve vesayet mekaniğinin sona ermesi anlamına geliyor. Bugün her siyasi partinin anayasa değişikliği ve sistem tartışmalarını rahatlıkla yapabilmesinin arkasında bu büyük paradigma ve güç dönüşümü yatıyor. Artık seçilmiş bir siyasetçi anayasa değişikliğinden bahsedince geçmişte CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ın AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı idamla tehdit etmesi gibi bir tehditle karşılaşılmıyor.

Yeni Anayasa muhalif muvafık herkese bir başarı hikayesi sunabilir

Türkiye’nin yeni, sivil, katılımcı bir anayasaya kavuşması artık bir siyasi formül ve yöntem üretebilme kabiliyetine kalmış durumda. Artık helva yapmak için yağ, un, şeker her şey var… Önümüzdeki dönem Türkiye’nin demokrasi müktesebatı ve anayasa birikiminin siyasi hukukta tezahür edebilmesi için üretilebilecek siyasi formül, TBMM içinde gizli… Bu formüle ulaşılabilmesi siyasetin konusu olmakla beraber bu formüle dahil olan her siyasi partinin bunu kendi siyaseti açısından bir başarı hikayesine dönüştürmesi mümkün.

Yeni Anayasaya hangi yöntemle ne zaman başarıya ulaşılabilir?

Anayasanın yapılış yöntemine gelince her şeyden önce anayasaya sıfırdan başlanmayacağı, Türkiye’nin ve tek tek siyasi partilerin ciddi anayasa birikimlerinin olduğunu kabul etmek lazım… Bu birikim milli devlet, üniter devlet ve demokratik hukuk devleti prensiplerini de ihtiva ediyor. Geçen dönem itibarıyla Cumhur İttifakı içinde AK Parti ve MHP ayrı ayrı birer anayasa hazırladılar. Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu bir anayasa maratonuyla anayasanın temel tartışma konularında ilkelere ilişkin bir hazırlık yaptı. Muhalefet partilerinden millet ittifakı anayasaya esas teşkil edecek bir takım çalışmalar yaptıkları biliniyor. Şimdi bu birikimin ayrı ayrı yahut birlikte değerlendirilmesi ve birleştirilmesi için nasıl bir yöntem izleneceği gündemde olacaktır. TBMM’nin açılmasını müteakiben anayasa çalışmalarının ne zaman başlayacağı da açıklığa kavuşacaktır. Yerel seçimlerden sonra TBMM’nin önündeki iki yıl, yeni anayasanın tartışılması, müzakere edilmesi, uzlaşılması için yeterli bir zamanın varlığını gösteriyor. Anayasa çalışmalarının TBMM ile sınırlı kalmayacağı açıktır. Türkiye’deki güçlü sivil toplum, medya ve akademi dünyasının bu sürece katkı vermesi, siyasi partileri, TBMM’yi beslemesi, yeni anayasa için zorlaması, vatandaşların motivasyon ve katılım kanallarını zenginleştirecektir.

Yeni Anayasa tartışmaları siyaseti yeniden tanzim edebilir mi?

Siyasetin tabiatında çatışma ve tartışma dinamiğiyle beraber uzlaşma ve müzakere dinamiği de var. Anayasa tartışmaları siyasetin bu iki boyutuna da hitap ediyor. Bu bakımdan yeni anayasa tartışmaları siyasetin bu iki dinamiğini de harekete geçirecektir. Bu bakımdan yeni anayasa tartışmaları siyasi ittifak ve siyasi partileri etkilemesi kaçınılmazdır. Bu bakımdan siyasi dengeleri değiştirebilecek bir potansiyele sahiptir. Türkiye’nin demokrasiyi başarmış bir ülke olarak sadece 27 Mayıs ve 12 Eylül anayasalarını değil, bu darbe döneminin siyaset yelpazesini ve siyasi kurumlarını de değiştirebilecek bir siyasi olgunluğa eriştiğini bu dönemde göstermesi beklenebilir.

Diğer yazarlar

Podcast

gdh'i Google'da takip edin

Google'un yeni Tercih Edilen Kaynaklar özelliğiyle veya Google Haberler'den gdh içeriklerini doğrudan akışınıza ekleyin.

Yazı Boyutu

Haberin görünümü bu boyutta görünücek. Göz yorgunluğu olmadan rahat okuma.

Haberi Paylaş

Sayfayı Paylaş

gdh'yi bir arkadaşınıza tavsiye etme ihtimaliniz 0-10 skalasında kaç olur?

Hiç tavsiye etmezdimKesinlikle tavsiye ederim