Milli Takımımızın Kocaeli’de Fransa’ya karşı 1-0 kaybettiği maçın sonucu bizi üzse de bardağın dolu tarafından baktığımızda hem umutlanacağımız ve hem de ders çıkaracağımız hususlar da var. Dünya Markası Arda Güler’in rolünün şekillenmesi gibi…
Doğru Plan, Kötü Sonuç
Kolay değil; Dünya Futbolu’nun belki de bireysel olarak değerlendirildiğinde en kaliteli kadrosuna karşı mücadele ediyorsunuz. Üstelik Zidane’ın ilk maçı ve tüm yıldızlar Kocaeli‘ye gelmiş. Biz ise Dünya Kupası‘ndaki hayal kırıklığını hala üstümüzden atamamış ve bir çıkış kapısı arıyoruz. Başlangıç planımızın doğru olduğunu düşünüyorum. Zeki Celik üçlü savunmada sağ stoperde, Oğuz Aydın sağ kanat beki ve Ferdi sol kanat beki. Hakan ile Orkun’un yokluğunda merkezde İsmail-Salih tercihi mücadele gücünü yukarı çeken bir hamle. Bu planda hem alan anlamında daha doğru bir savunma yapıyoruz, hem de Arda Güler’e mümkün mertebe bir konfor alanı sağlamaya çalışıyoruz. Mbappé, Dembele, Cherki ve Olise gibi atletik, üst seviyede yetenekli oyunculara başka türlü önlem alma şansımız yoktu. Nitekim ilk 25 dakika dengede geçen bir maç oldu ve rakibimiz ilk şutunu 17. dakikada attı. 25-35 arası bizim hakimiyetimizde geçen, rakibe hiçbir şans vermediğimiz bir bölüm oldu ancak bu bölümde yakaladığımız fırsatları değerlendiremedik. İlk yarının son 10 dakikalık bölümünde kalemizde büyük bir baskı gördük fakat skoru korumayı başardık. ikinci yarıya iyi başlamışken aslında mevcut oyun planımız olan daha kontrollü savunmayı hücumun büyüsüne kapılarak anlık olarak unutup konsantrasyon kaybıyla 54.dakikada kalemizde golü gördük.
Kenan Yıldız’ı çok aradık
Fransa’nın oynadığı hücum futbolunda özellikle beklerinde problem olduğu aşikar. Kounde tarafını işleyebilirdik ancak bunun için hep hayalimizde Kenan Yıldız vardı. Sakatlığı sebebiyle kadroda bulunmayan genç yıldızımız Kocaeli’de sahada olabilseydi o boşluklarda hızı, dribling yeteneği ve çalımlar ile ani yön değiştirme özelliğini kullanarak sonuca gidebilirdi. Can Uzun çok beğendiğim ve daha da başarılı olacağına inandığım bir futbolcu olsa da bu maç özelindeki planda beklentilerin altında kaldı.
*Zeki Çelik’in hakkını vermek *
Göz önünde olmayı pek sevmedigi için belki de dönem dönem hakkının verilmediğini düşündüğüm bir isim Zeki Çelik. Lille, Roma ve şimdi de Juventus derken çok istikrarlı bir şekilde sürdürülen harika bir kariyer. Üstelik her geçen zaman gelişen bir futbolcu olarak devam ettiriyor bu süreci. Gasperini Roma’sında oynamak o kadar kolay değildir; çok ciddi bir disiplin gerektirir. Sağ stoper, sol stoper, sağ kanat beki, sol kanat beki… hiçbir teknik direktörün vazgeçmediği tam bir jokere dönüştü adeta. Yeni takımı Juventus‘ta bu sezonda tüm maçlarda forma giyerek hem hücum katkısı hem savunma katkısı verdi ve oldukça formda. Fransa karşısında da Arda Güler’in ardından performansını sağda en beğendiğim isimlerden biri oldu.
İtalya’nın arayışı bir fırsat olabilir
Temelde Fransa karşısında plan doğruydu ancak aynı plan Bursa’daki İtalya maçında doğru olmaz. İtalya yeni bir döneme başladı ve Mancini ile yeniden yapılanma için bir arayış içerisindeler. İlk maçı Belçika karşısında 2-0 kaybettiler ve muhtemelen millî takımımız karşısında da yine farklı bir 11, farklı bir düzen ile sahaya çıkabilirler. İtalya’nın yaşadığı bu süreç bizim adımıza bir fırsat. An itibariyla daha iyi bir durumda olduğumuzu düşünüyorum ve haliyle Bursa’daki atmosfer fark yaratabilir.
Bu Takımın lideri Arda Güler olmalı
Futbolumuzun dünya çapında bir markası ve yıldızı var; Bu isim şüphesiz Arda Güler. Oyun bilgisi, üst düzey yeteneği, saha içinde aldığı sorumluluk, fiziksel gelişimi, oyunun her noktasında var oluşu ve dünya çapında kendini üst seviyede kanıtlamış olması… say say bitmez. Bu kadar çok özelliğe sahip olan bir star, yenilenme içerisine girmiş olan milli takımımızda net olarak oyunun lideri olmalı. Planlar onun ekseninde kurulmalı, Arda’ya konfor alanı sağlanmalı. Isı haritasına bir bakın; sahanın her bölgesinde var. Oyun kuruyor, takımı yönlendiriyor, nefes aldırıyor, hücuma kaldırıyor. Dünya futbolunda pek tabii bugüne dek önemli isimlerimiz hatırı sayılır kariyerler yaptılar. Arda Turan‘ın yaşadığı ve yaşattığı başarılar, Hakan Çalhanoğlu‘nun Milano‘nun hem kırmızı hem de mavi tarafında sürdürdüğü istikrarlı kariyeri, Tugay Kerimoglu, Nihat Kahveci ve daha niceleri. Hepsine saygım sonsuz ancak Arda Güler’in bugün bulunduğu konum ve nokta çok başka bir seviye. Real Madrid’de oyundan alındığında veya az süre aldığı maçlarda dahi İspanyollar gerek basında gerekse taraftarlar nezdinde adeta ayağa kalkarak neden oynatılmadığına dair isyan ediyorlar. Böylesine bir değere, kaliteye sahip olduğumuz için çok şanslıyız. Duruşuyla, mütevazılığıyla her türlü saha içi, saha dışı kalitesini ortaya koyuyor. Benim gözümde Arda Güler Türk Futbolu’nun tüm zamanlarda Dünya’daki en büyük marka değeridir ve milli takımımızda da oyunun net olarak lideri olmalıdır.