Fransa, İtalya ve Belçika maçlarında kalemizde gördüğümüz 8 gol ve henüz puanımızın olmayışı… MHK’nın yargıya intikal eden içinde bulunduğu süreç… TFF’de yaşanan istifalar… Gelinen nokta artık Türk futbolunda yeni bir dönem zamanını işaret ediyor.
Montella için veda vakti
Oyun olarak ne yazık ki zaten bir planımızın pek de olmadığı anlaşılabiliyor ancak konu artık oyun planından çok daha öteye geçti. Dünya Kupası sürecinden bu yana süregelen basın toplantılarındaki iletişim hataları ve halkımıza karşı yaklaşımı Montella için yolun sonunu işaret ediyor. Hayat bazen böyledir; iyi başladığınız bir süreci kötü şekilde yönetirseniz bir anda her şey terse dönebilir. Geride bıraktığımız üç maçta hem taktiksel olarak hem de maç sonu açıklamalarındaki yaklaşımı itibari ile İtalyan hoca için bir dönemin sonu kaçınılmaz hale geldi. Oyuncuların özgüveni günden güne kayboluyor ve bunun temelinde Montella‘nın “seviye olarak buralarda üç günde bir maç oynayacak düzeyde değiliz” açıklaması yatıyor. Sezonda ortalama 50-55 aralığında maç oynayan üst seviyede mücadele veren bir oyuncu grubuna sahibiz. Böyle bir süreçte haliyle bu açıklamalar sonrası oyuncuların teknik direktörlerine bakışı istemsizce de olsa değişebilir. Vaziyet böyle olunca ayrılık da kaçınılmaz hale geliyor.
Halk ile bağı koptu
Milli takım, halkın ve milletin takımıdır. Dolayısıyla özellikle millî takım teknik direktörlüğü basın toplantılarında daha hassas bir iletişim dilini gerektirir. Hemen hemen her basın toplantısında ne yazık ki hocanın biraz egolu yaklaşımı halk ile olan aradaki bağ neredeyse tamamen bitirmek üzere. “Benimle A Ligi’ne yükseldik”, “Benim dönemimde Dünya Kupası’na katıldık” tarzındaki yaklaşımlarının yanı sıra, performansları eleştirilen Kerem ile Barış konusunda “İmkanım olsa heykelleri dikilmeli” şeklindeki ifadeleri ile ne yapmak istediğini anlamak oldukça güç.
Piyasa değeri açıklaması
İtalya maçının sonunda “İtalya’nın piyasa değerini gördüm; 840 Milyon Euro civarı, bizim neredeyse iki katımız” şeklindeki maç sonu savunması ilk kez rastladığımız bir türden yaklaşım. Bir teknik direktörün transfermarkt internet sitesi üzerinden maç sonu analizi yapmasını doğru bulmuyorum. Madem konu piyasa değeri o halde ben de buradan soruyorum. “Sayın hocam yenildiğimiz Avustralya, Paraguay ve Belçika’nın piyasa değerlerine baktınız mı?” üç takımdan da piyasa değeri olarak daha üstteyiz. Üstelik Avustralya’nın 6 katı, Paraguay’ın üç katı değere sahibiz ancak ne yazık ki iki takıma da gol atamadan 6 günde Dünya Kupası’na veda ettik. Aynı seviyelerde değiliz dediği takımlardan Belçika’dan da fazla değere sahibiz. Sahaya çıkan 11’leri baktığımız Türkiye’nin değeri 244,5 Milyon Euro, Belçika’nın değeri 235,8 Milyon Euro.
Ayrılıklar ve değişimler
Açıkçası Montella’nın istifa edeceğini düşünmüyorum ve beklemiyorum. Netice itibari ile 2028 sonuna kadar sözleşmesi devam ediyor ve muhtemelen hak edişlerini alarak ayrılmak isteyecektir. Görevden alma konusunda ise sayın İbrahim Hacıosmanoğlu’nun tasarrufta bulunmayacağını tahmin ediyorum çünkü gelinen nokta itibari ile artık bambaşka bir şeyden bahsediyoruz. MHK Başkanı’nın tutuklanması, yargıya intikal eden ve yaşanılan sürecin yanı sıra TFF’de üye istifaları ve kurullardaki ayrılıklar bize yeni bir döneme doğru yaklaştığımızın bir işareti. Gelen haberler Türkiye Futbol Federasyonu’nun Salı günü seçim kararı alabileceği yönünde. Böyle bir durum olması halinde yeni seçilecek olan başkan ve yönetim kurulunun Montella ile ayrılık kararı alması da muhtemelen ilk yapacağı işlerden biri olabilir çünkü önümüzdeki Mart ayında bizi bekleyen bir Euro 2028 eleme dönemi var. Bu dönemde de oyunculara yeniden özgüvenini kazandıracak bir teknik direktör ihtiyacı görünüyor. Her ayrı noktada yaşanan sürecin ve sonundaki muhtemel değişimlerin Türk Futbolu’na huzur ve başarı getirmesini diliyorum.