- AfD, Avrupa'daki siyasi etkisini artırırken Almanya'nın avro ve AB üyeliğine ilişkin geleneksel politikalarını yeniden değerlendiriyor.
- Parti içindeki bazı isimler, AB'den ayrılmak yerine birlik anlaşmalarının yeniden düzenlenmesini ve üye ülkelere daha fazla yetki verilmesini savunuyor.
- Almanya'da AfD'nin ulusal düzeyde iktidara gelme ihtimali, parti içinde Avrupa politikasına ilişkin tartışmaları yoğunlaştırdı.
- 2013'te avro bölgesindeki kurtarma paketlerine karşı kurulan AfD, zamanla göç karşıtlığını temel siyasi gündemlerinden biri haline getirdi.
Almanya'da aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD), Avrupa'daki sağ partilerin güç kazanması ve kendi siyasi etkisinin artmasıyla birlikte Avrupa Birliği'ne yönelik politikalarını yeniden değerlendirmeye başladı.
Eylül ayında Saksonya-Anhalt eyaletinde tarihi bir seçim zaferi elde eden AfD, ulusal anketlerde de ülkenin en popüler partisi konumunda bulunuyor.
Partinin, on yılın sonuna kadar federal düzeyde hükümete girme ihtimalinin güçlenmesi, siyasi kimliği ile olası koalisyon ortaklarına güven verme ihtiyacı arasındaki tartışmayı beraberinde getirdi.
2013 yılında avro bölgesindeki borçlu ülkelere yönelik kurtarma paketlerine tepki olarak kurulan AfD, başlangıçta ortak para birimine karşı bir hareket olarak ortaya çıktı. Parti daha sonra eleştirilerini Avrupa Birliği'nin kendisine de yöneltti. AfD'nin siyasi desteğini artırmasında ise özellikle göç karşıtı politikaları etkili oldu.
AB'den ayrılmak yerine birlik içinde reform önerisi
AfD içindeki bazı isimler, Avrupa'da daha radikal sağ politikaların kabul görmesinin ve benzer partilerin etkisinin artmasının, AB'den ayrılmak yerine birlik içinde değişim arayışını daha uygulanabilir hale getirdiğini savunuyor.
AfD milletvekili Sebastian Münzenmaier, Avrupa Birliği'nin partinin siyasi çizgisi doğrultusunda yeniden şekillendirilmesi için İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana en elverişli dönemin yaşandığını söyledi.
Partinin eş lideri Alice Weidel ise geçen ay Avrupa Parlamentosu'nun Strazburg'daki merkezinde, Avrupa'nın Egemen Ulusları (ESN) grubundaki müttefikleriyle birlikte “Avrupa için Yeni Anlaşma” başlıklı bir strateji belgesi sundu.
Belgede, avro bölgesinden veya AB'den ayrılma hedefi yerine birlik anlaşmalarının yeniden müzakere edilmesi ve daha gevşek bir Avrupa yapılanması oluşturulması öne çıkarıldı.
Öneriler arasında, ortak savunma harcamaları veya göç politikalarını kabul etmeyen üye ülkelere muafiyet tanınması ve bütçe kurallarının daha sıkı uygulanması yer aldı. Plan, Almanya'nın avroyu kullanmaya devam etmesi ihtimalini de açık bıraktı.
Reform girişimlerinin başarısız olması durumunda ise Almanya'nın Avrupa'daki geleceğine ilişkin kararın referandumla alınması önerildi.
İktidar hedefi parti içindeki görüş ayrılıklarını artırdı
AfD'nin genç üyelerinden ve Generation Deutschland adlı gençlik yapılanmasının başındaki Jean-Pascal Hohm, Avrupa konusunda katı bir ayrılıkçı tutumun partinin federal iktidara ulaşma hedefini zorlaştırabileceğini savundu.
Hohm ve parti içindeki bazı genç isimler, Almanya'nın ihracata dayalı ekonomisi nedeniyle Avrupa ile ekonomik iş birliğinin sürdürülmesi gerektiğini düşünüyor.
Hohm, ortak para biriminin ortadan kaldırılması ve ülkelerin yeniden birbirinden bağımsız hareket etmesinin Almanya'ya ciddi zarar vereceğini söyledi.
AfD'nin federal düzeyde iktidara ulaşma hedefi açısından olası iş birliği adreslerinden biri ise Başbakan Friedrich Merz'in liderliğindeki Hristiyan Demokrat Birlik (CDU). Ancak CDU, şu anda AfD ile herhangi bir koalisyon kurulmasını reddediyor.
AfD eş lideri Weidel de yeni Avrupa yaklaşımını “ulusların Avrupası” olarak tanımladı. Ancak Almanya'nın avro bölgesinden veya Avrupa Birliği'nden ayrılmasını hâlâ isteyip istemediği sorusuna açık yanıt vermedi.
Fransa, İtalya ve Avusturya örnekleri öne çıktı
AfD'nin Avrupa politikasındaki değişim arayışı, diğer Avrupa ülkelerindeki aşırı sağ partilerin izlediği siyasi çizgiyle benzerlik gösteriyor.
Fransa'daki Ulusal Birlik (RN), Marine Le Pen'in liderliğinde avrodan ayrılma talebini zamanla geri plana itti. İtalya Başbakanı Giorgia Meloni'nin partisi İtalya'nın Kardeşleri de iktidara geldikten sonra Avrupa karşıtı söylemini yumuşatarak hedeflerini AB içinde gerçekleştirmeye yöneldi.
Avusturya Özgürlük Partisi (FPÖ) ise ulusal koalisyon hükümetlerinde yer alma sürecinde Avrupa karşıtı politikalarının önemli bölümünden vazgeçti.
Kassel Üniversitesi Siyaset Bilimi Profesörü Wolfgang Schroeder, Avusturya'nın AfD için bir model oluşturduğunu belirterek partinin de zamanla bu pozisyonlarını terk etmesinin muhtemel olduğunu ifade etti.
Parti içinde avro tartışması sürüyor
AfD'nin Avrupa politikasındaki değişim konusunda parti içinde henüz uzlaşma sağlanmış değil.
Hohm, ağustos ayında düzenlenen parti kongresinde gençlik yapılanmasının Avrupa fikrini desteklediğini belirten bir karar tasarısı sundu. Tasarıda Avrupa'nın yalnızca ekonomik alan, para birliği veya Avrupa Birliği'nden ibaret olmadığı vurgulandı.
Ancak öneri yeterli desteği alamadığı için geri çekildi. Hohm, avro konusunun beklediklerinden daha tartışmalı hale geldiğini söyledi.
Parti içindeki görüş ayrılıkları, AfD'nin Avrupa Birliği ve ortak para birimine ilişkin geleneksel politikalarında değişiklik yapmasının henüz kesinleşmediğini ortaya koyuyor.