Formula 1'de bir pilotun geleceğini konuşurken, onun ne zaman şampiyon olacağını değil, şampiyon olduktan sonra nasıl bir pilota dönüşeceğini merak etmeye başlıyorsunuz.
Kimi Antonelli için artık bu noktadayız.
20 yaşında dünya şampiyonu oldu. Sebastian Vettel'in en genç şampiyon unvanını geride bıraktı ve Formula 1 tarihine adını yazdırdı. Üstelik bunu Meksika'da üçüncülükle yaptı.
Ama açıkçası pazar gününün hikâyesi yalnızca Antonelli'nin şampiyonluğu değildi oraya geleceğiz.
Ama yarışın kazananı Max Verstappen vardı ve inanılmazdı.
Sezonun şampiyonluk mücadelesi açısından farklı bir noktaya gelmiş olabiliriz. Ancak Verstappen'in hâlâ yarış kazanmak için ortaya koyduğu mücadele, Formula 1'de bazı alışkanlıkların kolay kolay değişmediğini gösteriyor.
Yarışa beşinci sıradan başladı. İlk turda önündeki isimlerle arasındaki farkı kapattı. Ferrari pilotları arasındaki mücadeleden de faydalanarak ön gruba yerleşti.
Leclerc'in pist dışına çıkarak avantaj kazanması nedeniyle aldığı beş saniyelik ceza ise yarışın kaderini değiştiren gelişmelerden biriydi ve Verstappen fırsatı değerlendirerek liderliği ele geçirdi.
Sonrasında ise arkasında Lewis Hamilton vardı.
Yarışın son bölümünde Hamilton'ın baskısı iyice arttı. Özellikle Güvenlik Aracı'nın ardından gelen yeniden start, Verstappen için oldukça kritik bir andı. Hamilton'ın, Verstappen’in hata yapmasını beklemekten başka bir seçeneği yok gibiydi.
Ama Verstappen hata yapmadı.
Damalı bayrağı yalnızca 0,799 saniye farkla ilk sırada gördü.
Bence Verstappen'in Meksika'daki performansını değerli kılan şey tam olarak bu. Şampiyonluk mücadelesinde istediği konumda olmasa bile yarış kazanma motivasyonunu kaybetmiyor. Üstelik bunu yalnızca otomobilinin hızlı olduğu hafta sonlarında değil, fırsatları doğru değerlendirmesi gereken yarışlarda da yapıyor.
Son yarışlardaki performansına baktığımızda Verstappen'in yeniden ciddi bir ivme yakaladığını görüyoruz. Sezonun son bölümüne yaklaşırken üst üste gelen galibiyetler, onun şampiyonluk mücadelesinden tamamen koptuğunu düşünenleri de yeniden düşündürüyor.
Belki bu sezon şampiyonluk başka bir isme gidecek ama Verstappen'in önümüzdeki yıllarda da bu sporun en önemli figürlerinden biri olmaya devam edeceğini düşünüyorum.
Çünkü bazı pilotlar için yarış kazanmak bir hedefken, bazıları için neredeyse karakterlerinin bir parçası hâline geliyor.
Gelelim gecenin asıl büyük hikâyesine.
Kimi Antonelli.
İtalyan pilot, Formula 1'e adım attığı günden beri büyük beklentilerin merkezindeydi. Mercedes'in ona duyduğu güven, daha ilk günden itibaren ne kadar önemli bir yetenek olarak görüldüğünü gösteriyordu.
Fakat Formula 1'de beklenti yaratmakla o beklentiyi karşılamak arasında oldukça uzun bir yol var.
Antonelli bu yolu çok hızlı geçti.
Meksika'ya şampiyonluk için yalnızca dokuzuncu sırada bitirmenin yeterli olduğu bir matematikle geldi. Ancak yarışı üçüncü sırada tamamladı. Kırmızı bayrakla durdurulan, yeniden start verilen ve son bölümünde Güvenlik Aracı'nın devreye girdiği bir yarışta hata yapmadı.
Böylece henüz 20 yaşındayken dünya şampiyonu oldu.
İtalya için de bu şampiyonluğun ayrı bir anlamı var. Alberto Ascari'nin 1953'teki şampiyonluğundan sonra İtalya yeniden Formula 1 dünya şampiyonluğu kazanan bir pilota sahip.
Ama Antonelli'nin başarısını yalnızca yaşı üzerinden değerlendirmek istemiyorum.
Çünkü artık karşımızda gelecek vadeden genç bir pilot yok. Karşımızda Formula 1'in dünya şampiyonu var.
Bundan sonra her yarışa farklı bir sorumlulukla çıkacak. Rakipleri onu yenmek için daha fazla çalışacak. Takımının beklentileri artacak. Attığı her adım, yaptığı her hata ve kazandığı her yarış çok daha fazla konuşulacak.
Asıl mesele de burada başlıyor.
Hamilton'ın ilk şampiyonluğundan sonra nasıl bir kariyer inşa ettiğini, Verstappen'in ilk şampiyonluğunun ardından nasıl bir dominasyon kurduğunu gördük. Antonelli'nin önünde de artık kendi dönemini oluşturma fırsatı var.
Ancak bu hikâyenin nasıl devam edeceğini henüz bilmiyoruz.
Bir de Mercedes'in bu süreçteki rolünü unutmamak gerekiyor. Genç bir pilota güvenmek kolay değil. Hele ki Formula 1 gibi en küçük hatanın bile büyük sonuçlar doğurduğu bir organizasyonda. Mercedes, Antonelli'ye bu sorumluluğu verdi ve karşılığında dünya şampiyonluğu aldı.
Şimdi takımın önünde başka bir görev var: Bu başarıyı tek sezonluk bir hikâye olmaktan çıkarmak.
Meksika'da Ferrari cephesinde ise yine kaçırılan fırsatları izledik. Hamilton'ın ikinci sırayı alması önemliydi ancak Leclerc ile yaşanan ilk tur mücadelesi ve sonrasında gelen ceza, takımın galibiyet ihtimalini zora soktu. Verstappen de tam olarak bu karışıklıktan yararlandı.
Bir tarafta Ferrari'nin kendi içindeki hesapları, diğer tarafta Verstappen'in fırsatçılığı ve bütün bunların ortasında dünya şampiyonluğunu ilan eden Antonelli...
Meksika'nın hikâyesi biraz da buydu.
Verstappen kazandı. Hamilton ikinci oldu. Antonelli üçüncü sırada damalı bayrağı geçti ve dünya şampiyonluğunu ilan etti.
Bir dönem Hamilton ve Verstappen'in rekabeti üzerinden şekillenen Formula 1, şimdi yeni bir şampiyonun hikâyesini yazmaya hazırlanıyor.
Antonelli artık o hikâyenin merkezinde olsa da Verstappen'in hâlâ orada olduğunu da unutmamak gerekiyor.
Çünkü yeni bir şampiyonun ortaya çıkması, eski şampiyonların kenara çekileceği anlamına gelmiyor.
Bir tarafta Formula 1'in geleceği olduğunu düşündüğümüz genç bir pilot artık dünya şampiyonu.
Diğer tarafta ise hâlâ kazanmak isteyen, hâlâ rakiplerine geçit vermeyen bir Max Verstappen var.
Ve açıkçası ben önümüzdeki sezonlarda bu iki ismin aynı şampiyonluk mücadelesinin içinde olmasını izlemek için şimdiden sabırsızlanıyorum.