Büyük Tufan, insanlığın en eski anlatılarından biri. Kur'an-ı Kerim'de Hz. Nuh ve kavminin başına gelen Tufan anlatılır. Tevrat'ta Nuh Tufanı geniş biçimde yer alırken, Mezopotamya'nın çok daha eski yazılı kaynaklarında Atrahasis ve Gılgamış anlatılarında büyük bir su felaketi karşımıza çıkar. Yunan geleneğinde Deukalion, Hint geleneğinde ise Manu benzer büyük taşkın anlatılarının merkezindedir.
Tarih ve jeolojinin cevap aradığı soru, dinî metinlerin doğruluğunu sınamak değildir. Soru şudur: İnsanlığın çok eski dönemlerde yaşadığı büyük taşkınlar, bu anlatıların tarihsel hafızasının bir parçası olmuş olabilir mi?
Yaklaşık 12.900 yıl önce başlayan Genç Dryas döneminin çevresinde meydana gelen büyük iklim değişimleri ve Buzul Çağı'nın sonundaki deniz seviyesi yükselişleri böyle bir ihtimali düşündürüyor. Ancak bugün elimizde, “Nuh Tufanı Genç Dryas'taki şu jeolojik olaydır” dememizi sağlayacak bilimsel kanıt bulunmuyor.
Bildiğimiz şey şu: Buzul Çağı'nın sonunda insan toplulukları, kıyıların kilometrelerce geri çekildiğine, geniş düzlüklerin sular altında kaldığına ve yaşadıkları dünyanın haritasının değiştiğine gerçekten tanıklık ettiler.
Bu büyük dönüşümlerin hatırası binlerce yıl boyunca kuşaktan kuşağa aktarılmış olabilir mi?
Belki de arkeoloji, jeoloji ve kadim anlatıların kesiştiği en büyük sorulardan biri tam olarak burada yatıyor.