Her 4 çocuktan 1'i fazla kilolu: Çocuklarımızın geleceği tehlikede!

Bir sınıfa giriyorsunuz. Yaklaşık her dört çocuktan biri fazla kilolu veya obez. Şimdi bir an durup düşünün: Bu çocuklardan kaçı henüz ilkokul çağındayken insülin direnci, karaciğer yağlanması veya ilerleyen yıllarda karşılaşacağı diyabet riskiyle tanışıyor?

Dr. Ayça Kaya

Yazan: Dr. Ayça Kaya

· 7 dk okuma

Her 4 çocuktan 1'i fazla kilolu: Çocuklarımızın geleceği tehlikede!

“Türkiye’de çocukluk çağı obezitesi, geleceğin diyabet, karaciğer yağlanması ve kalp-damar hastalıkları riskini bugünden gündeme taşıyor.”

Bir sınıfa giriyorsunuz. Yaklaşık her dört çocuktan biri fazla kilolu veya obez. Şimdi bir an durup düşünün: Bu çocuklardan kaçı henüz ilkokul çağındayken insülin direnci, karaciğer yağlanması veya ilerleyen yıllarda karşılaşacağı diyabet riskiyle tanışıyor? Türkiye’nin çocukluk çağı obezitesinde Avrupa’da birinci, dünyada üçüncü sırada yer alması, artık görmezden gelemeyeceğimiz ciddi bir halk sağlığı sorunuyla karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor. Üstelik mesele yalnızca çocukların bugün kaç kilo olduğu değil, bu kiloların gelecekte sağlıklarını nasıl etkileyeceği.

Çocuklarımız koşuyor, oynuyor, okula gidiyor ve arkadaşlarıyla vakit geçiriyor. Dışarıdan bakıldığında her şey yolunda görünüyor. Ancak obezite, başlangıçta belirgin şikâyetlere yol açmadan ilerliyor. Fazla yağ dokusu arttıkça insülin direnci, tip 2 diyabet, karaciğer yağlanması, hipertansiyon ve kalp-damar hastalıkları açısından risk yükseliyor. Çocukluk döneminde başlayan obezite, yetişkinlikte devam eden sağlık sorunlarının da önemli nedenleri arasında yer alıyor. Çocukluk çağı obezitesi yalnızca bugünün kilosu değil, yarının hastalık riskidir.

“Büyüyünce verir” diyerek beklemeyin

Çocukluk çağı obezitesi hakkında en sık duyduğumuz cümlelerden biri şu: “Daha çocuk, büyüyünce verir.” Keşke bu kadar basit olsaydı. Çocukluk döneminde başlayan ve devam eden obezite, yetişkinlikte obezite görülme riskini artırıyor. Üstelik metabolik sorunlar da giderek daha erken yaşlarda karşımıza çıkıyor.

Burada önemli bir ayrım var: Her kilolu çocuk obez değildir. Çocukların kilosunu yetişkinlerdeki gibi yalnızca tartıdaki rakama bakarak değerlendiremeyiz. Yaş, cinsiyet, boy ve büyüme eğrisi birlikte ele alınmalıdır. Çocuğun gelişimini düzenli takip etmek, sağlıklı büyümeyi aşırı yağlanmadan ayırmanın temelidir. Yapılması gereken, çocuğu kilosu nedeniyle suçlamak değil, kilo artışını zamanında fark etmek ve gerektiğinde uzman desteği almaktır. Sorunu yıllarca görmezden gelmek yerine erken değerlendirme yapmak, sağlıklı büyümeyi desteklemek için önemli bir fırsattır.

Bazen sorun çocuğun kilosu değil, bizim kilo algımızdır

Toplumumuzda hâlâ “Tombul çocuk sağlıklı çocuktur” düşüncesi yaygın. Yanakları dolgun, iştahı açık ve kilosu yaşıtlarından fazla olan çocuklar çoğu zaman sağlıklı ve güçlü kabul ediliyor. “Biraz toplu”, “Boyu uzayınca gider”, “Bizim aile böyle” veya “Çocuk daha, yesin” gibi cümleleri sık sık duyuyoruz. Ancak çevremizde fazla kilolu çocukların sayısı arttıkça bu görünümü normal kabul etmeye başlıyor, sağlıklı büyüme ile aşırı yağlanma arasındaki farkı gözden kaçırıyoruz.

Çocuğunuzun sağlıklı olup olmadığını yalnızca görünüşüne veya iştahına bakarak değerlendirmeyin. Büyüme eğrisini takip edin, kilo artışının hızına dikkat edin ve gerektiğinde uzman desteği alın. Çünkü sağlıklı çocuk, en çok yiyen veya en iri görünen çocuk değildir.


Çocuklar neden kilo alıyor? Sorun yalnızca yemek değil

Çocuğunuzun fazla kilo aldığını fark ettiğinizde ilk tepkiniz “Çok yiyorsun” demek mi? Peki, gün içinde kaç saat hareket ediyor, kaç saat ekran karşısında oturuyor ve gece yeterince uyuyor mu? Öğünlerini düzenli tüketiyor mu, şekerli içecekleri ne sıklıkla içiyor ve evde nasıl besleniyorsunuz? Çocukluk çağı obezitesini yalnızca fazla yemekle açıklamak, sorunun önemli bir bölümünü gözden kaçırmak demektir. Beslenme alışkanlıkları, fiziksel aktivite, uyku düzeni, psikolojik durum, aile ortamı ve gıdaya erişim koşulları birlikte değerlendirilmelidir.

Günümüzde çocuklar ekran karşısında daha uzun süre geçiriyor, daha az hareket ediyor ve enerji yoğun atıştırmalıklara daha kolay ulaşıyor. Ekran karşısında yemek yemek, çocuğun ne kadar tükettiğini fark etmesini zorlaştırıyor. Doygunluk sinyallerine dikkat etmek yerine ekrandaki içeriğe odaklanan çocuk, ihtiyacından fazla yiyebiliyor. Şekerli içecekler, paketli atıştırmalıklar ve sık tüketilen hazır yiyecekler de enerji alımını artırıyor. Yetersiz uyku ise iştah düzenlemesini ve yeme davranışlarını olumsuz etkiliyor.

Bu nedenle çocuğa yalnızca “Az ye” demek çözüm değildir. Çocuğun yaşam düzenini değiştirmeden sadece tabağını küçültmeye çalışmak, kilo artışının temel nedenlerini ortadan kaldırmaz.

Çocuğun tabağı kadar okul kantini de önemli

Çocuklarımız günün önemli bir bölümünü okulda geçiriyor. Bu nedenle sağlıklı beslenme sorumluluğunu yalnızca ailelere yükleyemeyiz. Okul kantinlerinde hangi yiyeceklerin satıldığı, çocukların suya ve dengeli öğünlere ne kadar kolay ulaştığı, okulda hareket etmeleri için yeterli alan bulunup bulunmadığı da önem taşıyor. Bir yandan çocuklara sağlıklı beslenmelerini söylerken diğer yandan yüksek enerji içeren atıştırmalıkların ve şekerli içeceklerin kolayca ulaşılabilir olması çelişkili bir ortam yaratıyor.

Sağlıklı seçeneklerin yaygınlaştırılması, okul yemeklerinin besin kalitesinin artırılması ve çocukların fiziksel aktiviteye erişiminin kolaylaştırılması gerekiyor. Sağlıklı yaşam, yalnızca çocuğun kişisel iradesine bırakılamayacak kadar önemli bir konu. Çocukların sağlıklı seçimler yapmasını kolaylaştıran bir çevre oluşturmak, obeziteyle mücadelenin temel adımlarından biridir.

Bir de görünmeyen tehlike var: Akran zorbalığı

Fazla kilolu çocukların yaşadığı sorunlar yalnızca fiziksel sağlıkla sınırlı değil. Kilosu nedeniyle arkadaşlarının alayına maruz kalan çocuk, zamanla bedeninden utanmaya, sosyal ortamlardan uzaklaşmaya ve özgüvenini kaybetmeye başlayabiliyor. Üstelik psikolojik baskı, yeme davranışlarını da etkiliyor. Stresle baş etmek için yemek yemeye yönelen çocuk, kilo artışıyla birlikte yeni bir zorbalık döngüsünün içine girebiliyor.

Bu nedenle çocuğunuza “Şişmansın”, “Çok yiyorsun” veya “İradesizsin” demeyin. Bu sözler tedavi sağlamaz; aksine, çocuğun yemekle ve bedeniyle kurduğu ilişkiye zarar verir. Çocukluk çağı obezitesini ele alırken çocuğun kilosunu değil, sağlığını merkeze almalıyız. Onu utandırmak yerine desteklemeli, diğer çocuklarla kıyaslamak yerine kendi gelişimini takip etmeliyiz.

Zayıflama iğnesi çocuklarda da kullanılacak mı ?

“Hocam, çocuklara da mı zayıflama iğnesi yapacağız?” Son yıllarda yetişkinlerde kullanılan zayıflama ilaçları, artık çocukluk çağı obezitesi açısından da tartışılıyor. Peki, bu ilaçlar çocuklarda gerçekten kullanılıyor mu?

Yanıt net: Evet, belirli koşulları karşılayan obeziteli ergenlerde zayıflama ilaçları kullanılıyor. Ancak bu, fazla kilosu olan her çocuğa ilaç başlanacağı anlamına gelmiyor.

Amerika Birleşik Devletleri’nde FDA, obezitesi bulunan 12 yaş ve üzerindeki ergenlerde semaglutid (Wegovy) ve liraglutid (Saxenda) gibi ilaçların belirli koşullarda kullanımını onayladı. Avrupa Birliği’nde de Wegovy, 12 yaş ve üzerindeki, obezitesi bulunan ve vücut ağırlığı 60 kilogramın üzerinde olan ergenlerde uygun koşullarla kullanılabiliyor.

Türkiye’de ise her ilacın ruhsatı ve onaylanmış kullanım alanı ayrı değerlendirilmelidir. ABD veya Avrupa’da alınan ruhsat, aynı ilacın Türkiye’de çocuklarda obezite tedavisi için otomatik olarak onaylandığı anlamına gelmez. Özellikle diyabet tedavisi için ruhsatlandırılan bir ürünün kilo verme amacıyla kullanılması, bu ayrım gözetilerek değerlendirilmelidir.

Peki, bilimsel araştırmalar ne söylüyor? 2022 yılında New England Journal of Medicine dergisinde yayımlanan STEP TEENS çalışmasında, 12-17 yaş arasındaki 201 ergen incelendi. Semaglutid kullanan grupta 68 hafta sonunda vücut kitle indeksi ortalama yüzde 16,1 azalırken plasebo grubunda yüzde 0,6 arttı. Bununla birlikte bulantı, kusma ve safra taşı gibi yan etkiler de bildirildi. Üstelik bu sonuçlar, ilacın yaşam boyu kullanımının güvenli olduğunu kanıtlamıyor.

Çocuklarda obezite tedavisini yetişkinlerin kilo verme süreciyle bir tutamayız. Çünkü büyüme ve gelişme devam eder. Yeterli enerji ve protein alımı, kas kütlesinin korunması, boy uzaması ve ergenlik gelişimi tedavinin ayrılmaz parçalarıdır. Bu nedenle yalnızca tartıdaki değişime değil, çocuğun genel sağlık durumuna da odaklanmak gerekir.

Amerikan Pediatri Akademisi de uygun durumlarda, 12 yaş ve üzerindeki obeziteli ergenlerde ilaç tedavisinin kapsamlı yaşam tarzı müdahalelerine eklenmesini destekliyor.

Sonuç olarak, çocuklarda zayıflama iğneleri belirli hastalarda kullanılan tıbbi tedavi seçenekleridir; her çocuk için uygun bir çözüm değildir. Tedavinin temelini aileyi de kapsayan beslenme ve hareket düzenlemeleri oluşturur. İlaç kararı ise çocuğun büyüme ve gelişimi, obezitenin derecesi, eşlik eden hastalıkları ve ilgili ilacın ruhsat koşulları değerlendirilerek uzman hekim tarafından verilmelidir. Çocuklarda hedef yalnızca kilo kaybı değil, sağlıklı büyüme ve uzun vadeli sağlık kazanımıdır.

Çocuğunuzu değiştirmeden önce evinizdeki düzeni değiştirin

Çocuğunuza telefonu bırakmasını söylüyorsanız önce siz telefonunuzu bir kenara koyun. Sebze yemesini istiyorsanız sofranıza sebze koyun. Daha fazla hareket etmesini bekliyorsanız birlikte yürüyüşe çıkın. Evde şekerli içecekleri sınırlandırın; düzenli öğünler oluşturun. Sebze, meyve, tam tahıl, kurubaklagil ve uygun protein kaynaklarını günlük beslenmenin parçası hâline getirin. Çocuğunuzun yaşına uygun fiziksel aktiviteyi destekleyin ve yeterli uyumasını sağlayın.

Bütün bunları ceza veya zorunluluk gibi sunmayın. Çocuğunuzu ayrı bir diyete mahkûm etmek, her öğünde ne kadar yediğini denetlemek veya kilosunu sürekli gündeme getirmek yerine ailece sürdürülebilir alışkanlıklar geliştirin. Kilo artışı belirginleştiğinde, büyüme eğrisinde sapma görüldüğünde veya obeziteye eşlik eden sağlık sorunları bulunduğunda çocuk hekimi ve diyetisyen desteği alın. Çocuğu aç bırakmak, hızlı kilo verdirmeye çalışmak veya gelişigüzel kısıtlamalar uygulamak doğru değildir.

Çocuklarımızın kilo vermekten önce sağlıklı büyümeye ihtiyacı var

Türkiye’de çocukluk çağı obezitesinin ulaştığı boyut, hepimizi ilgilendiriyor. Bu sorunu yalnızca ailelerin iradesine veya çocukların iştahına bağlayarak çözemeyiz. Ailelerin, okulların, sağlık çalışanlarının ve toplumun birlikte hareket etmesi gerekiyor. Bugün fazla kilolu bir çocuğa yalnızca tartıdaki rakam olarak bakarsak gelecekte karşılaşacağı sağlık risklerini gözden kaçırırız. Erken farkındalık, doğru beslenme alışkanlıkları, hareketli bir yaşam, yeterli uyku ve gerektiğinde tıbbi destekle bu riskleri azaltabiliriz.

Çocuklarımızı utandırmayalım, onları sürekli kilo vermeye zorlamayalım. Bunun yerine sağlıklı seçimleri kolaylaştıran, hareketi destekleyen ve dengeli beslenmeyi günlük yaşamın doğal bir parçası hâline getiren bir ortam oluşturalım. Çünkü çocuklarımızın bedenlerini eleştirmeye değil, geleceklerini korumaya ihtiyacımız var.

Dr. Ayça Kaya’dan diğer yazılar

Podcast

gdh'i Google'da takip edin

gdh'i Google'da Tercih Edilen Kaynaklar'a ekleyin veya Google Haberler'de takip edin.

Yapay Zekâ Özeti

Her 4 çocuktan 1'i fazla kilolu: Çocuklarımızın geleceği tehlikede!

Bu özet yapay zekâ tarafından oluşturulmuştur. Doğruluk için haberin tamamını okuyunuz.

Yazı Boyutu

Haberin görünümü bu boyutta görünücek. Göz yorgunluğu olmadan rahat okuma.

Haberi Paylaş

Sayfayı Paylaş

gdh'yi bir arkadaşınıza tavsiye etme ihtimaliniz 0-10 skalasında kaç olur?

Hiç tavsiye etmezdimKesinlikle tavsiye ederim