CHP’den ayrılan Yeni Parti tartışılıyor… Bu konuya önümüzdeki yazılarda döneceğiz. Fakat CHP tarihinden bahsederek CHP’nin “yenilenme tarihi”ni hatırlamakta fayda var. CHP halkın karşısına her çıktığında rakip partiler karşısında yenildiği ve bocaladığı için daima yenilik peşinde koşmuştur. CHP’nin peşinde koştuğu yeniliklerin trajik ve komik yönleri ise tarihteki yerini almıştır. Bu yazımızda güdümlü bir muhalefet partisi olarak Mustafa Kemal Paşa tarafından kurdurulan ve kısa sürede CHP’yi yenerek ezecek kadar güçlenen Serbest Fırka’nın kapatılmasından sonra CHP’nin yenilikler peşinde koşarak Memduh Şevket Esendal’ın mesleki temsil düşüncesinden hareketle köylü ve amele mebuslar atamasının hikayesini anlatalım.
1931 seçimlerinin müstakil mebuslar için ayrılan yerler dışındaki önemli bir yenilik CHF listesinden köylü ve amele mebuslar seçilmesidir. Köylü ve amele mebus adaylarının belirlenmesindeki yol(lar) ise dikkat çekicidir. Adayların belirlenmesinde tutulan yol hem adayların temsil kabiliyetine, hem de CHF'nın bir parti olarak kadro devşirme işlevini yerini getirebildiğine ilişkin ciddi şüpheler uyandırmaktadır.
İstanbul'da amele mebus adaylarının belirlenmesine ilişkin örnekler ilginçtir. İstanbul'dan seçilen amele mebuslardan Hamdi Usta şöyle anlatıyor:
"Her günkü gibi fabrikada iş başındaydım. Cevdet Kerim Bey olduğunu sonradan öğrendiğim zat fabrikaya gelmiş. Bu zata da fabrikaya gelen diğer ziyaretçiler gibi bu san'atı nerede öğrendiğim hakkında izahat verdim. Bundan sonra benimle özel görüşmek istediğini bildirdi."
Cevdet Kerim Bey özel görüşmede Hamdi Usta'ya Anadolu'ya bir görev olursa gider misin diye sorunca, hükümet işi ise şimdiki ücretten az dahi olsa gidebileceğini söylemiştir. Bunun üzerine Cevdet Kerim Bey'in, mebus adaylığından bahsedince şaka yaptığını zanneden Hamdi Usta, daha sonra fırka merkezine davet edilerek, kendisinden adaylık beyannamesi alınmıştır.
Beyazıt'ta kunduracılık yapan Hayrullah Usta ise seçilişini şöyle anlatıyor:
"Dükkânda çalışıyordum. Saat 16 buçuk raddelerinde idi. İki müşteri geldi. Kendilerine 41 numara kahverengi bir iskarpin istediler. İstenilen iskarpini çıkardım. İskarpin iki kat kösele olduğu için biraz ağır olduğunu söylediler. Daha hafifini isterseniz yapalım dedim. Olmaz, bize bu akşam lâzım dediler. Yalnız lakırdı arasında benden işime dair bazı izahat aldılar. Giderken akşama fırka merkezine uğramaklığımı söylediler."
İstanbul amele mebuslarından Yaşar Usta da Cevdet Kerim Bey tarafından seçilişini benzeri şekilde anlatıyor. Diğer amele mebus adaylarının seçimine ilişkin yer alan haberlere göre, 1931 seçimlerinde amele ve çiftçi mebus seçilmesinin de fikir babası olan Memduh Şevket Bey (Esendal) Zonguldak'tan 3 amele mebus adayı belirleyerek Gazi'ye sunmuştur. Haberin devamında, Zonguldak'tan seçilecek amele mebus adayları hakkında İş Bankası Genel Müdürü Mahmut Celal Bey'in (Bayar) Zonguldak'ta yaptığı incelemelerden sonra Gazi'ye bilgi sunmak için Ankara'ya gittiği kaydedilmektedir. Amele mebusların seçileceği Zonguldak'ta Gazi'nin eski yaveri olan Cevat Abbas Bey'in de incelemeler yapmış olması, amele mebus seçimlerine verilen önemi göstermektedir.
CHF listesinde "çiftçi ve amele sınıfını temsilen mebuslar" olacağı haberleri üzerine, sanayiciler de kendi temsilcilerinin de olması için mensucat mühendisi Vasıf Bey'in aday gösterilmesi için Millî Sanayi Birliği aracılığıyla CHF'na başvurmuşlardır. Cumhuriyet gazetesi bu başvurunun "iktisadî buhrana çareler ararken sanayi mesailine ve bu meyanda bilhassa mensucat sanayiine büyük bir ehemmiyet veren Halk Fırkası..."nca kabul edilmesinin kuvvetli bir ihtimal olduğunu yazmıştır.
Nitekim Millî Sanayi Birliği'nden Hasan Vasıf Bey İstanbul mebusluğuna seçilmiştir. Hasan Vasıf Bey seçildikten sonra yapılan bir toplantı ile sanayicilerin talepleri tespit edilerek, Vasıf Bey'in Meclis'te bu talepleri takip etmesi istenilmiştir. Bu toplantı Vasıf Bey'in yanında yine İstanbul mebusu Hayrullah Bey'in katılımıyla yapılmış ve sanayicilerin hükümetten istekleri şu şekilde belirlenmiştir: "Kazanç vergisinin kanuna uygun bir şekilde tarhı, muamele vergisi kanununun çabuk çıkarılması, kredi açılması". CHF listesinden seçilen kunduracı Hayrullah Bey de esnafın ihtiyaçlarının tespit edilmesi için Kunduracılar Cemiyeti ile bir toplantı yapmıştır.
Seçimlerden sonra boş kalan mebusluklar için İstanbul sanayicileri ve fabrika sahipleri CHF'na başvurarak kimya sanayi mühendisi Burhanettin Bey'in seçilmesi temennisinde bulunmuşlardır. Burhanettin Bey Meclis'te sanayinin gelişmesini amaçlayan bir program dahilinde çalışacağını ifade etmiştir. İstanbul sanayicileri bununla da yetinmeyerek Türk Atlas fabrikası sahibi Salih Kemal Bey'in de aday gösterilmesini istemişlerdir.
Zonguldak'tan amele namına seçilen iki mebus Hasan ve Esat Efendiler TBMM'nde amelenin hakkını arayacaklarını ve özellikle bir an önce İş Kanununun çıkması için çalışacaklarını ifade etmişlerdir. Zonguldak ameleleri ise kendi aralarından iki mebus seçildiği için CHF genel sekreterliğine bir teşekkür telgrafı çekmişlerdir.
İzmir'den seçilen amele mebuslar da Ankara'ya gitmeden önce tüccarlarla bir toplantı yaparak iktisadî buhran ve vergi durumları hakkında görüşmüşlerdir.
İstanbul'dan seçilen amele mebusları iş kollarının sorunlarını ve ihtiyaçlarının listesini yapmaya çalışmışlar ve İstanbul seçimlerine fesat karıştığı şeklindeki iddiaları yalanlamışlardır.
Seçilen amele mebus adaylarından birinin iş kanunu çıkarmaya çalışacağını ve iş saatlerini azaltmak yerine dokuz saat olarak belirlenmesini istediğini ifade etmesi üzerine Son Posta gazetesinde bu adayın ameleleri temsil edemeyeceğini ileri süren bir yazı çıkmıştır.
CHF listesinden seçilen 15 çiftçi ve 7 amele mebusun TBMM'ndeki ilk günleri basında ilgiyle takip edilmiştir. Son Posta gazetesi çiftçi ve amele mebusların Ankara'ya çabucak alıştıklarını ve birbirleriyle anlaştıklarını yazıyor:
"Hemen hepsi de köyün veya kasabanın kıyafetini muhafaza etmişler ve pek de iyi yapmışlardı. Öğleden sonra Meclise geldikleri zaman bu şekillerile salona biraz renk vermiş oldular. Fakat siyah ceket ve çizgili pantolonlularla [diğer mebuslar kastediliyor] pek anlaşamadılar. Sessiz, yabancı ve çekingen duruyorlardı. Ayrı, ayrı sıralarda oturmuşlardı. Fakat teneffüs esnasında birleştiler..."
CHP’nin köylü ve amele mebus seçmesi hikayesi kıyafetleriyle TBMM’ye “renk katmaktan” öteye gitmemiştir. Bu fikrin sahibi Memduh Şevket Esendal ise iki yıl sonra 1933’de kendisini ”zoraki diplomat” olarak Afganistan’ın başkenti Kabil’de bulacaktır. CHP’deki yeniliklerin sonuçları da yenilikler kadar gariptir… Bakalım CHP’den ayrılarak yenilik peşinde koşanların akıbeti nasıl bitecek?