Terörsüz Türkiye için çerçeve kanunun son zamanlarda çok tartışılmasını, acaba terör sorunlarının büyüdüğünün işareti olarak mı görmeli? Birbirinden çok farklı çevrelerden yayılan kötümserliği nasıl izah etmek lazım? Tartışmaları, kriz yahut kutuplaşma gibi takdim etmek, sorunlara dikkat çekmek bakımından daha çok tercih edilmektedir. “Durum çok kötü, acil bir şeyler yapılması gerekir” demek, “durum iyileşiyor, biraz daha gayret edilmeli” demekten daha çok heyecan yaratır. O yüzden de muhalif muvafık siyasetçiler ve bilhassa basın bu üslubu tercih eder. Halbuki gerçek, takdim edildiği gibi değildir.
Bir sorun, bu arada terör ve terör örgütü eğer bu kadar konuşulabiliyorsa bu zaten bir çok şeyin başlı başına değiştiğinin ve çözüm yoluna girdiğinin göstergesidir. Bu tespiti muhafazakar filozof ve sosyolog Herbert Spencer yapmıştır. Spencer kanunu olarak kaydedilen bu tespit şöyle ifade edilebilir: “Bir sosyal sorun ya da olay hakkındaki kamu ilgisinin ve endişesinin boyutu, onun gelişimiyle ters orantılıdır.” Bir başka deyişle sosyal sorun ne kadar ağırsa, o sorun o nispette görmezden gelinir. ”Sorunlar ne kadar çok iyileşme sürecine girerse, onların fenalıkları hakkındaki feryatlar o kadar çok gürültülü olmaya başlar.” Sosyal sorunlardan bizar olanların feryatları, sorun iyileşmeye başlayınca ortaya çıkar.
Terör sorununa gelirsek, bu konudaki kamu otoritesinin yurt içindeki ve yurt dışındaki terörle mücadele başarısı artık herkesin kabul ettiği bir gerçektir... Türkiye bir seri reformla etnik kimlikle ilgili meseleyi yasak ve inkar dönemini sona erdirerek liberal demokrasi standartlarında bireysel haklar temelinde terör sorunuyla ayrıştırmayı başarmıştır. Bu yüzden de, daha önce olmayan tartışmalar şimdi dile getirilmektedir. Ancak tartışmaların varlığı, sorunun mahiyet ve derecesindeki değişmeyi görmemizi engellememeli. Nitekim buradaki büyük değişimi PKK’nın kurucu isminin 27 Şubat 2025’te yaptığı PKKnın feshi, silahlı mücadelenin ve etnik siyasi taleplerin sona erdiğini ilan ettiği çağrısında görmek de mümkündür.
Bu tartışmalardan kötümserlik çıkarmak yerine gelişmeyi görerek yapıcı ve müspet katkılar sunmak elzemdir. Bu tür siyasi ve sosyal sorunlarda çözümü engelleyen temel faktör, sorun etrafında oluşmuş olan siyasi, ekonomik, bölgesel, sektörel rant çevreleridir. Bu çevreler varlıklarını sorunun çözümünde değil, devamında görürler. Maalesef DEM Parti ile ittifak yapan bir çok sol çevrenin ve PKK karşıtı olduğunu iddia eden milliyetçi parti ve çevrelerin durumu böyledir.
Türkiye’nin yüzyıllık sorunlarını reformlarla aşmaya başlaması, korkulacak ve içinden çıkılmayacak bir yıkılış (Sevr) sürecinin değil, dinamik ve sağlıklı problem çözen sistem, siyaset ve devletin işareti olarak yorumlanmalıdır. Burada devlete ve hukuka düşen yanlışta ısrar etmemek, siyasetin ve sivil toplumun müzakere sürecinin önünü açmaktır. Aksine bir durum, yani tartışmanın ve müzakerenin engellenmesi sorunları belki bir süre görünmez kılar ama toplumun derinliklerinde büyütür. Bu bakımdan kötümserlerin feryat figan etmeleri anlaşılabilir. Kötümserlere bakarak Türkiye meşru, makul ve mutedil olanı aramaktan vazgeçmemelidir. Gün, aslında kötümserlerin değil, iyimserlerin günüdür. Türkiye’deki tartışmaların, Spencer kanunu doğruladığını söyleyebiliriz. Türkiye, terör sorununu büyük ölçüde çözmüş bir ülke olarak özgüvenle sorunu tamamen çözmek üzere çok büyük bir adım atıyor…