"Yüksek Protein" modası: Gerçekten ihtiyacınız var mı?

Market rafları son birkaç yılda adeta değişti. Eskiden süt, yoğurt ve peynir arasında seçim yaparken bugün neredeyse her rafta "yüksek protein" etiketiyle karşılaşıyoruz. İster istemez insanın aklına şu soru geliyor: Acaba ben de bunlardan tüketmeli miyim?

Dr. Ayça Kaya

Yazan: Dr. Ayça Kaya

· 5 dk okuma

"Yüksek Protein" modası: Gerçekten ihtiyacınız var mı?

Hiç fark ettiniz mi?

Market rafları son birkaç yılda adeta değişti. Eskiden süt, yoğurt ve peynir arasında seçim yaparken bugün neredeyse her rafta "yüksek protein" etiketiyle karşılaşıyoruz. Proteinli sütler, yoğurtlar, kefirler, pudingler, kahvaltılık ürünler, hatta dondurmalar...

İster istemez insanın aklına şu soru geliyor:

"Acaba ben de bunlardan tüketmeli miyim?"

Aslında bu sorunun herkese uyan tek bir cevabı yok.

Çünkü proteinle zenginleştirilmiş ürünler bazı kişiler için gerçekten faydalı olabilir. Ama bu, herkesin her gün bu ürünleri tüketmesi gerektiği anlamına gelmez.

Önce kendinize şunu sorun: Gerçekten protein eksiğiniz var mı?

Protein vücudumuzun temel yapı taşlarından biridir. Kaslarımızın korunmasından bağışıklık sistemimizin güçlü kalmasına, hormon ve enzim üretiminden yara iyileşmesine kadar sayısız görev üstlenir.

Dolayısıyla yeterli protein almak elbette önemlidir.

Ama burada altını çizmek istediğim kelime "yeterli".

Çünkü birçok kişi, farkında bile olmadan günlük protein ihtiyacının büyük bölümünü zaten karşılıyor.

Şimdi gününüzü birlikte düşünelim.

Sabah kahvaltısında yumurta ve biraz peynir...

Öğle veya akşam yemeğinde tavuk, et, balık ya da kuru baklagil...

Yanında bir kase yoğurt ya da bir bardak ayran...

Ara öğünde süt, kefir veya bir avuç kuruyemiş...

Aslında bunların hepsi gün boyunca önemli miktarda protein sağlar.

Bu nedenle sadece ambalajında "yüksek protein" yazıyor diye ekstra bir ürün satın almak çoğu zaman gerekli olmayabilir.

Peki kimler için gerçekten faydalı olabilir?

İşte burada iş biraz değişiyor.

Bazı yaşam dönemlerinde veya bazı sağlık durumlarında protein ihtiyacı gerçekten artabiliyor.

Örneğin düzenli direnç egzersizi yapan biriyseniz...

İleri yaşta kas kaybını önlemeye çalışıyorsanız...

Bir hastalık veya ameliyat sonrası iyileşme dönemindeyseniz...

Hamileyseniz ya da emziriyorsanız...

İştahınız azaldığı için yeterince beslenemiyorsanız...

Ya da GLP-1 reseptör agonistleri veya GIP/GLP-1 agonistleri gibi iştahı azaltan kilo verme tedavileri kullanıyorsanız...

Bu durumlarda günlük protein hedefini yalnızca normal beslenmeyle yakalamak zor olabilir.

İşte proteinle zenginleştirilmiş ürünler tam da böyle zamanlarda pratik bir destek sağlayabilir.

Ama unutmayın; bunlar dengeli beslenmenin yerine geçmez, sadece gerektiğinde onu tamamlar.

"Yüksek Protein" yazıyor diye otomatik olarak sağlıklı mı?

Hastalarımdan bunu çok sık duyuyorum.

"Hocam bunu aldım çünkü proteinliymiş."

Sonra etikete birlikte bakıyoruz.

Evet, protein miktarı yüksek...

Ama aynı zamanda ilave şeker de yüksek.

Yağ oranı beklenenden fazla.

Sodyum miktarı oldukça yüksek.

İçerik listesi ise neredeyse küçük bir paragraf kadar uzun.

İşte tam burada durup şu soruyu sormamız gerekiyor:

Bir ürün sadece yüksek protein içerdiği için gerçekten sağlıklı sayılır mı?

Cevap çoğu zaman hayır.

Çünkü sağlıklı bir ürünü tek başına protein miktarı belirlemez.

Etiketi çevirin, asıl hikâye arkada yazıyor

Market alışverişinde size küçük bir alışkanlık öneriyorum.

Ürünü elinize alın.

Sonra ön yüzündeki büyük puntolu reklamlara değil, arka taraftaki içerik listesine bakın.

Kendinize şu soruları sorun:

  • İlave şeker var mı?
  • Doymuş yağ miktarı yüksek mi?
  • Sodyum fazla mı?
  • Gereksiz katkı maddeleri eklenmiş mi?
  • Protein doğal kaynaklardan mı geliyor?

Bir de içerik listesini inceleyin.

Glikoz şurubu...

Fruktoz şurubu...

Maltodekstrin...

Çok sayıda aroma verici...

Kıvam artırıcı...

Renklendirici...

Emülgatör...

Liste uzayıp gidiyorsa, o ürünü yeniden değerlendirmekte fayda vardır.

Genellikle içerik listesi ne kadar kısa ve anlaşılırsa, ürün de o kadar sade bir yapıya sahiptir.

Her protein aynı kalitede değildir

Etikette "20 gram protein" yazması tek başına yeterli bilgi vermez.

Asıl önemli soru şudur:

Bu protein nereden geliyor?

Bazı ürünlerde sütün doğal proteinleri yoğunlaştırılır.

Bu durumda hem whey hem de kazein proteini birlikte bulunur ve oldukça kaliteli bir aminoasit profili oluşur.

Bazılarında ise yalnızca whey proteini eklenmiştir.

Whey hızlı sindirilir ve özellikle egzersiz sonrasında kas protein sentezini desteklemek açısından avantaj sağlayabilir.

Kazein ise daha yavaş sindirilir ve aminoasitlerin kana daha uzun süre boyunca verilmesine yardımcı olur.

Yani etikette sadece protein miktarına değil, proteinin kaynağına da bakmak gerekir.

Peki Karbonhidrat?

İşte çoğu kişinin gözden kaçırdığı nokta burası.

İki farklı proteinli süt düşünün.

İkisinde de 20 gram protein var.

Harika gibi görünüyor, değil mi?

Ama biraz daha dikkatli bakalım.

Birinde sadece 5 gram karbonhidrat bulunuyor.

Diğerinde ise 18 gram.

Aradaki fark yaklaşık bir dilim ekmeğe eşdeğer.

Özellikle diyabeti olanlar, insülin direnci bulunanlar veya kilo kontrolü sağlamaya çalışan bireyler için bu fark hiç de küçük değildir.

Bu nedenle etiketi sadece protein açısından değil, tüm besin öğeleri açısından değerlendirmek gerekir.

Yağ içeriğini de unutmayın

Bir başka ayrıntı da yağ miktarıdır.

Proteinli süt ürünlerinin bazıları neredeyse yağ içermezken, bazılarında yağ oranı oldukça yüksektir.

Etikette gördüğünüz 5 gram yağ yaklaşık bir tatlı kaşığı yağa karşılık gelir.

Gün içinde birkaç farklı proteinli ürün tüketildiğinde toplam yağ alımı fark edilmeden yükselmiş olabilir.

Bu nedenle protein kadar yağ miktarına da mutlaka göz atın.

Son Söz

Proteinli ürünler kötü değildir.

Ama mucize de değildir.

Eğer günlük beslenmenizde yumurta, süt, yoğurt, kefir, peynir, et, tavuk, balık ve kuru baklagillere yeterince yer veriyorsanız, çoğu zaman ekstra proteinli ürünlere ihtiyacınız olmaz.

Ancak protein ihtiyacınızın arttığı özel dönemlerde, içeriği kaliteli olan proteinle zenginleştirilmiş ürünler pratik bir destek sağlayabilir.

Benim önerim ise oldukça basit.

Alışveriş yaparken ambalajın ön yüzündeki pazarlama sloganlarına değil, ürünün tamamına bakın.

Çünkü sağlıklı beslenmeyi belirleyen tek bir besin öğesi değildir. Ürünün genel besin kalitesi, içerik listesi ve en önemlisi sizin bireysel ihtiyaçlarınızdır.

Kısacası, her "yüksek protein" etiketi doğru seçim anlamına gelmez.

En doğru seçim ise ihtiyaçlarınıza uygun, içeriği sade ve mümkün olduğunca gerçek gıdalardan oluşan bir beslenme düzenini sürdürebilmektir.


Diğer yazarlar

Podcast

gdh'i Google'da takip edin

Google'un yeni Tercih Edilen Kaynaklar özelliğiyle veya Google Haberler'den gdh içeriklerini doğrudan akışınıza ekleyin.

Yazı Boyutu

Haberin görünümü bu boyutta görünücek. Göz yorgunluğu olmadan rahat okuma.

Haberi Paylaş

Sayfayı Paylaş

gdh'yi bir arkadaşınıza tavsiye etme ihtimaliniz 0-10 skalasında kaç olur?

Hiç tavsiye etmezdimKesinlikle tavsiye ederim