6 Ekim 1973: İsrail’i hazırlıksız yakalayan savaş — Yom Kippur

6 Ekim 1973 günü Mısır ve Suriye orduları aynı anda harekete geçti. Mısır askerleri Süveyş Kanalı’nı aşarken Suriye birlikleri Golan Tepeleri’ne saldırdı. İsrail için büyük bir sürpriz olan bu saldırı, yalnızca Ortadoğu’daki askerî dengeleri değil, dünya ekonomisini ve Soğuk Savaş’ın seyrini de değiştirecekti.

Mehmet Dilbaz

Yazan: Mehmet Dilbaz

· 4 dk okuma

6 Ekim 1973: İsrail’i hazırlıksız yakalayan savaş — Yom Kippur

Altı Gün Savaşı’nın rövanşı

Yom Kippur Savaşı’nı anlamak için altı yıl geriye, 1967 Altı Gün Savaşı’na gitmek gerekiyor.

İsrail, yalnızca altı gün süren savaş sonunda Mısır’dan Sina Yarımadası ve Gazze’yi, Suriye’den Golan Tepeleri’ni, Ürdün’den ise Batı Şeria ve Doğu Kudüs’ü ele geçirmişti.

Özellikle Mısır ve Suriye açısından 1967 yalnızca toprak kaybı değil, ağır bir askerî ve siyasi yenilgiydi.

Mısır’da 1970’te Cemal Abdünnasır’ın ölümünden sonra devlet başkanlığına gelen Enver Sedat, Sina’nın İsrail işgalinde kalmasını kabul etmiyordu. Suriye lideri Hafız Esad ise Golan Tepeleri’ni geri almak istiyordu.

İki ülke gizlice yeni bir savaş için hazırlanmaya başladı.

Saldırı için seçilen gün: 6 Ekim

Tarih özellikle seçilmişti.

6 Ekim 1973, Yahudiliğin en kutsal günü olan Yom Kippur’a denk geliyordu. İsrail’de hayat büyük ölçüde durmuş, pek çok asker izinliydi.

Aynı dönem Müslümanlar açısından da Ramazan ayıydı.

6 Ekim öğleden sonra iki cephe aynı anda patladı.

Suriye ordusu kuzeyden Golan Tepeleri’ne girerken Mısır ordusu, savaşın en dikkat çekici operasyonlarından birini gerçekleştirdi.

Mısır ordusu Süveyş Kanalı’nı geçti

İsrail, Süveyş Kanalı’nın doğu kıyısında güçlü bir savunma sistemi kurmuştu.

Bu tahkimat zincirine Bar-Lev Hattı adı veriliyordu.

İsrail tarafında hattın Mısır’ın büyük bir saldırısını durduracağına ilişkin ciddi bir güven oluşmuştu. Fakat Mısırlılar yıllardır tam olarak bu engeli nasıl aşacaklarını çalışıyordu.

6 Ekim’de binlerce Mısır askeri botlarla Süveyş Kanalı’nı geçti.

İsrail’in kanal boyunca oluşturduğu dev kum setlerini aşmak için Mısırlı askerlerin kullandığı yöntem savaş tarihine geçti:

Yüksek basınçlı su pompaları.

Kanalın suyunu güçlü pompalarla kum setlerine yönelttiler ve kısa sürede tankların ve araçların geçebileceği açıklıklar oluşturdular.

Ardından köprüler kuruldu.

Mısır tankları Sina’ya geçmeye başladı.

İsrail’in yıllarca inşa ettiği Bar-Lev savunmasının önemli bölümleri çok kısa sürede etkisiz hale getirildi.

İsrail büyük bir şok yaşadı

1967’de Arap ordularını yalnızca altı günde mağlup eden İsrail için savaşın ilk günleri son derece ağır geçti.

Mısır kuvvetleri Sina’da köprübaşları oluşturdu.

Suriye ordusu ise Golan Tepeleri’nde önemli ilerlemeler sağladı.

Özellikle Sovyet yapımı SAM hava savunma sistemleri ve tanksavar silahları, İsrail’in hava ve zırhlı birlik üstünlüğünü savaşın ilk safhasında ciddi biçimde sınırladı.

1967 zaferinin ardından İsrail’de oluşan askerî üstünlük duygusu bir anda sarsılmıştı.

Fakat savaş burada bitmedi.

İsrail karşı saldırıya geçti

İsrail hızla yedek kuvvetlerini seferber etti.

Öncelik Golan cephesine verildi. Suriye ilerleyişi durduruldu ve İsrail birlikleri karşı saldırıyla Suriye topraklarına doğru ilerledi.

Sina cephesinde ise savaşın dönüm noktalarından biri 14 Ekim’deki büyük Mısır taarruzunun başarısız olmasıyla ortaya çıktı.

Ardından İsrail kuvvetleri Mısır ordularının arasındaki boşluğu değerlendirdi.

General Ariel Şaron’un birliklerinin de içinde bulunduğu İsrail kuvvetleri Süveyş Kanalı’nı ters yönde geçti.

Bu kez İsrail askerleri Afrika yakasındaydı.

İsrail kuvvetleri Mısır’ın Üçüncü Ordusu’nu kuşatma noktasına gelirken savaşın askerî dengesi yeniden değişmişti.

ABD ve Sovyetler Birliği devreye girdi

Savaş artık yalnızca İsrail ile Arap devletleri arasında değildi.

Soğuk Savaş’ın iki süper gücü de perde arkasında sahadaydı.

Sovyetler Birliği Mısır ve Suriye’ye, ABD ise İsrail’e büyük miktarda askerî malzeme göndermeye başladı.

ABD’nin İsrail’e yönelik hava köprüsü özellikle önemliydi.

Savaş uzadıkça Washington ile Moskova arasındaki gerilim de yükseldi. Ortadoğu’daki bölgesel savaşın iki nükleer süper gücü karşı karşıya getirme ihtimali ortaya çıkmıştı.

Artık ateşkes kaçınılmazdı.

Savaşı kim kazandı?

Yom Kippur Savaşı’nın en ilginç taraflarından biri de bu sorunun cevabıdır.

Savaşın sonundaki askerî tabloya bakıldığında İsrail başlangıçtaki büyük kayıplarını telafi etmişti. Suriye birliklerini geri püskürtmüş, Mısır cephesinde Süveyş Kanalı’nın batısına geçmiş ve Mısır Üçüncü Ordusu’nu kuşatmıştı.

Fakat savaşın siyasi ve psikolojik sonucu bundan daha karmaşıktı.

Mısır, 1967’nin yarattığı ağır yenilgi psikolojisini kırmıştı.

Mısır ordusunun Süveyş Kanalı’nı başarıyla geçmesi ve savaşın ilk günlerindeki başarısı Arap dünyasında büyük bir psikolojik zafer olarak görüldü.

Enver Sedat açısından savaşın asıl önemi de burada ortaya çıktı.

Savaş, diplomasinin önünü açtı.

Sonraki yıllarda ABD Dışişleri Bakanı Henry Kissinger’ın yürüttüğü mekik diplomasisiyle ayrışma anlaşmaları yapıldı.

1977’de Sedat Kudüs’e gitti.

1978’de Camp David Anlaşmaları imzalandı.

1979’da Mısır ile İsrail arasında barış anlaşması yapıldı.

Ve İsrail zaman içinde Sina Yarımadası’ndan çekildi.

Başka bir ifadeyle Mısır, savaş meydanında tamamen elde edemediği stratejik hedefini birkaç yıl sonra diplomasi masasında gerçekleştirdi.

Savaş dünyayı da vurdu

Yom Kippur Savaşı’nın etkileri Ortadoğu sınırlarını aştı.

ABD’nin İsrail’e verdiği destek üzerine Arap petrol üreticileri petrolü siyasi bir silah olarak kullanmaya başladı.

ABD ve İsrail’i destekleyen bazı ülkelere yönelik petrol ambargosu uygulanırken üretim de kısıldı.

Sonuç dramatikti.

Petrol fiyatı birkaç ay içerisinde yaklaşık dört katına çıktı.

Batı ülkelerinde benzin kuyrukları oluştu, enerji maliyetleri yükseldi ve dünya ekonomisi ağır bir petrol şokuyla karşılaştı.

Böylece 1973 savaşı, enerji kaynaklarının yalnızca ekonomik değil aynı zamanda jeopolitik bir silah olabileceğini bütün dünyaya göstermiş oldu.

6 Ekim neden hâlâ önemli?

Yom Kippur Savaşı yalnızca birkaç hafta süren başka bir Arap-İsrail savaşı değildi.

1967’de yenilmez gibi görünen İsrail ordusunun hazırlıksız yakalanabileceğini gösterdi.

Mısır’ın siyasi konumunu değiştirdi.

ABD’yi Ortadoğu diplomasisinin merkezine taşıdı.

Mısır-İsrail barışının önünü açtı.

Ve petrol krizini tetikleyerek dünyanın ekonomik düzenini sarstı.

6 Ekim 1973 günü Süveyş Kanalı’nı geçen Mısır askerleri yalnızca bir savaş başlatmamıştı. Ortadoğu’nun bundan sonraki yarım yüzyılını etkileyecek yeni bir dönemin kapısını da açmışlardı.

Diğer yazarlar

Podcast

gdh'i Google'da takip edin

Google'un yeni Tercih Edilen Kaynaklar özelliğiyle veya Google Haberler'den gdh içeriklerini doğrudan akışınıza ekleyin.

Yazı Boyutu

Haberin görünümü bu boyutta görünücek. Göz yorgunluğu olmadan rahat okuma.

Haberi Paylaş

Sayfayı Paylaş

gdh'yi bir arkadaşınıza tavsiye etme ihtimaliniz 0-10 skalasında kaç olur?

Hiç tavsiye etmezdimKesinlikle tavsiye ederim