İstanbul'u yutan sel: Kanuni boğulmaktan son anda kurtuldu

İstanbul bugün sellerle mücadele ederken tarihin en büyük felaketlerinden biri yeniden hatırlandı. 20 Eylül 1563'te şehri harabeye çeviren sel, Kanuni Sultan Süleyman'ın sığındığı köşkü de bastı. Osmanlı padişahı, bir saray görevlisinin sırtında yükseltilerek boğulmaktan son anda kurtarıldı.

Mehmet Dilbaz

Yazan: Mehmet Dilbaz

· 6 dk okuma

İstanbul'u yutan sel: Kanuni boğulmaktan son anda kurtuldu

İstanbul, 14 Ekim'den bu yana etkili olan şiddetli yağışlarla mücadele ediyor. Kentin birçok ilçesinde evleri, iş yerlerini, yolları ve alt geçitleri su bastı. Bazı bölgelerde metrekareye 200 kilogramın üzerinde yağış düşerken binlerce su baskını ve yardım ihbarı yapıldı.

Ancak İstanbul'un tarihinde, şehrin büyük bölümünü etkileyen ve Osmanlı padişahını bile ölümle karşı karşıya bırakan çok daha eski bir sel felaketi bulunuyor.

20 Eylül 1563 tarihinde meydana gelen büyük İstanbul selinde Kanuni Sultan Süleyman, sığındığı köşkün sular altında kalması üzerine boğulmaktan son anda kurtuldu.

Dönemin tarihçisi Selânikî Mustafa Efendi'nin aktardığı olay, Osmanlı İstanbul'unun yaşadığı en ağır doğal afetlerden biri olarak kayıtlara geçti.

KANUNİ'NİN AV GEZİSİ FELAKETE DÖNÜŞTÜ

1563 yılının eylül ayında Kanuni Sultan Süleyman, yaklaşık 43 yıldır Osmanlı tahtındaydı.

Artık yaşlanmış olan hükümdar, zaman zaman İstanbul çevresindeki ormanlık alanlara avlanmaya gidiyordu.

20 Eylül sabahı da beraberindeki maiyetiyle Halkalı civarına hareket etti.

O dönemde bugünkü Halkalı, İkitelli ve Florya çevresi, geniş tarım arazileri, koruluklar, çiftlikler ve av sahalarıyla kaplıydı.

Padişahın avlandığı sırada hava aniden değişmeye başladı.

Gökyüzünü kara bulutlar kapladı. Şiddetli gök gürültüleri duyulurken yıldırımlar düşmeye başladı.

Yağmurun giderek şiddetlenmesi üzerine Kanuni, beraberindekilerle birlikte deniz kıyısına yakın bir köşke sığındı.

Burası, Osmanlı tarihinin dikkat çekici isimlerinden birine ait eski bir mülktü.

İskender Çelebi Bahçesi.

PADİŞAHIN İDAM ETTİRDİĞİ DEFTERDARIN KÖŞKÜ

Kanuni'nin sığındığı yer, bugünkü Florya ve Yeşilköy civarında bulunan İskender Çelebi'nin eski bahçesi ve köşküydü.

İskender Çelebi, Kanuni döneminde Osmanlı maliyesinin en güçlü isimlerinden biri olarak başdefterdarlık yapmıştı.

Ancak Sadrazam Pargalı İbrahim Paşa ile arasında ciddi bir siyasi mücadele yaşanmıştı.

1535 yılında Irakeyn Seferi sırasında Bağdat'ta idam edilmişti.

İskender Çelebi'nin ölümünden sonra malları müsadere edilmiş, Florya civarındaki köşkü de padişahın mülkleri arasına katılmıştı.

Aradan yaklaşık 28 yıl geçmişti.

Şimdi Kanuni, ölüm emrini verdiği eski defterdarının köşkünde, hayatının en tehlikeli anlarından birini yaşayacaktı.

Selânikî'nin anlatısına dayanan sonraki tarih yazımında, bu karşılaşmanın padişah üzerinde derin bir manevi etki bıraktığı da aktarılır.

Ancak felaket henüz başlamıştı.

74 YILDIRIM VE BİR GÜN BİR GECE SÜREN YAĞMUR

Selânikî'nin kaydettiğine göre fırtına, İstanbul'da daha önce görülmemiş bir şiddete ulaştı.

Gök gürültüleri ve yıldırımlar birbirini takip ediyordu.

Tarihçinin anlatısında, fırtına sırasında 74 defa yıldırım düştüğü belirtilir.

Bu sayı, dönemin tarihî anlatısında yer alan bir ayrıntıdır; modern meteorolojik ölçümlerle doğrulanmış değildir.

Şiddetli yağmur bir gün bir gece boyunca devam etti.

Yağışın etkisiyle Halkalı çevresindeki dereler taşmaya başladı.

Vadilerden gelen sel suları önlerine çıkan ağaçları, hayvanları ve çeşitli yapıları sürüklüyordu.

Halkalı Deresi boyunca ilerleyen büyük su kütlesi, deniz kıyısındaki İskender Çelebi Bahçesi'ne kadar ulaştı.

Kanuni'nin sığındığı köşk de sel sularının ortasında kaldı.

KANUNİ'NİN BULUNDUĞU KÖŞKÜ SU BASTI

Sel suları kısa sürede köşkün içine dolmaya başladı.

Su seviyesi yükseldikçe binanın güvenliği tehlikeye girdi.

Selânikî'nin aktardığına göre suların şiddetiyle köşk temelinden sarsılacak hâle gelmişti.

Padişahın bulunduğu bölüm de su altında kalıyordu.

O sırada Kanuni'nin maiyetinde bulunan uzun boylu, güçlü kuvvetli bir Enderun görevlisi harekete geçti.

Görevli, yaşlı hükümdarı sırtına aldı.

Ardından onu köşkün yüksek bir bölümüne, dönemin mimarisinde musandıra olarak adlandırılan yere çıkardı.

Böylece Kanuni Sultan Süleyman, yükselen sel sularından kurtarıldı.

Tarihçi Selânikî, padişahı kurtaran görevlinin adını kaydetmedi.

Ancak olayın ardından bu kişinin büyük ihsanlarla ödüllendirildiği anlatılır.

Osmanlı Devleti'nin üç kıtaya hükmeden padişahı, İstanbul'daki bir sel felaketinde canını bir saray görevlisinin sırtında kurtarmıştı.

İSTANBUL'UN SU KEMERLERİ YIKILDI

Felaketin etkileri Florya ve Halkalı ile sınırlı kalmadı.

Şiddetli yağışlar, İstanbul'un farklı bölgelerinde büyük yıkıma yol açtı.

Özellikle dere yataklarında bulunan yerleşimler ve köprüler ağır hasar gördü.

Selin en önemli sonuçlarından biri, İstanbul'un su altyapısında meydana gelen tahribattı.

Mimar Sinan'ın inşa ettiği Kırkçeşme su tesislerinin bazı bölümleri, sürüklenen ağaçlar ve balçık nedeniyle zarar gördü.

Tarihî kayıtlarda Moğlova Kemeri'nin yıkıldığı belirtilir.

Bugün Alibeyköy Barajı çevresinde bulunan ve Mimar Sinan'ın en önemli mühendislik eserlerinden biri kabul edilen Moğlova Kemeri, İstanbul'un su ihtiyacını karşılayan sistemin parçalarındandı.

Kemerin zarar görmesi, şehirde ciddi bir su sıkıntısına yol açtı.

Kanuni, selin ardından veziriazamı Semiz Ali Paşa ve diğer devlet adamlarıyla hasar gören su tesislerini inceledi.

Yıkılan kemerlerin onarılmasını emretti.

Ayrıca Kâğıthane sularının İstanbul'a getirilmesi konusu yeniden gündeme geldi.

EYÜP SULTAN TÜRBESİ'Nİ BİLE SU BASTI

Selânikî'nin anlattığı felaketin en çarpıcı ayrıntılarından biri, Eyüp Sultan çevresinde yaşananlardı.

Tarihçinin kaydına göre Kâğıthane Vadisi'nden gelen seller Haliç'e ulaştı.

Su, kıyıdaki yapıları ve yerleşimleri etkiledi.

Eyüp Sultan Türbesi'ne de sel sularının girdiği ve içeride su seviyesinin yaklaşık bir zira yükseldiği anlatılır.

Bir zira, kullanılan ölçüye göre değişmekle birlikte yaklaşık 70–80 santimetreye karşılık gelir.

Selin sürüklediği çamur ve ağaç parçaları, Kâğıthane çevresinde büyük bir tahribata neden oldu.

Tarihî anlatılarda bazı çınar ağaçlarının yüksek kısımlarına kadar çamur izlerinin ulaştığı belirtilir.

Büyükçekmece, Küçükçekmece ve Silivri çevresindeki köprüler de felaketten zarar gördü.

Bazı yollar kullanılamaz hâle geldi.

Sel sularının taşıdığı yoğun balçık nedeniyle İstanbul kıyılarında denizin renginin günlerce değiştiği aktarılır.

FELAKETTEN SONRA İSTANBUL'DA NELER OLDU?

Selin ardından Osmanlı yönetimi, özellikle su yollarının onarılmasına öncelik verdi.

İstanbul'un içme suyu ihtiyacını karşılayan tesislerin zarar görmesi, başkent için ciddi bir sorundu.

Kanuni Sultan Süleyman, yıkılan kemerlerin tamir edilmesini ve su sisteminin yeniden işler hâle getirilmesini istedi.

Ancak su yollarının onarılması ve yeni kaynakların şehre ulaştırılması konusunda devlet yöneticileri arasında anlaşmazlıklar da yaşandı.

Selânikî, Sadrazam Semiz Ali Paşa'nın Kâğıthane suyunun İstanbul'a getirilmesi projesine karşı çıktığını aktarır.

Bu anlaşmazlık, Osmanlı başkentinde su yönetiminin ne kadar önemli bir siyasi ve ekonomik mesele olduğunu gösteriyordu.

1563 felaketi, İstanbul'un dere yataklarının, su yollarının ve yerleşim alanlarının doğal afetler karşısındaki kırılganlığını da ortaya koymuştu.

KANUNİ'NİN ÖLÜMÜNDEN ÜÇ YIL ÖNCE

1563 seli sırasında Kanuni Sultan Süleyman yaklaşık 68–69 yaşındaydı.

Hükümdar, felaketten üç yıl sonra, 1566 yılında Zigetvar Seferi sırasında hayatını kaybetti.

İskender Çelebi'nin eski köşkünde yaşadığı ölüm tehlikesi ise Osmanlı tarihçiliğinde dikkat çekici bir olay olarak yaşamaya devam etti.

Dönemin kroniklerinde kaydedilen bu hadise, daha sonraki İstanbul tarihi çalışmalarına da konu oldu.

Reşad Ekrem Koçu'nun İstanbul Ansiklopedisi başta olmak üzere çeşitli eserlerde, Kanuni'nin selden kurtarılması ayrıntılarıyla anlatıldı.

463 YIL SONRA İSTANBUL YİNE SELLERLE MÜCADELE EDİYOR

14 Ekim 2026'da İstanbul'da başlayan şiddetli yağışlar, şehrin birçok noktasında hayatı olumsuz etkiledi.

İstanbul Valiliğinin 14 Ekim akşamı açıkladığı verilere göre, yalnızca 06.00–20.00 saatleri arasında AFAD ve 112 Acil Çağrı Merkezi'ne 2.518 ihbar ulaştı. Bunların 1.277'si su baskınıyla ilgiliydi.

15 Ekim'de açıklanan ölçümlerde ise Beykoz'da metrekareye 242 kilogram, Eyüpsultan'da 190,5 kilogram ve Sarıyer'de 187,9 kilogram yağış kaydedildi.

1563 ve 2026 yıllarındaki felaketlerin yağış miktarlarını doğrudan karşılaştırmak mümkün değil. Çünkü 16. yüzyıldaki olay için bugünkü anlamda meteorolojik ölçüm verileri bulunmuyor.

Ancak iki olay, İstanbul'un yüzyıllardır karşı karşıya olduğu bir gerçeği hatırlatıyor.

Şehrin vadileri, dereleri ve su toplama havzaları, aşırı yağışlar sırasında büyük miktarda suyu kısa sürede kıyılara taşıyabiliyor.

1563 yılında Halkalı Deresi'nin taşmasıyla Kanuni Sultan Süleyman'ı ölümle karşı karşıya bırakan sel, İstanbul'un tarihindeki en çarpıcı örneklerden biri olarak kayıtlarda duruyor.

463 yıl önce bir Osmanlı padişahının sığındığı köşkü basan sular, bugün de İstanbul'un doğal afetler karşısındaki kırılganlığını hatırlatıyor.

Mehmet Dilbaz’dan diğer yazılar

Podcast

gdh'i Google'da takip edin

gdh'i Google'da Tercih Edilen Kaynaklar'a ekleyin veya Google Haberler'de takip edin.

Yapay Zekâ Özeti

İstanbul'u yutan sel: Kanuni boğulmaktan son anda kurtuldu

Bu özet yapay zekâ tarafından oluşturulmuştur. Doğruluk için haberin tamamını okuyunuz.

Yazı Boyutu

Haberin görünümü bu boyutta görünücek. Göz yorgunluğu olmadan rahat okuma.

Haberi Paylaş

Sayfayı Paylaş

gdh'yi bir arkadaşınıza tavsiye etme ihtimaliniz 0-10 skalasında kaç olur?

Hiç tavsiye etmezdimKesinlikle tavsiye ederim