'Medeniyetler Çatışması' mı, 'Ortak Medeniyet Bilinci' mi?

Murat Yılmaz

Yazan: Murat Yılmaz

· 3 dk okuma

'Medeniyetler Çatışması' mı, 'Ortak Medeniyet Bilinci' mi?

Birleşmiş Milletler yeniden toplanıyor… Dünya ve insanlık zor bir dönemden geçiyor… Devam eden savaşlar, bozulan dengeler, ileri teknoloji ve yapay zekanın getirdiği imkan ve riskler, siyasetteki zayıflama dünya barışını zorluyor… Dünyanın soğuk savaştan sonra ne tür bir kutuplaşmaya ve şekle bürüneceği geçtiğimiz 35 yılın en çok tartışılan konusu olmuştur… Bu bakımdan, Samuel Huntington'ın "Medeniyetler Çatışması" tezi, tartışmayı en çok tahrik eden tez sayılabilir. Huntington'ın tezi kendi ifadeleriyle şöyle özetlenebilir:

"Yeni dünyada mücadelenin esas kaynağı öncelikle ideolojik ve ekonomik olmayacak. Beşeriyet arasındaki büyük bölünmeler ve hâkim mücadele kaynağı kültürel olacak. Millî devletler dünyadaki hadiselerin yine en güçlü aktörleri olacak fakat, global politikanın asıl mücadeleleri farklı medeniyetlere mensup grup ve milletler arasında meydana gelecek. Medeniyetlerin çatışması global politikaya hâkim olacak. Medeniyetler arasındaki fay hatları geleceğin muharebe hatlarını teşkil edecek. Medeniyetler arasındaki mücadele, modern dünyadaki mücadelenin evriminde nihaî safha olacak."

Huntington'ın tezinin tartışılmasıyla ve dünyada bu 35 yılda meydana gelen kimi meselelerle bugün artık insanlığın önünde medeniyetler çatışmasını engellemek üzere bir uzlaşma, diyalog ve barış misyonu durmaktadır. Bu misyonun ardında yatan tutku, sadece çatışmayı engellemek ve barışa ulaşmak gibi negatif bir muhtevayla tanımlanamaz. Bu tutkunun ardında yatan pozitif yön farklı medeniyetler arasında gerçekleşecek diyalogun bir bütün olarak insanlığın medenî seviye ve birikiminde sıçramalı artışlara yol açacak olmasıdır.

İnsanlık tarihindeki büyük sıçramaların ardında da, medeniyetler arasındaki bu tür diyalog ve alışverişler vardır. Bu, bugün, dünden daha önemlidir. Çünkü bugün insan, kabile, şehir ve ülkesinin ötesinde gittikçe küreselleşen bir dünyada yaşamaktadır. Bugün, iletişim ve diyaloğu kolaylaştıran daha çok teknolojik imkân ve insanî tecrübe söz konusudur. Küreselleşme bu imkânlar yanında kimi tehlikeleri de beraberinde getirmektedir. İnsan, artık, farklı millet ve medeniyetlerden insanlarla eskisinden daha çok karşılaşabilmektedir. Hiç olmazsa, televizyon ve basın marifetiyle, bu, gerçekleşmektedir. Bu durum, özellikle yeterli eğitimi ve donanımı olmayan kesimlerde yabancılara karşı tepkiyi ve içe kapanmacılığı tahrik etmekte, bu da medeniyetler çatışmasına yol açabilmektedir. Küreselleşmenin yarattığı bu tehlike, medeniyetlerarası diyalog çalışmalarının önemini daha da arttırmaktadır.

Diyalog çalışmalarının amacı, medeniyetlerin karşılaşmalarını öngörerek insanları bu karşılaşmalardan verimli bir şekilde istifade edebilecek şekilde hazırlamak olmalıdır. Bu hazırlığın ilk ve önemli ayağı eğitimdir. Sosyal bilimler, küreselleşme ve medeniyetlerarası diyaloğun entelektüel boyutunu müfredata ve pratiğe aktaracak çalışmalar üzerinde yoğunlaşmalıdır.

Bu çalışmalarda, mevcut medeniyetler yanında geçmişte kalan medeniyetler de ele alınmalı ve tarihteki medeniyetlerle de diyalog kurularak insanlığın bütün mirasına sahip çıkılmalıdır. İnsanlığın bütününü kapsayan bu diyalog insanlığın bütün birikimini harekete geçirecek bir motivasyon sağlayacaktır.

Farklılıklar bilinmezlikler getirir, bilinmezliklerin bir korkuya dönüşmemesi ise bilinçli bir çaba ile mümkündür. Bilgimizi ve ufkumuzu zenginleştirecek olan bildiklerimiz değil bilmediklerimizdir. Bizi, bilmediklerimizle karşılaştıracak olanlar ise farklılıklar ve başka medeniyetlerdir. Büyük tarihçi Collingwood'un sözleri en çok medeniyet karşılaşmaları için geçerli olsa gerektir:

"Bilgi 'bilinenden bilinmeze doğru' değil, 'bilinmez'den 'bilinen'e doğru yol alarak ilerler. Bizi daha çok ve daha sistemli düşünmeye iten bu tür bilinmez konular zekamızı biler ve böylece bildik konuları düşünürken çoğu kez akıl gücümüzü saran önyargı ve kör inanç sisini dağıtmamıza yardımcı olur."

Kapımız daima başka medeniyetlere açık olmalıdır; bu, şüphesiz, bütün medeniyetlerin yararına olacaktır… Çünkü soğuk savaş sonrasındaki kimi ideoloji ve eğilimler, bir medeniyete değil, insanlığın ortak medeniyeti birikimine, değer ve ölçülerine bir saldırı hüviyetine büründü… Dijital alemdeki ve teknolojideki büyük sıçramalar, bu konuların üzerinde daha çok durmayı icap ettiriyor… İnsanlığın ortak paydası olan medeniyet birikimi, değerleri ve ölçüleri bugün büyük bir tehdit altında… Birleşmiş Milletlerin, uluslararası kuruluşların, milli devletlerin, siyasi partilerin, dini grupların, aydınların bu konuları tartışması gerekiyor… İnsanlık, muhakkak bu tehlikeyi de aşacaktır ama medeniyet kaybının daha az olması için daha çok gayret gerekiyor…

Diğer yazarlar

Podcast

gdh'i Google'da takip edin

Google'un yeni Tercih Edilen Kaynaklar özelliğiyle veya Google Haberler'den gdh içeriklerini doğrudan akışınıza ekleyin.

Yazı Boyutu

Haberin görünümü bu boyutta görünücek. Göz yorgunluğu olmadan rahat okuma.

Haberi Paylaş

Sayfayı Paylaş

gdh'yi bir arkadaşınıza tavsiye etme ihtimaliniz 0-10 skalasında kaç olur?

Hiç tavsiye etmezdimKesinlikle tavsiye ederim