Uluslararası sistemdeki problemler, alternatif yol ve yöntemlerin tartışılmasının önünü açıyor. Kanada Başbakanı Mark Carney’in orta güçlerin ittifakıyla uluslararası sistemin adil bir şekilde yeniden işletilmesine ilişkin fikirleri etrafındaki tartışmaları daha önce ele almıştık.
Birleşmiş Milletler, Bretton Woods kurumları ve uluslararası diğer kurumları bir entegrasyon ve işbirliği sağlamıştı. Ancak bu düzen artık aksıyor. Çok kutuplu, dijital olarak birbirine bağlı ve politik açıdan farklılaşmış bir dönemde uzlaşmak zor. Farklılaşan ulusal çıkarlar, karşılıklı ekonomik bağımlılığın bir baskı aracına dönüşmesi, iklim değişikliği, göç, yapay zeka gibi hızlı gelişen küresel sorunlara mevcut düzen ve kurumların cevap verememesi yen rakip stratejik bloklaşmalara yol açıyor. Bu durumda “koalisyon temelli yönetişime dayalı yeni bir uluslararası işbirliği modeline geçiş” arayışları da fiilen ve zihnen tartışılmaya başlanmış durumda.
Global Solutions Initiative'in Kurucu Başkanı ve Kiel Dünya Ekonomisi Enstitüsü Onursal Başkanı
Dennis J. Snower "Parçalanmış Bir Dünyayı Yönetmeyi Öğrenmek" adlı çalışmasında ( https://www.project-syndicate.org/commentary/emerging-international-order-revolve-around-coalitions-of-willing-governments-by-dennis-j-snower-2026-06 ) bu meseleleri ele alıyor. Snower G-7 ye özel rol atfederek şöyle diyor:
“Birçok açıdan bu değişim zaten başlamış durumda, ancak büyük ölçüde fark edilmiyor. Yarı iletken tedarik zincirlerinden iklim ve güvenliğe kadar, ülkeler giderek artan bir şekilde, parçalanmış ancak derinlemesine birbirine bağlı bir dünyanın gerçeklerini yansıtan esnek ortaklıklar olan, konuya özgü koalisyonlar aracılığıyla işbirliği yapıyorlar. Öyleyse G7'nin karşı karşıya olduğu soru, koalisyon temelli bir yönetimin ortaya çıkıp çıkmayacağı değil, demokrasilerin bu geçişi şekillendirip şekillendirmeyeceği veya yalnızca güç politikaları tarafından yönlendirilmesine izin verip vermeyeceğidir. Ekonomik ölçek, teknolojik yetenek, kurumsal kapasite ve geniş ölçüde uyumlu siyasi değerleri bir araya getiren G7'den daha iyi bir konumda olan çok az kuruluş vardır. Ancak bu, yönetişimi buna göre yeniden düşünmeyi gerektirir.”
Dennis J. Snower “evrensel bir anlaşma” yerine, “koalisyon tabanlı yönetim” şeklinin daha uygulanabilir olduğunu vurguluyor:
“Öncelikle, politika yapıcılar evrensel bir anlaşma arayışının ötesine geçmelidir. Uzlaşma giderek felce yol açmakta ve geniş kapsamlı anlaşmalara varılsa bile uygulama genellikle tutarsız olmaktadır. 2015 Paris iklim anlaşması bu sorunu göstermektedir: Ortak hedefler belirlemiş olsa da, ulusal taahhütler büyük ölçüde farklılık göstermekte ve uygulama zayıf kalmaktadır. Benzer sorunlar artık dijital yönetişim, vergilendirme, ticaret ve göç politikalarında da görülmektedir. Koalisyon tabanlı yönetim daha pratik bir alternatif sunar. Evrensel bir anlaşma gerektirmek yerine, ülkelerin ortak standartlara, izleme mekanizmalarına ve uygulama araçlarına bağlı kalarak belirli zorluklar üzerinde birlikte çalışmasına olanak tanır. Katılım gönüllü kalır, ancak üyelik sorumlulukları da beraberinde getirir.”
Evrensel uzlaşma arayışı, düzeni felce uğratabilir. Bunun yerine çok taraflılığı terk etmeden ama günümüzün çok kutupluluk gerçekliğine uygun koalisyonlarla büyük güçlerin aynı çıkar, değer ve modelleri takip etmeden daha esmek ve etkili işbirliği modelleri geliştirmesine çalışmak yerinde olacaktır. Mesela yapay zeka bunun en iyi örneklerinden biri olabilir. Keza iklim politikası, ticaret, kritik mineraller, biyoteknoloji, siber güvenlik ve finansal şeffaflık konularında da aynı mantıkla “koalisyon tabanlı yönetim” işbirlikleri düzenlenebilir. Görüldüğü üzere jeopolitik deprem devam ederken parçalanmış dünyayı yönetmek ve riskleri azaltmak üzerine siyasi ve entelektüel çabalar da devam ediyor…