Habil’in Conatus’u Kabil’in mukayese hırsı

Görünürde kazanan Kabil’dir; ölmüş olan, yerde yatan ise Habil. Allah ise, kabul edilenin ve kazananın yerde yatar vaziyette mağlup görünen Habil olduğunu söylüyor. Çünkü Habil, kendisini öteki ile mukayese etmeden en iyi şekilde kurban sunmaya gayret etmiş, bir kul olarak kendisini var kılmış, kulluk çabasını kendinden yola çıkarak maksimum şekilde ortaya koymuştu. Bizi bitiren şey, bu belasından bir türlü kurtulamadığımız, başkalarıyla kıyas hastalığıdır.

Nevzad Yenikişi

Yazan: Nevzad Yenikişi

· 4 dk okuma

Habil’in Conatus’u Kabil’in mukayese hırsı

Baruch Spinoza “Etika” isimli eserinde bizlere “Conatus”u anlatır. Conatus bir varlığın kendisini muhafaza etme ve gerçekleştirme dinamiğidir. Bizim literatürümüzde “kuvveden fiile çıkmak” olarak tarif edilen şey de Spinoza’nın Conatus’u gibidir. Ancak Spinoza Conatus’a bir başka anlam yükler ve var olmanın en önemli motivasyonunun bizzat o şeyin yahut kişinin kendinden kaynaklanması gibi temel bir erdemin bir parçası kılar. Yani siz var olmak ve potansiyelinizi gerçekleştirmek için hiç kimseyle bir mücadele, mukayese, yarış içine girmek durumunda değilsinizdir. O ki, siz varsınız, var olması gereken ve gerçekleşmesi gereken şey bellidir. Ne zamanki insan kendisini başka insanlarla ve o insanların durumlarıyla mukayese etmeye ve onlarla rekabete girmeye başlar, hırs devreye girer. Esasen hırs, Spinoza‘ya göre insanın tabiatında olan bir şeyden ziyade Conatus’tan sapmasıyla içine düştüğü bir durumdur. İnsan kendi ideallerini başkalarına da kabul ettirme ve böylelikle onlara üstünlük kurma hevesine düşünce böyle bir hal içinde bulur kendisini.

Son yıllarda Türkiye’de çok tanınıp moda haline gelen Kore kökenli Alman filozof Byung-Chul Han modern insanı yaklaşırken bir başka keyfiyetten yola çıkar ve insanın kendi kendisini hırsıyla performans kölesi kıldığından bahseder. Hiçbir mukayeseye ihtiyaç duymadan, performans çağının gerekliliği olarak böyle bir hırsa düşer olmuştur modern insan O’na göre. Bu ise insanın kendisini bulamadığı ve performansın övüldüğü bir ortamda giderek tükenmesi durumundan beslenir. Herhangi bir mukayeseye ihtiyaç yoktur, zira insan sürekli başarılı olmak yolunda motive edilmektedir.

Osman Sınav dizilerinin bilge amcalarını tüm Türkiye tanıyor. Satır aralarında verdikleri bilgece nasihatler, anlattıkları kıssalar bir dönem çok ilgi çekmişti. Şimdi artık eskisi kadar bu amcaların ilgi çektiği bir ortamın var olmadığını öne sürebiliriz. Şöyle bir dönüp baktığımızda, o karakterleri karşı ortaya konulan büyük ilginin de bir mukayese neticesinde ortaya konulduğu ilginç gerçeğiyle karşı karşıya kalırız. Sanata ve felsefeye karşı öykünmeci bir ilgi duyan Türk toplumu, buralardan minik hikmet kırıntıları toplamaya heves etti o zamanlar. Şimdilerde bu açığı reels videoları kapatıyor. Fakat hemen herkes kendisini toplumun bir kesimi ile kıyaslayarak bir üsttenlik haline mazhar olmak istiyor. Gerçekten kendisini ve kabiliyetlerini inkişaf ettirmek isteyenlerin oranı iç karartıcı derecede düşük. Üstte olmanın alametlerinden birisi olarak biliyor olmak, biliyor gözükmek çok revaçta. Bununla birlikte performansın en göze görünen ve insanı tatmin eden ölçütü elde edilen maddi başarı. Hakikaten son zamanlarda karşılaştığımız finans krizlerinin tam göbeğinde yer alan insanlara şöyle bir dönüp bakınız. Asıl kaygıları gerçekten refah içinde yaşayabilmek olsaydı, elde ettikleri paranın bir doğal sınırı olurdu zihinlerinde ve “bu kadarı kâfi” diyerek bir noktada durabilmeyi akıl ederlerdi. İşe yarayacağını hiçbirimizin anlamadığı milyarları elde edip gerçekten refah içinde olmayı mı amaçladılar yoksa bir performans üstünlük ile erişilemez, dokunulamaz olmayı mı amaçladılar? Spinoza’nın Conatus’una atıfta bulunulacak bir ruh hali yok karşımızda. Yani amaç kendisi de var kılmak ve potansiyelini maksimum seviyede gerçekleştirmek değil bunun çok daha dışında ve ötesinde bir şey. Pek çoğumuzun anlayamadığı, anlayabilenlerimizin ise maalesef kısmen de olsa bu hastalığa düçar olduğu bir rahatsızlık. Bir tarata hayatlarını başkalarının hayatlarıyla mukayese ederek mutsuz olanlar, diğer tarafta ise bunların bir sınırı olmayan performans talepleri ve bir noktada kendilerini dizginleyecek kadar kaybolmuşluk halleri var. bu kaybolmuşlıkta Tanrı’ya kullarına karşı bir sorumluluk hissi gelişemez. Kullar, kendilerini mukayese edecekleri bir rakipten ibarettir, tanrı ise vergi kaçırırken yakalanmamaya gayret ettikleri devlet kadar kendilerini kontrol edebilen bir üst otoriteden ibarettir. Tevrat da Kur’an’da insan oğlunun dünyadaki ilk günahı olarak Kabil’in Habil’e suikastinden bahseder. Bir yandan hırs ile göze girmeye çalışan diğer yandan kendisini tam olarak gerçekleştirmeyecek kadar hırsına düşkün; ancak kendisini kardeşiyle mukayese ederek içinden çıkamadığı bir öfke batağına düşen Kabil… hikayemizin henüz ilk sayfalarında uyarıldığımız bir zaafımız bu bizim. Türümüz böyle bir zaaf ile dünyaya gelmiş ve gönderen kutsal kitabında bu misali anlatarak dikkatli olmamızı buyuruyor. İlk dersten çakıyoruz sizin anlayacağınız. İlk dersten çakıyoruz sizin anlayacağınız. Ne zaman ki, kendimizi var kılıp, kabiliyetlerimizi maksimum seviyede kullanmayı amaç edinmiyoruz; yegane amacımız kendimizi başkalarıyla mukayese ederek, onların üstüne çıkmak oluyor, o an hepimiz Kabilleşiyoruz. Görünürde kazanan Kabil’dir; ölmüş olan, yerde yatan ise Habil. Allah ise, kabul edilenin ve kazananın yerde yatar vaziyette mağlup görünen Habil olduğunu söylüyor. Çünkü Habil, kendisini öteki ile mukayese etmeden en iyi şekilde kurban sunmaya gayret etmiş, bir kul olarak kendisini var kılmış, kulluk çabasını kendinden yola çıkarak maksimum şekilde ortaya koymuştu. Bizi bitiren şey, bu belasından bir türlü kurtulamadığımız, başkalarıyla kıyas hastalığıdır.

Nevzad Yenikişi’dan diğer yazılar

Podcast

gdh'i Google'da takip edin

gdh'i Google'da Tercih Edilen Kaynaklar'a ekleyin veya Google Haberler'de takip edin.

Yapay Zekâ Özeti

Habil’in Conatus’u Kabil’in mukayese hırsı

Bu özet yapay zekâ tarafından oluşturulmuştur. Doğruluk için haberin tamamını okuyunuz.

Yazı Boyutu

Haberin görünümü bu boyutta görünücek. Göz yorgunluğu olmadan rahat okuma.

Haberi Paylaş

Sayfayı Paylaş

gdh'yi bir arkadaşınıza tavsiye etme ihtimaliniz 0-10 skalasında kaç olur?

Hiç tavsiye etmezdimKesinlikle tavsiye ederim