Hikâye anlatıcılığının iflası mı?Malcolm Gladwell "Öldürme Sanatı"nı masallaştırınca...

Şafak Altun

Yazan: Şafak Altun

· 3 dk okuma

Hikâye anlatıcılığının iflası mı?Malcolm Gladwell "Öldürme Sanatı"nı masallaştırınca...

Malcolm Gladwell’in yeni kitabının adı iddialı: The American Way of Killing.

Yani kabaca: Amerikan usulü öldürmek.

Gladwell bu kez Amerika’nın silah şiddetiyle kurduğu tuhaf ilişkiyi anlamaya çalışıyor.

Ve yine bildiğimiz Gladwell karşımızda: Bir doktor… Bir polis… Bir tarihçi… Bir hukukçu… Bir psikolog… Bir hapishane… Bir mahkeme kararı… Bir eski yasa… Bir küçük kasaba…Ve bütün bunların arasından çıkartılmaya çalışılan büyük bir fikir.

Gladwell’in yeteneği tam burada.

Herkesin baktığı yere bakmıyor. Başka bir ayrıntı buluyor.Sonra o ayrıntıyı alıp büyük bir hikâyeye dönüştürüyor.

Sorun şu: Bazen ayrıntı, bütünü açıklamaya yetmiyor.

Gladwell’in formülü

Gladwell yıllardır aynı yöntemle büyük başarı kazandı.

Önce hepimizin bildiğini düşündüğü bir konu seçiyor.

Sonra: “Bir dakika… Ya mesele aslında sandığımız gibi değilse?” diyor.

Tipping Point ile davranışların nasıl yayıldığını anlattı. Blink ile sezgilerimizin ve bilinçdışının kararlarımızı nasıl etkilediğini tartıştı. Outliers ile başarının yalnızca yetenek ve çalışmayla açıklanamayacağını söyledi. Ve bunları akademik makaleler gibi değil, roman okur gibi okunabilecek hikâyelerle anlattı.

Bu yüzden milyonlarca insan Gladwell okudu. Ama aynı nedenle yıllardır eleştirildi. Çünkü eleştirmenlere göre Gladwell bazen karmaşık bilimsel araştırmaları fazla temiz, fazla parlak ve fazla ikna edici hikâyelere dönüştürüyor.

“10 bin saat” meselesi bunun en meşhur örneği.

Gladwell’in Outliers kitabıyla popülerleşen “10 bin saat” fikri, kamuoyunda neredeyse “10 bin saat çalışırsan uzman olursun” formuna dönüştü. Oysa dayandığı araştırmalar bunun evrensel bir sihirli eşik olduğunu söylemiyordu.

Yani hikâye, araştırmadan daha büyük hale geldi. Bu, Gladwell’in bütün kitaplarını değersizleştirmez. Tam tersine, onun neden bu kadar etkili olduğunu gösterir.

Gladwell’in gerçek yeteneği belki de bilimsel keşif yapmak değil, karmaşık bilgiyi hikâyeye dönüştürmektir.

Ama burada ince bir çizgi var: Hikâyeyi anlamakla gerçeği açıklamak aynı şey değil.

Şimdi sıra Amerika’nın silahlarında


Yeni kitabında Gladwell önemli bazı ezberleri gerçekten sorguluyor.

Amerika’daki silah şiddetinin yalnızca okul saldırılarından ibaret olmadığını gösteriyor. Silahlı cinayetlerin önemli bölümünün birbirini tanıyan insanlar arasında gerçekleştiğine dikkat çekiyor. Kitlesel saldırıların bütün silah cinayetlerini açıklamadığını söylüyor.

Hatta sağlık sistemindeki gelişmeler nedeniyle bazı insanların artık eskiden ölecekleri kurşun yaralarından hayatta kaldığını, dolayısıyla yalnızca ölüm istatistiklerine bakmanın şiddetin tamamını göstermeyebileceğini savunuyor.

Bunlar önemli. Fakat tam burada başka bir soru ortaya çıkıyor:

Peki bütün bunlar neden oluyor?

İşte Guardian yazarı Gary Younge’un itirazı burada başlıyor.

Younge’a göre Gladwell, Amerika’daki silah şiddetinin “nasıl” olduğunu anlatırken, yeterince “kim” ve “neden” sorusu sormuyor.

Kim vuruluyor? Kim ölüyor? Hangi mahallelerde? Hangi sınıflarda? Hangi ırksal ve ekonomik koşullarda?

Ve daha önemlisi: Bu düzen neden değişmiyor?

Çünkü bir toplumsal problemi yalnızca davranışların toplamı olarak görürseniz, sistemi gözden kaçırabilirsiniz.

Bir insan öfkelendi ve ateş etti. Tamam.

Ama neden o insanın elinde silah vardı? Neden o mahallede şiddet daha fazla? Neden bazı topluluklar daha fazla travma yaşıyor? Neden bazı bölgelerde sağlık hizmetine ulaşmak daha zor? Neden polislik ile hapsedilme arasındaki ilişki böyle? Ve neden on yıllardır aynı tartışma devam ediyor?

Bunlar artık tek tek insanların hikâyesinden çıkıp kurumların, sınıfların, tarihsel eşitsizliklerin ve siyasi kararların hikâyesine dönüşüyor.

Gladwell’in paradoksu

Bence Gladwell’in asıl problemi burada.

Çünkü onun bütün kariyeri bize şunu öğretti: Büyük resmi anlamak için küçük ayrıntılara bakın.

Ama bazen tam tersi de doğrudur: Küçük ayrıntıları anlamak için büyük resme bakmanız gerekir.

Bir doktorun hikâyesi bize bir şeyi anlatabilir. Bir polisin hikâyesi başka bir şeyi. Bir mahkeme kararı başka bir şeyi.

Ama bunları yan yana koymak otomatik olarak “büyük resmi” oluşturmaz. Bazen ortaya sadece iyi düzenlenmiş bir hikâyeler koleksiyonu çıkar. Guardian’daki eleştirinin “fil” benzetmesi bu nedenle oldukça yerinde.

Gladwell kitabında körlerin fili farklı yerlerinden tutarak fili tarif etmeye çalıştığı eski hikâyeyi kullanıyor.

Hortuma dokunan başka şey söylüyor.

Bacağı tutan başka. Kulağı tutan başka. Gladwell’in vaadi şu: Bütün bu parçaları bir araya getirirsem filin tamamını göreceğiz.

Ama eleştiriye göre problem tam da burada:

Bazı parçalar hâlâ dışarıda.

Irk. Sınıf. Yapısal eşitsizlik. Kurumlar. Siyasi güç. Polislik. Hapishane sistemi. Ve insanların bu sistem içerisindeki konumu.

Belki de mesele Gladwell değil

Burada Gladwell’e yönelik eleştiriden daha ilginç bir mesele var. Biz neden Gladwell tarzı anlatıları bu kadar seviyoruz? Çünkü karmaşık dünyayı sevmiyoruz. Daha doğrusu karmaşıklığı taşımak istemiyoruz.

Bize bir hikâye verin. Bir kahraman olsun. Bir paradoks olsun. Bir “aslında sandığınız gibi değil” anı olsun.

Ve sonunda: “Bakın, mesele aslında buymuş.” diyelim.

İçimiz rahatlasın. Gladwell bunu çok iyi yapıyor. Belki de bu yüzden kitapları bu kadar başarılı. Ama gerçek hayatın en tehlikeli problemleri, kitapların son bölümünde çözülemiyor.

Çünkü bazı problemlerin tek bir “aha!” anı yok.

Bazılarının tek bir nedeni yok. Tek bir suçlusu yok. Tek bir çözümü de yok. Amerika’nın silah şiddeti de bunlardan biri.

Gladwell’in yeni kitabı bu yüzden önemli olabilir. Ama belki kitabın asıl öğrettiği şey, Gladwell’in anlatmak istediğinden biraz farklı:

Bir problemi ilginç hale getirmek, onu açıklamak değildir.

Ve bazen en parlak fikir, görünmeyen şeyi görünür kılmak değil, görünmeyen şeyin neden görünmediğini sormaktır.

Diğer yazarlar

Podcast

gdh'i Google'da takip edin

Google'un yeni Tercih Edilen Kaynaklar özelliğiyle veya Google Haberler'den gdh içeriklerini doğrudan akışınıza ekleyin.

Yazı Boyutu

Haberin görünümü bu boyutta görünücek. Göz yorgunluğu olmadan rahat okuma.

Haberi Paylaş

Sayfayı Paylaş

gdh'yi bir arkadaşınıza tavsiye etme ihtimaliniz 0-10 skalasında kaç olur?

Hiç tavsiye etmezdimKesinlikle tavsiye ederim