Her hayat kainatın hafızasında bir izdir

Ağaç kökleriyle toprağa tutunur, insan hatıralarıyla geçmişine. Ağacın dalları göğe uzanırken insanın duaları yükselir. Birinin gövdesinde mevsimlerin izleri, diğerinin ruhunda yaşanmışlıkların çizgileri vardır.

Fazıl Ergüt

Yazan: Fazıl Ergüt

· 4 dk okuma

Her hayat kainatın hafızasında bir izdir

Bir ağacın gövdesindeki halkalarla bir insanın parmak uçlarındaki çizgiler arasında, ilk bakışta fark edilmeyen derin bir akrabalık vardır. Biri zamanın, diğeri benzersizliğin şahididir.

Ağaç, yaşadığı yılları gövdesine işler. Kuraklığı, bolluğu, mevsimlerin sertliğini, güneşin cömertliğini!

Her halka, geride bırakılmış bir zamanın sessiz kaydıdır. İnsan ise dünyaya parmak uçlarında kendisine mahsus bir desenle gelir. Milyarlarca insanın arasında yalnızca kendisine ait bir işaret taşır. Biri geçmişini içinde büyütür, diğeri varlığının eşsizliğini teninde taşır. Ve ikisi de aynı hakikati fısıldar; kainatta hiçbir varlık gelişigüzel yaratılmamış, hiçbir hayat birbirinin tekrarı olarak yazılmamıştır.

İnsanın en büyük yanılgılarından biri, kendisini tabiatın dışında, hatta üzerinde görmesidir. Oysa insan, toprağın yabancısı değil, onunla aynı yaratılış hikmetine bağlı bir yolcudur.

Ağaç kökleriyle toprağa tutunur, insan hatıralarıyla geçmişine. Ağacın dalları göğe uzanırken insanın duaları yükselir. Birinin gövdesinde mevsimlerin izleri, diğerinin ruhunda yaşanmışlıkların çizgileri vardır.

Ağaç yaralandığında kabuğunda bir iz kalır. İnsan incindiğinde bazen yüzünde, çoğu zaman kimsenin göremediği kalbinde!

İkisi de büyürken eksilir, eksilirken olgunlaşır. Fakat burada üzerinde durmamız gereken daha büyük bir mesele var. Her hayat kendine özgüyse, hangi hakla bir başka hayatı değersiz sayabiliriz?

Bir ağacı yalnızca kereste, bir hayvanı yalnızca fayda, bir insanı yalnızca makamı, serveti yahut toplumsal karşılığı üzerinden değerlendiren anlayış, varlığın hikmetini kavrayamamış demektir.

Modern insan, her şeyi ölçmeyi öğrendi ama kıymet bilmeyi unuttu. Tabiatı kaynak, canlıları nesne, insanı rakam olarak görmeye başladı.

Bir ormanı ağaç sayısıyla, bir şehri bina yüksekliğiyle, bir insanı sahip olduklarıyla tarif eder olduk.

Oysa bir orman yalnızca ağaçlardan ibaret değildir. Kuşların yuvası, toprağın nefesi, nice canlının sığınağıdır. Bir insan da yalnızca nüfus kayıtlarına düşülmüş bir isim değildir. İçinde hatıralar, yarım kalmış cümleler, saklanmış acılar, söylenmemiş dualar ve kimsenin bilmediği iyilikler taşır.

Her insan başlı başına bir alemdir.

İbnü’l-Arabi’nin insanı küçük bir alem, alemi de büyük bir insan olarak ele alan düşüncesi, bize varlığın parçaları arasındaki derin irtibatı hatırlatır.

İnsanı tabiattan, tabiatı merhametten, merhameti yaratılışın hikmetinden ayırdığınızda geriye yalnızca ruhunu kaybetmiş bir dünya kalır.

Bugün biraz da bunun sancısını çekiyoruz. Ağaçların gölgesinde dinlenip köklerini kesen, hayvanların sadakatinden söz edip yaşam haklarını hiçe sayan, insan onurunu dilinden düşürmeyip birbirinin haysiyetini örseleyen bir çelişkinin içindeyiz.

Üstelik bütün bunları ilerleme, kalkınma ve medeniyet adına yapıyoruz. Oysa medeniyet, insanın tabiata ne kadar hükmettiğiyle değil, kendisinden güçsüz olana ne kadar merhamet gösterdiğiyle anlaşılır.

Bir ağacın yüz yıllık geçmişini birkaç dakikada yok edebilirsiniz. Fakat o yüz yılı geri getiremezsiniz. Bir insanın kalbini tek cümleyle kırabilirsiniz. Fakat o cümlenin açtığı yarayı bir ömür boyunca kapatamayabilirsiniz.

Bir canlının hayatına son verebilirsiniz. Fakat onun dünyadaki yerini, varoluşunun kendine mahsus hikayesini yeniden yaratamazsınız.

İşte bu yüzden merhamet yalnızca ahlaki bir tercih değil, varlığa karşı duyulan derin bir sorumluluktur.

Çünkü yaşamak bir hak olduğu kadar, başka hayatların hakkını gözetme mesuliyetidir. Bir ağacın halkaları bize zamanın geçtiğini, insanın parmak izleri ise her varoluşun biricikliğini hatırlatır. Fakat asıl mesele bu işaretleri görmek değil, onların taşıdığı manayı kavramaktır.

İnsan da tıpkı ağaç gibi ardında izler bırakır. Kimi gölge olur, kimi yara.

Kimi geçtiği yerde çiçekler açtırır, kimi dokunduğu her şeyi kurutur.

Kimi bir çocuğun duasında yaşar, kimi bir mazlumun ahında.

Ve gün gelir, insanın adı unutulur, yüzü hatırlanmaz, sesi hafızalardan silinir. Fakat bir vakitler gösterdiği merhamet, uzattığı el, koruduğu can, yeşerttiği umut başka hayatlarda yaşamaya devam eder.

Belki de insanın gerçek ömrü, kendi nefesinin bittiği yerde değil, başkalarının hayatında bıraktığı iyiliğin tükendiği yerde sona erer.

Bunun için her fırsatta kendimize sormalıyız; bu dünyadan geçerken neyi çoğalttık?

Sevgiyi mi, nefreti mi?

Merhameti mi, zulmü mü?

Bir ağacın gölgesini mi büyüttük, yoksa bir canlının yaşam alanını mı daralttık?

Bir gönlü mü onardık, yoksa bir insanın içindeki son umudu da mı kırdık?

Parmak izimiz bizi diğer insanlardan ayırır. Fakat ahlakımız, merhametimiz ve vicdanımız bizi insan kılar.

Ağaç, yaşadığı yılları halkalarında saklar. İnsan ise yaşadığı ömrün hesabını vicdanında taşır.

Ve nihayetinde her ikisi de bize aynı büyük hakikati öğretir!

Bu dünyada hiçbir hayat önemsiz değildir. Hiçbir can fazlalık değildir. Hiçbir varlık yalnızca bizim işimize yaradığı kadar değerli değildir.

Çünkü her yaşam, yaratılışın büyük bütünlüğünde kendisine ayrılmış bir yere sahiptir.

Bize düşen, o yeri işgal etmek değil, ona hürmet etmektir.

Zira insan, dünyaya yalnızca kendi izini bırakmak için gelmez. Başka hayatların izini silmeden yaşayabilmek için de gelir. Ve belki de bütün mesele budur; bir gün bu dünyadan ayrıldığımızda, ardımızda kaç iz bıraktığımız değil, hangi izleri silmekten sakındığımız ve hangi yaraları iyileştirdiğimiz konuşulacak.

Vesselam…

Fazıl Ergüt’dan diğer yazılar

Podcast

gdh'i Google'da takip edin

gdh'i Google'da Tercih Edilen Kaynaklar'a ekleyin veya Google Haberler'de takip edin.

Yapay Zekâ Özeti

Her hayat kainatın hafızasında bir izdir

Bu özet yapay zekâ tarafından oluşturulmuştur. Doğruluk için haberin tamamını okuyunuz.

Yazı Boyutu

Haberin görünümü bu boyutta görünücek. Göz yorgunluğu olmadan rahat okuma.

Haberi Paylaş

Sayfayı Paylaş

gdh'yi bir arkadaşınıza tavsiye etme ihtimaliniz 0-10 skalasında kaç olur?

Hiç tavsiye etmezdimKesinlikle tavsiye ederim