21 Temmuz 1922…
Osmanlı Devleti'nin son dönemine damga vuran isimlerden Bahriye Nazırı ve IV. Ordu Kumandanı Ahmed Cemal Paşa, Tiflis'te uğradığı silahlı saldırı sonucu şehit edildi.
Aradan tam 104 yıl geçti.
Ancak bu suikast, üzerinden bir asırdan fazla zaman geçmesine rağmen hâlâ tarihçilerin üzerinde tam anlamıyla uzlaşamadığı olaylardan biri olmayı sürdürüyor.
Suikastı gerçekten kim planladı?
Tetiği çekenler tek başlarına mı hareket ediyordu?
Bu saldırı yalnızca Ermeni Taşnaksutyun Cemiyeti'nin yürüttüğü Nemesis Operasyonu'nun bir parçası mıydı?
Yoksa dönemin Sovyet gizli servisi ÇEKA'nın da perde arkasında rolü var mıydı?
Mustafa Kemal Paşa ile temas kurmaya çalışan Cemal Paşa neden tam da bu süreçte hedef alındı?
Ve en önemlisi...
Cemal Paşa'nın ölümü yalnızca bir intikam suikastı mıydı, yoksa Kafkasya'da şekillenmekte olan yeni güç dengelerinin de bir sonucu muydu?
Bugün elimizde bulunan belgeler bazı sorulara cevap veriyor. Ancak bazı kritik noktalar hâlâ kesin biçimde açıklığa kavuşmuş değil.
Cemal Paşa kimdi ve neden hedef hâline geldi?
1872 yılında Midilli'de doğan Ahmed Cemal Paşa, Harp Akademisi'ni bitirdikten sonra Osmanlı ordusunda hızla yükseldi. II. Meşrutiyet'in ilanında etkili rol oynayan İttihat ve Terakki'nin en güçlü üç isminden biri hâline geldi.
Enver Paşa ve Talat Paşa ile birlikte Osmanlı Devleti'nin son dönem siyasetine yön veren kadronun içinde yer aldı.
I. Dünya Savaşı sırasında Bahriye Nazırlığı yaptı. Aynı zamanda IV. Ordu Kumandanı olarak Suriye ve Filistin cephesini yönetti. Süveyş Kanalı'nı ele geçirmek amacıyla iki büyük harekât düzenledi ancak başarı sağlayamadı.
1918'de Osmanlı Devleti savaşı kaybedince İttihat ve Terakki yöneticileri ülkeyi terk etti.
İstanbul'da haklarında gıyaben idam kararı verildi.
Fakat onları bekleyen tek tehlike bu değildi.
Ermeni Devrimci Federasyonu (Taşnaksutyun), savaş yıllarında sorumlu tuttuğu Osmanlı yöneticilerini tek tek öldürmek amacıyla Nemesis Operasyonu adı verilen gizli bir suikast programı başlattı.
Talat Paşa Berlin'de, Sait Halim Paşa Roma'da öldürüldü.
Sıradaki hedeflerden biri de Cemal Paşa'ydı.
Tiflis'teki son günleri
Savaştan sonra önce Almanya'ya, ardından İsviçre'ye geçen Cemal Paşa, daha sonra Sovyet Rusya'nın davetiyle Moskova'ya gitti.
Bolşevik yönetimiyle temas kurdu.
Ardından Afganistan Emiri Amanullah Han'ın daveti üzerine Kabil'e giderek Afgan ordusunun modernizasyonu için çalışmaya başladı.
Bu dönemde Ankara Hükûmeti ile de irtibatını sürdürüyordu.
Mustafa Kemal Paşa ile mektuplaşıyor, Millî Mücadele'ye katkı sunmanın yollarını arıyordu.
1922 yazında Moskova üzerinden Afganistan'a dönmek üzere yola çıktı.
Yolculuğu sırasında Tiflis'te kısa süreliğine konakladı.
Ancak bu, hayatının son durağı olacaktı.
21 Temmuz 1922: Suikast nasıl gerçekleşti?
21 Temmuz akşamı Cemal Paşa, iki yakın silah arkadaşı Nusret Bey ve Süreyya Bey ile birlikte Tiflis sokaklarında yürüyordu.
Aniden yaklaşan silahlı kişiler tarafından çapraz ateşe alındılar.
Saldırı o kadar hızlı gerçekleşti ki üçü de olay yerinde hayatını kaybetti.
Suikastçılar kısa sürede bölgeden uzaklaştı.
Olay, kısa süre içinde dünya basınında geniş yankı uyandırdı.
Osmanlı Devleti'nin en güçlü isimlerinden biri, sürgünde hayatını kaybetmişti.
Nemesis Operasyonu
Suikastın faili olarak en çok kabul gören görüş, saldırının Ermeni Devrimci Federasyonu'nun yürüttüğü Nemesis Operasyonu kapsamında gerçekleştirildiğidir.
Bu operasyon, 1919 yılında başlatılmış gizli bir suikast ağıydı.
Amaç, savaş yıllarında sorumlu tutulan Osmanlı devlet adamlarını dünyanın farklı şehirlerinde tek tek öldürmekti.
Talat Paşa'nın Berlin'de, Sait Halim Paşa'nın Roma'da öldürülmesiyle aynı zincirin halkalarından biri olarak Cemal Paşa da hedef seçilmişti.
Bugün birçok uluslararası tarih çalışması, Tiflis suikastını Nemesis Operasyonu kapsamında değerlendirmektedir.
ÇEKA iddiaları: Perde arkasında Sovyetler mi vardı?
Ancak olay bununla sınırlı değildir.
Bazı Türk tarihçileri ve araştırmacılar, suikastın yalnızca Ermeni militanların gerçekleştirdiği bağımsız bir operasyon olmadığını ileri sürmektedir.
Bu görüşe göre dönemin Sovyet gizli servisi ÇEKA, Kafkasya'daki çıkarları doğrultusunda operasyona destek vermiş veya en azından göz yummuştur.
Bu iddiayı destekleyen bazı dolaylı bilgiler bulunsa da, bugüne kadar ÇEKA'nın doğrudan emir verdiğini kesin biçimde ortaya koyan tartışmasız bir belge yayımlanmış değildir.
Bu nedenle konu tarihçiler arasında tartışılmaya devam etmektedir.
Mustafa Kemal ile ilişkisi
Cemal Paşa'nın en dikkat çekici yönlerinden biri de Millî Mücadele yıllarında Ankara Hükûmeti ile bağlarını tamamen koparmamış olmasıdır.
Mustafa Kemal Paşa ile yazışıyor, özellikle Afganistan ve Sovyet coğrafyasındaki diplomatik ilişkiler konusunda katkı sağlamaya çalışıyordu.
Bazı araştırmacılar, ilerleyen dönemde Anadolu'ya dönme ihtimalinin bulunduğunu da dile getirmektedir.
Ancak bu konuda kesinleşmiş bir karar veya hazırlık bulunduğunu gösteren resmî belgeler yoktur.
Dolayısıyla bu değerlendirmeler ihtiyatla ele alınmalıdır.
104 yıl sonra hâlâ cevap bekleyen sorular
Cemal Paşa'nın Tiflis'te öldürülmesinin üzerinden 104 yıl geçti.
Suikastı gerçekleştiren tetikçiler büyük ölçüde bilinmesine rağmen, operasyonun tüm ayrıntıları hâlâ tam anlamıyla açıklığa kavuşmuş değildir.
Sovyet istihbaratının rolü neydi?
Operasyonun lojistik desteğini kim sağladı?
Tiflis'teki güvenlik zaafı tesadüf müydü?
Ve Cemal Paşa gerçekten yalnızca Nemesis'in hedeflerinden biri miydi, yoksa dönemin büyük devletleri arasında yürüyen daha geniş bir istihbarat mücadelesinin de kurbanı mı oldu?
Bu soruların tamamına bugün kesin cevap vermek mümkün değil.
Ancak bir gerçek değişmiyor.
21 Temmuz 1922'de Tiflis'te sıkılan kurşunlar yalnızca bir Osmanlı paşasının hayatına son vermedi.
Aynı zamanda, Osmanlı'nın son dönemine damga vuran bir kuşağın hikâyesini de büyük ölçüde kapattı.