Gazze'nin son huzuru: Osmanlı'nın ardından bitmeyen bir asır

7 Kasım 1917'de Osmanlı hâkimiyetinden çıkan Gazze, sonraki yüzyılda işgallerin, savaşların, zorunlu göçlerin ve kuşatmaların yaşandığı bir coğrafyaya dönüştü. Akdeniz'in bu kadim şehri, dört asırlık Osmanlı döneminin ardından neden bir türlü kalıcı huzura kavuşamadı?

Mehmet Dilbaz

Yazan: Mehmet Dilbaz

· 5 dk okuma

Gazze'nin son huzuru: Osmanlı'nın ardından bitmeyen bir asır

Dört asırlık bir hâkimiyetin sonu

7 Kasım 1917.

Birinci Dünya Savaşı'nın Filistin Cephesi'nde İngiliz birlikleri Gazze'ye girdiğinde, yalnızca Osmanlı ordusunun savunma hattı çökmüyordu. Akdeniz kıyısındaki kadim bir şehrin yaklaşık dört asırdır içinde bulunduğu siyasi düzen de sona eriyordu.

1516'da Yavuz Sultan Selim'in Memlükler üzerine düzenlediği sefer sırasında Osmanlı hâkimiyetine giren Gazze, 1917 yılına kadar imparatorluğun Filistin coğrafyasındaki önemli şehirlerinden biri olarak kaldı.

Gazze, Osmanlı idaresinde yalnızca askerî bir mevki değildi. Mısır'dan Şam'a uzanan tarihî güzergâh üzerinde, ticaret kervanlarının geçtiği, hac yolcularının konakladığı, çarşıların kurulduğu, camilerin, medreselerin ve vakıfların faaliyet gösterdiği canlı bir şehirdi.

Şehrin Müslüman ve Hristiyan toplulukları, Osmanlı idaresinin oluşturduğu hukuki ve idari düzen içerisinde hayatlarını sürdürüyorlardı.

Elbette bu dört asırlık dönem bütünüyle savaşsız ve sorunsuz değildi. Gazze zaman zaman salgınlar, ekonomik sıkıntılar, yerel iktidar mücadeleleri ve askerî çatışmalar yaşadı. Ancak Osmanlı hâkimiyeti, bütün bu sorunlara rağmen, şehre uzun süreli bir siyasi aidiyet ve idari devamlılık sağladı.

1917'de kaybedilen, yalnızca bir toprak parçası değil, bu devamlılıktı.

İngilizler iki kez yenildi, üçüncüde Gazze düştü

Birinci Dünya Savaşı başladığında Gazze, Osmanlı Devleti'nin Filistin savunmasında stratejik bir kapıydı.

İngiliz ordusu, Mısır'dan kuzeye ilerleyerek Filistin'i ele geçirmek istiyordu. Ancak Gazze önlerinde beklemediği bir direnişle karşılaştı.

26 Mart 1917'de gerçekleşen Birinci Gazze Muharebesi'nde Osmanlı kuvvetleri İngilizlerin ilerleyişini durdurdu. 17–19 Nisan'daki İkinci Gazze Muharebesi'nde de İngiliz saldırısı başarısızlıkla sonuçlandı.

Gazze, iki büyük saldırıya rağmen teslim olmamıştı.

Fakat İngilizler üçüncü harekât için farklı bir strateji geliştirdiler. General Edmund Allenby komutasındaki kuvvetler, Gazze'nin doğusundaki Birüssebi'yi hedef aldı. 31 Ekim 1917'de Birüssebi'nin kaybedilmesiyle Osmanlı savunmasının doğu kanadı tehlikeye girdi.

Osmanlı birlikleri kuşatılmamak için geri çekilmek zorunda kaldı.

7 Kasım 1917'de İngilizler Gazze'ye girdi.

Böylece 1516'da başlayan Osmanlı hâkimiyeti, yaklaşık 401 yıl sonra sona erdi.

Osmanlı'nın ardından gelen İngiliz mandası

Gazze'nin Osmanlı'dan kopuşu, Filistin'in geleceğini belirleyen gelişmelerle aynı günlere rastlıyordu.

2 Kasım 1917'de İngiltere Dışişleri Bakanı Arthur James Balfour, Filistin'de Yahudi halkı için bir millî yurt kurulmasını destekleyen deklarasyonu yayımlamıştı.

Gazze'nin İngilizlerin eline geçmesinden yalnızca beş gün önce açıklanan bu belge, sonraki yıllarda Filistin meselesinin temel siyasi tartışmalarından biri hâline gelecekti.

Birinci Dünya Savaşı'nın ardından Filistin, Milletler Cemiyetinin kararıyla İngiliz manda yönetimine bırakıldı.

Osmanlı döneminde imparatorluğun geniş bir idari ve ekonomik coğrafyasının parçası olan Gazze, artık geleceği dışarıdan belirlenen bir bölgenin şehriydi.

İngiliz mandası yıllarında Filistin'deki Arap toplumunun bağımsızlık talepleri, Yahudi göçü, toprak meselesi ve iki toplum arasındaki siyasi çatışmalar giderek büyüdü.

1936'da başlayan Arap ayaklanması, Filistin'in içine sürüklendiği krizin önemli göstergelerinden biriydi.

Osmanlı'nın ardından gelen yeni düzen, Filistin'e kalıcı bir siyasi çözüm getirememişti.

1948: Gazze artık mültecilerin şehriydi

1948 yılı, Gazze'nin tarihindeki ikinci büyük kırılma oldu.

İsrail Devleti'nin kuruluşu ve ardından başlayan Arap-İsrail Savaşı sırasında yüz binlerce Filistinli evlerinden ayrılmak zorunda kaldı veya çıkarıldı.

Filistinlilerin Nekbe, yani Büyük Felaket olarak adlandırdığı bu süreçte Gazze, yerinden edilen insanların sığındığı başlıca bölgelerden biri hâline geldi.

Bir zamanlar Mısır ile Şam arasındaki yolların kavşağında bulunan şehir, artık sınırları daralmış bir toprak şeridinin merkezindeydi.

1948 savaşının ardından Gazze Şeridi Mısır yönetimine geçti. Ancak burada yaşayan Filistinliler bağımsız bir devlete kavuşamadı.

Mülteci kampları kuruldu. Aileler parçalandı. İnsanlar, birkaç kilometre ötedeki köylerine ve evlerine dönemeden yeni bir hayata başlamak zorunda kaldı.

Gazze'nin kaderini belirleyen kavramlar artık ticaret, kervan ve liman değil; sınır, mülteci ve savaş olmuştu.

1967: Yeni bir işgal dönemi

Haziran 1967'de yaşanan Altı Gün Savaşı, Gazze'nin siyasi statüsünü yeniden değiştirdi.

İsrail, Mısır'ın yönetimindeki Gazze Şeridi'ni işgal etti.

Böylece 1917'de Osmanlı hâkimiyetinden çıkan şehir, yarım yüzyıl içinde İngiliz ve Mısır idarelerinden geçmiş, ardından İsrail işgali altına girmişti.

Sonraki yıllarda Gazze, Filistin direnişinin önemli merkezlerinden biri oldu.

1987'de başlayan Birinci İntifada'nın ilk büyük gösterileri Gazze Şeridi'nde yaşandı. 1990'larda Oslo Anlaşmaları, Filistinlilere kendi kendilerini yönetme yolunda umut verse de bağımsız devlet ve kalıcı barış hedefi gerçekleşmedi.

2005'te İsrail, Gazze'deki askerlerini ve yerleşimcilerini çekti. Ancak bölgenin sınırları, hava sahası ve deniz erişimi üzerindeki kısıtlamalar devam etti.

2007'de Hamas'ın Gazze'de yönetimi ele geçirmesinin ardından İsrail'in uyguladığı abluka ve Mısır sınırındaki kısıtlamalar, bölgenin ekonomik ve insani koşullarını daha da ağırlaştırdı.

Gazze, yeni yüzyıla da huzurla girememişti.

Bir şehrin bitmeyen acısı

2008–2009, 2012, 2014 ve 2021 yıllarında yaşanan büyük çatışmalar, Gazze'nin zaten kırılgan olan hayatını defalarca sarstı.

7 Ekim 2023'te Hamas öncülüğündeki silahlı grupların İsrail'e düzenlediği, sivillerin öldürüldüğü ve rehinelerin alındığı saldırının ardından başlayan İsrail askerî harekâtı ise Gazze'de çok büyük bir insani yıkıma yol açtı.

Mahalleler, hastaneler, okullar, tarihî yapılar ve ibadethaneler ağır zarar gördü. Çok sayıda sivil hayatını kaybetti; yüz binlerce insan tekrar tekrar yerinden edildi.

Gazze'nin tarihî dokusu da bu yıkımdan payını aldı.

Yüzyıllar boyunca farklı devletlerin, hanedanların ve toplumların izlerini taşıyan şehir, artık kendi geçmişini korumakta bile zorlanan bir coğrafyaya dönüşmüştü.

Gazze'nin son uzun istikrar dönemi

Bugün Gazze'nin tarihine bakıldığında çarpıcı bir karşılaştırma ortaya çıkıyor.

Osmanlı Devleti, bu şehri yaklaşık dört asır boyunca yönetti. Osmanlı hâkimiyetinin sona ermesinden sonraki bir asrı aşkın dönemde ise Gazze, birbirini izleyen yönetim değişiklikleri, savaşlar, işgaller, zorunlu göçler ve kuşatmalarla karşılaştı.

Bu karşılaştırma, Osmanlı döneminin kusursuz bir barış çağı olduğunu göstermez. Fakat tarihî bir gerçeğe işaret eder: Gazze'nin son yüzyılında, Osmanlı dönemindeki kadar uzun süreli bir siyasi ve idari devamlılık kurulamadı.

1917'de Gazze'ye giren İngiliz askerleri, yalnızca bir şehri ele geçirdiklerini düşünüyor olabilirlerdi.

Oysa o gün, Filistin'in geleceğini belirleyecek çok daha büyük bir kırılmanın parçasıydı.

Gazze, Osmanlı'nın ardından İngiliz mandasını, 1948 felaketini, Mısır idaresini, İsrail işgalini, ablukayı ve peş peşe gelen savaşları yaşadı.

Bir zamanlar Akdeniz kıyısında kervanların ve tüccarların buluştuğu bu kadim şehir, sonraki nesiller için giderek yerinden edilmenin ve hayatta kalma mücadelesinin sembolü hâline geldi.

7 Kasım 1917'de Gazze'de Osmanlı hâkimiyeti sona erdi. Aradan geçen bir asrı aşkın zaman, bu şehrin kaybettiği uzun soluklu istikrarı yeniden kazanmasına yetmedi.

Gazze'nin son dört asırlık düzeni tarihe karıştı. Ardından gelen yüzyıl ise huzuru değil, bitmeyen bir mücadeleyi getirdi.

Mehmet Dilbaz’dan diğer yazılar

Podcast

gdh'i Google'da takip edin

gdh'i Google'da Tercih Edilen Kaynaklar'a ekleyin veya Google Haberler'de takip edin.

Yapay Zekâ Özeti

Gazze'nin son huzuru: Osmanlı'nın ardından bitmeyen bir asır

Bu özet yapay zekâ tarafından oluşturulmuştur. Doğruluk için haberin tamamını okuyunuz.

Yazı Boyutu

Haberin görünümü bu boyutta görünücek. Göz yorgunluğu olmadan rahat okuma.

Haberi Paylaş

Sayfayı Paylaş

gdh'yi bir arkadaşınıza tavsiye etme ihtimaliniz 0-10 skalasında kaç olur?

Hiç tavsiye etmezdimKesinlikle tavsiye ederim