Çanakkale Savaşları'nın ilk şehitleri, tarihe geçen 18 Mart Deniz Zaferi'nden aylar önce verilmişti.
Çanakkale'de savaşın ilk işaretleri
1914 yılının sonbaharında Avrupa, Birinci Dünya Savaşı'nın ilk aylarını yaşıyordu. Osmanlı Devleti ise giderek büyüyen savaşın dışında kalmaya çalışırken Almanya ile kurduğu askerî ittifak nedeniyle çatışmanın içine çekiliyordu.
29 Ekim 1914'te Osmanlı donanmasının Karadeniz'deki Rus limanlarını bombalaması, gelişmelerin seyrini değiştirdi. Rusya, 2 Kasım'da Osmanlı Devleti'ne savaş ilan etti.
İngiltere ve Fransa da harekete geçti.
İtilaf Devletleri açısından Çanakkale Boğazı büyük stratejik öneme sahipti. Boğazın kontrol altına alınması, İstanbul'un tehdit edilmesini ve müttefikleri Rusya ile deniz yoluyla bağlantı kurulmasını sağlayabilirdi.
İngiliz Deniz Bakanı Winston Churchill, Çanakkale Boğazı'nın girişindeki Osmanlı savunmasının bombardımanla yoklanmasını istedi.
Henüz 1915 yılında gerçekleştirilecek büyük deniz harekâtına karar verilmemişti. Ancak İngilizler, Boğaz girişindeki tabyaların ateş gücünü ve savunma imkânlarını sınamak istiyordu.
Bu karar, 3 Kasım 1914 sabahı uygulanacaktı.
Saat 06.50: İlk toplar ateşlendi
3 Kasım sabahı, İngiliz ve Fransız savaş gemilerinden oluşan bir filo Çanakkale Boğazı'nın girişine yaklaştı.
İngiliz savaş gemileri Seddülbahir ve Ertuğrul tabyalarını, Fransız savaş gemileri ise Anadolu yakasındaki Kumkale ve Orhaniye tabyalarını hedef aldı.
Saat 06.50'de bombardıman başladı.
Gemiler, Osmanlı kıyı toplarının etkili menzilinin dışında kalacak şekilde konumlanmıştı. Bu nedenle Osmanlı topçusunun karşılık verme imkânı oldukça sınırlıydı.
Boğazın iki yakasında art arda patlamalar yaşanırken İngiliz ve Fransız topları Osmanlı savunma mevzilerini hedef almaya devam etti.
Saldırı yaklaşık 17 dakika sürdü.
Fakat bu kısa süre, Çanakkale tarihinin en acı hadiselerinden birinin yaşanmasına yetti.
Seddülbahir'de büyük patlama
Bombardımanın en ağır sonuçları, Gelibolu Yarımadası'nın güney ucundaki Seddülbahir Kalesi'nde ortaya çıktı.
- yüzyılda Hatice Turhan Sultan tarafından yaptırılan kale, yüzyıllardır Çanakkale Boğazı'nın girişini koruyan önemli savunma yapılarından biriydi.
İngiliz savaş gemilerinden atılan iki ağır top mermisi, Seddülbahir'deki merkez cephaneliğinin bulunduğu bölgeye isabet etti.
Ardından büyük bir patlama meydana geldi.
Cephanelikte bulunan barut ve mühimmatın infilak etmesiyle kalenin bir bölümü ağır hasar gördü. Patlamanın etkisi, bombardımanın doğrudan yol açtığı tahribattan çok daha büyük oldu.
Seddülbahir'de 5 subay ve 81 er olmak üzere toplam 86 Osmanlı askeri şehit düştü.
Bu askerler, Çanakkale Savaşları'nın ilk şehitleri olarak tarihe geçti.
Şehitler arasında Kale Komutanı Yüzbaşı Şevki Bey, Kale Komutan Muavini Üsteğmen Cevdet Bey, Üsteğmen Hasan Pala, Üsteğmen Rıza ve Teğmen Eşref de bulunuyordu.
Henüz büyük kara muharebeleri başlamamış, 18 Mart Deniz Zaferi yaşanmamıştı.
Ancak Çanakkale, ilk büyük kayıplarını vermişti.
İngilizler neden yalnızca 17 dakika ateş açtı?
3 Kasım bombardımanı, Çanakkale Boğazı'nı zorlayarak geçmeyi amaçlayan kapsamlı bir saldırı değildi.
İngiliz Deniz Bakanlığı'nın hedefi, Osmanlı kıyı savunmasını yoklamak ve Boğaz girişindeki tahkimata zarar vermekti.
Bu nedenle savaş gemilerine, Osmanlı toplarının etkili menziline girmeden ateş açmaları ve ardından geri çekilmeleri emredilmişti.
Bombardıman sona erdiğinde İtilaf donanması Boğaz'dan uzaklaştı.
Ancak Seddülbahir'deki patlama, İngilizlere Osmanlı savunmasının bazı zayıf noktalarını da göstermişti.
Özellikle eski tahkimatın, modern savaş gemilerinin uzun menzilli ağır topları karşısında ne kadar savunmasız kalabileceği ortaya çıkmıştı.
Buna rağmen Çanakkale'nin savunması yalnızca kıyı kalelerinden ibaret değildi.
Boğazın dar kesimlerindeki tabyalar, mayın hatları ve hareketli topçu birlikleri, sonraki aylarda İtilaf donanmasının karşılaşacağı çok daha karmaşık bir savunma sistemi oluşturacaktı.
18 Mart'a uzanan süreç
3 Kasım bombardımanının ardından Çanakkale Boğazı'ndaki askerî hazırlıklar hız kazandı.
Osmanlı komutanlığı savunma mevzilerini güçlendirmeye, mayın hatlarını genişletmeye ve birliklerini muhtemel bir deniz harekâtına karşı hazırlamaya devam etti.
İtilaf Devletleri ise Boğaz'ın denizden zorlanması konusunda yeni planlar geliştirdi.
19 Şubat 1915'te İngiliz ve Fransız donanması Çanakkale girişindeki tabyalara yeniden saldırdı. Bu kez amaç, Boğaz savunmasını aşamalı olarak etkisiz hâle getirmekti.
25 Şubat'ta yeni bombardımanlar gerçekleştirildi.
Ardından Mart ayındaki saldırılar geldi.
18 Mart 1915'te İtilaf donanması, Çanakkale Boğazı'nı geçmek amacıyla büyük bir harekâta girişti. Ancak Osmanlı topçusunun direnişi ve mayın hatlarının etkisiyle ağır kayıplar verdi.
Bu başarısızlık, İtilaf Devletleri'nin kara harekâtına yönelmesinde belirleyici oldu.
25 Nisan 1915'te Gelibolu Yarımadası'na yapılan çıkarmalarla Çanakkale Savaşları'nın yeni ve çok daha kanlı safhası başladı.
Çanakkale'nin unutulan ilk şehitleri
Bugün Çanakkale denildiğinde çoğu kişinin aklına 18 Mart Deniz Zaferi veya 25 Nisan'da başlayan kara muharebeleri geliyor.
Oysa Çanakkale'de ilk büyük kayıplar, bu tarihlerden aylar önce yaşanmıştı.
3 Kasım 1914 sabahı Seddülbahir'de şehit düşen 86 Osmanlı askeri, savaşın ilk kurbanları arasında yer aldı.
Bugün Seddülbahir Kalesi yakınındaki İlk Şehitler Anıtı ve Cephanelik Şehitliği, o sabah hayatını kaybeden askerlerin hatırasını yaşatıyor.
Çanakkale'de savaşın ilk büyük acısı, 18 Mart 1915'te değil, 3 Kasım 1914 sabahı yaşandı.
Yalnızca 17 dakika süren bombardıman, aylar sonra dünyanın en büyük savaşlarından birine sahne olacak Boğaz'da yeni bir dönemin başladığını haber veriyordu.