KGB’nin Tahran’daki adamı: Sovyetlerin İran’daki casusluk ağını İngilizlere veren Vladimir Kuzichkin

Mehmet Dilbaz

Yazan: Mehmet Dilbaz

· 5 dk okuma

KGB’nin Tahran’daki adamı: Sovyetlerin İran’daki casusluk ağını İngilizlere veren Vladimir Kuzichkin

1970’lerin sonunda İran, dünyanın en büyük istihbarat savaşlarından birinin merkezindeydi.

Şah rejimi çökerken ABD, Sovyetler Birliği ve İngiltere ülkede yaşananları anlamaya çalışıyor; İranlı komünistler, İslamcılar, milliyetçiler ve farklı silahlı gruplar iktidar mücadelesi veriyordu.

Tam bu karmaşanın ortasında, Sovyetler Birliği'nin Tahran Büyükelçiliği'nde çalışan genç bir diplomat vardı:

Vladimir Anatolyeviç Kuzichkin.

Fakat Kuzichkin gerçekte sıradan bir diplomat değildi.

O, Sovyetler Birliği'nin dış istihbarat teşkilatı KGB'nin en gizli bölümlerinden birinde görev yapan bir subaydı.

Ve birkaç yıl sonra Sovyetlerin İran'daki istihbarat faaliyetlerine büyük darbe vuracak bir firarın başrolünde yer alacaktı.

Moskova'dan Tahran'a

Kuzichkin 1970'lerin başında İran'la tanıştı. İlk olarak 1973'te tercüman olarak İran'a gitti. Daha sonra KGB tarafından yetiştirildi ve Sovyet dış istihbaratının personel yetiştiren Kızıl Bayrak Enstitüsü'nde eğitim aldı.

Temmuz 1976'da eğitimini tamamladıktan sonra KGB Birinci Baş Müdürlüğü bünyesindeki son derece hassas S Müdürlüğü'ne atandı.

Bu birim özellikle Sovyet diplomatik yapısının dışında veya gizli kimliklerle faaliyet gösterebilen “illegal” ajanlarla ilgili operasyonlardan sorumluydu.

Kuzichkin'in bağlı bulunduğu bölümün ilgi alanında İran, Afganistan ve Türkiye bulunuyordu. 1977'de yeniden Tahran'a gönderildiğinde Sovyet Büyükelçiliği'ndeki diplomatik görevi onun resmî kimliğiydi; asıl işi ise KGB operasyonlarıydı. Kendi hatıratı da 1977–1982 arasında Tahran'da KGB'nin illegal operasyonları bünyesinde çalıştığını anlatıyor.

Şah devrilirken KGB Tahran'daydı

Kuzichkin'in görev yaptığı dönem olağanüstüydü.

1978'de İran sokakları karışmaya başladı.

1979'da Şah Muhammed Rıza Pehlevi ülkeyi terk etti ve Ayetullah Humeyni İran'a döndü.

İran İslam Devrimi gerçekleşmişti.

Fakat devrimin ardından ülkenin hangi siyasi istikamete gideceği henüz kesin değildi.

İran'ın en eski komünist yapılanmalarından Tudeh Partisi yeniden güç kazanmaya çalışıyordu. Sovyetler de Tudeh ile uzun yıllara dayanan ilişkilere sahipti.

Ancak günümüzde açılan Sovyet belgelerine dayanan araştırmalar önemli bir noktayı gösteriyor: KGB İran Devrimi'ni yöneten görünmez güç değildi. Aksine Moskova da devrimin gelişimi karşısında büyük ölçüde hazırlıksız yakalanmıştı.

Devrimden sonra KGB, Tudeh'in siyasi etkisini yeniden kurmasına yardımcı olmaya çalıştı. Sovyetlerin uzun vadeli beklentilerinden biri, İran'daki sol güçlerin birleşerek siyasi ağırlık kazanmasıydı. Fakat bu strateji beklenen sonucu vermedi.

KGB'nin gizli adamları

Kuzichkin'in işi özellikle hassastı.

Tahran'daki KGB rezidenturasının “N Line” bölümünde çalışıyor ve illegal ajanların faaliyetlerinin korunmasıyla ilgileniyordu.

Bu görev ona Sovyetlerin İran'daki istihbarat yapılanması hakkında önemli bilgiler sağladı.

1979'dan sonra İran'daki durum daha da karmaşık hâle geldi.

Sovyetler Aralık 1979'da Afganistan'ı işgal etti.

Eylül 1980'de İran-Irak Savaşı başladı.

İran İslam Cumhuriyeti ise içerideki siyasi rakiplerini giderek daha sert biçimde tasfiye etmeye başladı.

Önce Halkın Mücahitleri gibi örgütler hedef alındı.

Tudeh Partisi ise başlangıçta Humeyni yönetimini destekleyerek kendisini koruyabileceğini düşündü.

Bu hesap ölümcül biçimde yanlış çıkacaktı.

Sonra KGB subayı ortadan kayboldu

2 Haziran 1982.

Kuzichkin Sovyet Büyükelçiliği'nden ayrıldı.

Türkiye sınırına doğru hareket etti ve İngilizlerin sağladığı “Michael Rod” adına düzenlenmiş pasaportla Türkiye'ye geçti.

KGB'nin en gizli birimlerinden birinin subayı artık Batı'nın elindeydi.

Firarının nedeni bugün bile tamamen açıklığa kavuşmuş değildir.

Kuzichkin yıllar sonra kendi hikâyesini anlattı.

KGB Tahran rezidenturasının başındaki Leonid Şebarşin ile birlikte bazı son derece önemli belgeleri fotoğraflamış ve filmleri gizli bir yerde saklamışlardı.

Kuzichkin'e göre 1982 baharında saklanan filmlerin kaybolduğunu fark etti.

Sorumlu tutulacağından ve başına geleceklerden korktu.

Kaçmaya karar verdi.

Fakat bu anlatının tamamı tartışmalıdır.

Bazı kaynaklar Kuzichkin'in kaçışından çok daha önce İngiliz istihbaratıyla temas kurduğunu ve MI6 adına çift taraflı çalıştığını ileri sürüyor. Bu iddiaya göre İngilizlerle ilişkisi 1981'e kadar gidiyordu.

Kesin olarak bildiğimiz şey, firarının ardından İngilizlerin elinde son derece değerli bir KGB subayı bulunduğudur.

Moskova için felaket

Kuzichkin'in bildikleri sıradan bilgiler değildi.

1982'de Batılı kaynaklar onun KGB'nin İran'daki operasyonları, yurtdışındaki ajanları ve operasyon planları hakkında İngilizlere önemli bilgiler verdiğini bildiriyordu.

Dönemin haberlerinde özellikle İran'daki Sovyet ajanları ve Tudeh bağlantıları üzerinde duruluyordu.

Kuzichkin daha sonra İngiliz istihbaratı tarafından sorgulandı.

CIA de kendisinden bilgi aldı.

Ve hikâyenin en karanlık bölümü burada başladı.

Bilgiler Humeyni'ye ulaştı

Amerikan istihbaratının Kuzichkin'den elde ettiği Sovyet ve Tudeh operasyonlarına ilişkin bazı bilgileri İran yönetimine aktardığına dair güçlü tarihsel kanıtlar bulunuyor.

1983 başında İran yönetimi Tudeh Partisi'ne karşı büyük bir operasyon başlattı.

Partinin liderleri tutuklandı.

Bazıları televizyonda “itiraflarda” bulunmaya zorlandı.

Tudeh'in askerî ve siyasi yapılanması ağır biçimde tasfiye edildi.

İran ayrıca 18 Sovyet diplomatını sınır dışı etti.

KGB'nin İran'da yıllar içerisinde oluşturduğu ağ büyük ölçüde çöktü.

Fakat burada çok önemli bir ayrım yapmak gerekiyor.

Uzun yıllar boyunca bu operasyonun doğrudan “Kuzichkin'in verdiği liste sayesinde” gerçekleştirildiği anlatıldı.

Günümüzde arşiv belgeleri üzerinde çalışan bazı tarihçiler buna itiraz ediyor.

Dmitry Asinovskiy'nin Iranian Studies dergisinde yayımlanan araştırmasına göre İran yönetimi Kuzichkin'in firarından önce Tudeh'e karşı harekete geçmeye başlamıştı. İngiliz yetkililerin Kuzichkin'le yaptığı ve bugün bilinen sorgulama kayıtlarında da Tudeh ajanlarının listesini teslim ettiğini gösteren açık bir kayıt bulunmuyor.

Araştırma bu nedenle Kuzichkin'in Tudeh'in yok edilmesi kararındaki etkisinin muhtemelen daha sınırlı olduğunu savunuyor.

Bununla birlikte KGB'nin diplomatik örtü altında çalışan personeli ve Sovyet operasyonları hakkında bilgi vermiş olması, 1983'te Sovyet diplomatlarının sınır dışı edilmesinde etkili olmuş olabilir.

Peki Sovyetler İran'da darbe mi hazırlıyordu?

Kuzichkin hikâyesinin en sansasyonel iddiası budur.

Bazı Batılı istihbarat anlatılarında Sovyetlerin Tudeh'i kullanarak İran'da bir komünist iktidar kurmayı planladığı ve gerektiğinde askerî müdahaleye hazırlanıldığı ileri sürülmüştür. 1982'de Batı basınında Kuzichkin'in Sovyetlerin İran'da şartlar uygun hâle geldiğinde iktidarı ele geçirmek için yürüttüğü uzun vadeli faaliyetleri açığa çıkardığı haberleri yayımlandı.

Ancak “1981'de Afganistan ve Türkmenistan'da Sovyet tankları bekliyordu; emir geldiğinde İran'a girecek, Tudeh darbe yapacak ve Moskova Hürmüz Boğazı'nı ele geçirecekti” şeklindeki çok daha ayrıntılı anlatıyı kesinleşmiş tarihî gerçek olarak vermek için mevcut kanıtlar yeterli değil.

Açılan Sovyet belgeleri daha karmaşık bir tablo gösteriyor.

Moskova Tudeh'in güçlenmesini istiyordu ve İran'daki gelişmeleri Sovyet nüfuzunu artırmak için kullanmaya çalışıyordu. Ancak KGB'nin İran'daki faaliyetleri büyük ölçüde Tudeh ile temas, para aktarımı, istihbarat ve siyasi nüfuz faaliyetlerinden oluşuyordu.

Bir adam, büyük bir istihbarat felaketi

Kuzichkin sonunda İngiltere'ye ulaştı.

Ekim 1982'de İngiliz hükümeti firarını kamuoyuna açıkladığında Batı basını onu KGB açısından son derece değerli bir kayıp olarak tanımlıyordu.

Çünkü Sovyetler yalnızca bir subay kaybetmemişti.

S Müdürlüğü'nün içinden gelen bir adam Batı'ya geçmişti.

TIME dergisi o dönemde Kuzichkin'i KGB'nin “ultra gizli” S Müdürlüğü'nde görev yapan bir binbaşı olarak tanımlıyordu. Kendisi Afganistan'daki Sovyet operasyonları konusunda da Batı'ya önemli bilgiler verdi.

Yıllar sonra yaşadıklarını kitaplaştırdı.

İngiltere'de 1990'da Inside the KGB: Myth and Reality, ABD'de ise Inside the KGB: My Life in Soviet Espionage adıyla yayımlanan hatıratı, KGB'nin dış operasyonlarının içeriden anlatıldığı dikkat çekici kaynaklardan biri hâline geldi.

Kuzichkin'in hikâyesinin belki de en çarpıcı tarafı ise paradoksudur.

Sovyet istihbaratının İran'daki nüfuzunu kırmak amacıyla Batı'ya geçen bir KGB subayından elde edilen bilgiler, sonunda İran İslam Cumhuriyeti'nin komünist muhalefeti tasfiye etmesine de yardımcı oldu.

Soğuk Savaş'ın İran cephesinde bazen düşmanınızın düşmanı dostunuz değildi.

Yalnızca o gün için işinize yarayan başka bir düşmandı.

Diğer yazarlar

Podcast

gdh'i Google'da takip edin

Google'un yeni Tercih Edilen Kaynaklar özelliğiyle veya Google Haberler'den gdh içeriklerini doğrudan akışınıza ekleyin.

Yazı Boyutu

Haberin görünümü bu boyutta görünücek. Göz yorgunluğu olmadan rahat okuma.

Haberi Paylaş

Sayfayı Paylaş

gdh'yi bir arkadaşınıza tavsiye etme ihtimaliniz 0-10 skalasında kaç olur?

Hiç tavsiye etmezdimKesinlikle tavsiye ederim