Preveze’den Mavi Vatan’a: Denizlere hâkim olmadan büyük güç olunmaz

Mehmet Dilbaz

Yazan: Mehmet Dilbaz

· 3 dk okuma

Preveze’den Mavi Vatan’a: Denizlere hâkim olmadan büyük güç olunmaz

Tarih boyunca devletlerin kaderini yalnızca ordularının karada kazandığı savaşlar belirlemedi. Limanlara, ticaret yollarına, boğazlara ve açık denizlere hükmedebilmek de en az kara hâkimiyeti kadar önemliydi.

Osmanlı Devleti bunun önemini erken fark eden imparatorluklardan biriydi. İstanbul’un fethinden sonra Karadeniz’den Ege’ye, Adriyatik’ten Doğu Akdeniz’e uzanan geniş bir coğrafyada kalıcı olabilmenin yolu güçlü bir donanmadan geçiyordu.

28 Eylül 1538’de kazanılan Preveze Deniz Zaferi, bu stratejik anlayışın en önemli dönüm noktalarından biri oldu.

Akdeniz'de büyük hesaplaşma

  1. yüzyılın ilk yarısında Osmanlı artık yalnızca Balkanlar ve Anadolu’nun büyük kara gücü değildi. Kanuni Sultan Süleyman döneminde imparatorluğun siyasi ve askerî nüfuzu Akdeniz’e doğru hızla genişliyordu.

Bu yükseliş Avrupa’da ciddi bir endişe yaratmıştı.

Papa III. Paulus’un girişimleriyle Osmanlılara karşı Papalık, Venedik, İspanya, Ceneviz ve Malta şövalyelerinin de yer aldığı bir Kutsal İttifak donanması oluşturuldu. Başında dönemin en meşhur denizcilerinden Cenevizli Andrea Doria bulunuyordu.

Osmanlı donanmasının başında ise bir başka efsane vardı:

Barbaros Hayreddin Paşa.

İki taraf 1538 sonbaharında Adriyatik ile İyon Denizi'nin birleştiği stratejik bölgede karşı karşıya geldi.

Kâğıt üzerinde Kutsal İttifak’ın önemli bir sayısal üstünlüğü bulunuyordu. Fakat deniz savaşları yalnızca gemi sayısıyla kazanılmıyordu. Rüzgârı, kıyıyı, manevra sahasını ve gemilerin kabiliyetlerini doğru kullanabilmek belirleyiciydi.

Barbaros, Preveze önlerinde bunu gösterdi.

Barbaros'un zaferi

28 Eylül'deki muharebede Osmanlı kadırgalarının hareket kabiliyeti, komuta bütünlüğü ve Barbaros'un taktikleri karşısında müttefik donanması istediği savaş düzenini kuramadı.

Andrea Doria geri çekilmek zorunda kaldı.

Preveze, Osmanlıların Akdeniz’de kazandığı en önemli deniz zaferlerinden biri olarak tarihe geçti. Zafer, tek başına Akdeniz'in tamamını bir anda “Osmanlı gölü” hâline getirmedi; bölgede Venedik, İspanya ve diğer deniz güçleri varlıklarını sürdürdüler.

Fakat artık göz ardı edilemeyecek bir gerçek vardı:

Osmanlı, Akdeniz'in başlıca deniz güçlerinden biriydi.

Üstelik bunun anlamı yalnızca askerî değildi.

Denize hâkim olmak neden bu kadar önemliydi?

Akdeniz, üç kıtanın birbirine bağlandığı devasa bir ekonomik ve askerî koridordu.

Deniz yollarına hâkim olmak; ticaretin güvenliğini sağlamak, orduların ve mühimmatın sevkiyatını kolaylaştırmak, adaları ve kıyıları korumak, rakip devletlerin hareket alanını sınırlamak ve gerektiğinde savaş gücünü binlerce kilometre uzağa taşıyabilmek anlamına geliyordu.

Osmanlı'nın Kuzey Afrika'dan Balkanlar'a ve Doğu Akdeniz'e uzanan geniş coğrafyasını yalnızca kara ordusuyla koruması mümkün değildi.

Bu nedenle Barbaros'un donanması yalnızca savaş gemilerinden oluşan bir kuvvet değildi.

İmparatorluğun denizdeki egemenlik aracıdır.

Preveze'nin bugün hâlâ hatırlanmasının asıl sebeplerinden biri de budur.

Preveze’den Mavi Vatan’a

Aradan yaklaşık beş asır geçti.

Gemiler, silahlar ve savaş teknolojileri tamamen değişti. Ancak coğrafya değişmedi.

Türkiye bugün üç tarafı denizlerle çevrili bir ülke. Karadeniz, Ege ve Akdeniz; Türkiye'nin güvenliği, dış ticareti, enerji politikaları ve bölgesel ilişkileri açısından doğrudan önem taşıyor.

Günümüzde “Mavi Vatan”, Türkiye'nin çevresindeki deniz alanlarındaki egemenlik, egemen haklar ve deniz yetki alanlarına ilişkin stratejik yaklaşımı ifade eden bir kavram olarak kullanılıyor. Kavramın kapsamı ve özellikle Ege ile Doğu Akdeniz'deki deniz yetki alanlarının sınırlandırılması konusunda Türkiye ile bazı komşuları arasında hukuki ve siyasi uyuşmazlıklar bulunuyor.

Dolayısıyla 16. yüzyılın imparatorluk mücadelesi ile 21. yüzyılın uluslararası hukuk düzenini bire bir aynı şey olarak görmek doğru olmaz.

Ancak Preveze'nin hatırlattığı temel stratejik gerçek güncelliğini koruyor:

Bir ülkenin denizlerle çevrili olması tek başına avantaj değildir.

O denizlerde ulaşımını koruyabilmesi, ticaretini sürdürebilmesi, kıyılarını savunabilmesi ve uluslararası hukuktan kaynaklandığını ileri sürdüğü hak ve menfaatlerini etkin biçimde takip edebilmesi gerekir.

Donanma yalnızca savaş için değildir

Modern deniz gücünün görevi de yalnızca savaşmak değildir.

Donanmalar caydırıcılık sağlar, deniz ticaret yollarının güvenliğine katkıda bulunur, kriz zamanlarında tahliye ve insani yardım operasyonları gerçekleştirir, deniz yetki alanlarında devletin varlığını destekler ve dış politikanın erişim kapasitesini artırır.

Bu yüzden tarih boyunca büyük devletlerin yükselişinde güçlü donanmalar sürekli karşımıza çıkar.

Venedik'in zenginliği, Portekiz ve İspanya'nın okyanuslara açılması, Hollanda'nın ticaret imparatorluğu ve daha sonra Britanya'nın küresel yükselişi deniz gücünden bağımsız düşünülemez.

Osmanlı tarihinde de benzer bir ders vardır.

Denizde güçlendiği dönemlerde imparatorluğun Akdeniz'deki hareket alanı genişledi; deniz gücünün gerilediği dönemlerde ise kıyıları ve adaları üzerindeki baskı arttı.

Beş asırlık ders

28 Eylül 1538 sabahında Preveze açıklarında karşı karşıya gelen gemiler bugün yok.

Barbaros'un kadırgalarının yerini fırkateynler, denizaltılar, insansız sistemler ve uzun menzilli silahlar aldı.

Fakat haritaya bakıldığında değişmeyen bir şey görülüyor.

Anadolu hâlâ Karadeniz, Ege ve Akdeniz'in tam ortasında duruyor.

Bu nedenle Preveze yalnızca geçmişte kazanılmış büyük bir deniz savaşının yıldönümü değildir. Türkiye açısından denizlerin ekonomik, askerî ve jeopolitik değerini hatırlatan tarihsel bir örnektir.

Barbaros Hayreddin Paşa'nın yaklaşık beş asır önce gösterdiği gerçek basitti:

Deniz, yalnızca kıyının bittiği yer değildir.

Ticaretin, güvenliğin, diplomasinin ve güç mücadelesinin devam ettiği alandır.

Ve Preveze'nin bugüne bıraktığı en önemli miras da belki budur:

Denizlere sırtını dönen bir devlet, coğrafyasının kendisine sunduğu imkânların önemli bir bölümünden vazgeçer.

Diğer yazarlar

Podcast

gdh'i Google'da takip edin

Google'un yeni Tercih Edilen Kaynaklar özelliğiyle veya Google Haberler'den gdh içeriklerini doğrudan akışınıza ekleyin.

Yazı Boyutu

Haberin görünümü bu boyutta görünücek. Göz yorgunluğu olmadan rahat okuma.

Haberi Paylaş

Sayfayı Paylaş

gdh'yi bir arkadaşınıza tavsiye etme ihtimaliniz 0-10 skalasında kaç olur?

Hiç tavsiye etmezdimKesinlikle tavsiye ederim